KENT SERİSİ 21: KARTEPE ZİRVESİ 2022

Dilek ALP

"Maalesef mazide, askeri bir hareket Türkiye'nin sanayileşme ihtiyacını iki misli arttırmıştır. Bunun için Türkiye kendi çevresini tahrip etmiş, sanayileşmiş ve aşırı derecede bir göç başlamıştır. Şehirlere göç çekmek bir cehalettir. Bereketli bir ülkede şuan açlıktan öleceğim, böyle bir şey olabilir mi? Şehirleri düzenlememizin zamanı geldi, geçiyor. İlk önce şu zehirli mıntıkaları temizlemeliyiz. Ünlü Bursa şeftalisi gitti, millet unuttu. Parayı yemedikten sonra tabiatın güzelliklerinden istifade edemedikten sonra zenginlik ne işe yarar. Peynirimizin küfü eski küf değil. Yediğimiz otlar eski otlar değil. Bunların arasında para kazanmanın bir anlamı kalmıyor. Dünya değişmedi. Bu, kendi bulunduğumuz çevreyi yok etmemizi gerektirmiyor. Onunla yaşamalıyız ve onu ıslah etmeliyiz. Şu an Dünya'daki en ideal şehir Roma'dır."

Prof. Dr. İlber Ortaylı
27 Mart 2022 / Kartepe Zirvesi
Dirençli Şehirler ve Şehrin Dönüşümü

 



Geçen hafta 24-27 Mart 2022 tarihlerinde dört gün süren, özenle hazırlanan ve gerçekleştirilen büyük bir şehircilik buluşması yaşadı Kocaeli Bölgesi. Sadece Kocaeli Bölgesi demek büyük haksızlık olur çünkü benim şahsen tanıdığım birçok bilim insanı Türkiye’nin dört bir yanından sadece konuşmaları dinlemek için katılım sağladı.

Bundan önceki 3 zirveye de dinleyici olarak katılım sağlamıştım geçmiş yıllarda. 30 yıl yerel yönetimlerde görev yapmam ve çalışma alanımın kentleşme ile yakından ilişkili olması sebebiyle kaçırmam mümkün değildi. Bu sene bu alışkanlığımdan vazgeçmediğim için birçok yönden mutluyum.

Dirençli Şehirler ve Şehrin Dönüşümü” temasıyla Türkiye’nin ve dünyanın uzman akıllarını bir araya getiren Kartepe Zirvesi; 25 ülke, 350 konuşmacı, 26 akademisyen oturumu, 15 panel oturum, 2 forum ve 8 özel oturum ile ciddiyetini ve saygınlığını ortaya koydu.

Açılış günü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Almanya eski Şansölyesi Gerhard Schröder, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri ve Sürdürülebilir Kentsel Gelişim Programı (UN-Habitat) Direktörü Maimunah Mohd Sharif ve Marmara Belediyeler Birliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr. Tahir Büyükakın ile Kocaeli Valisi Seddar Yavuz tüm dünyanın savaşmak zorunda kaldığı zorluklardan yola çıkarak dünyanın içinde bulunduğu tehditleri açıkça ortaya koydular. Çözüm yollarını dile getirdiler.

Gelecek nesillere bırakacağımız dünyanın son yıllarda karşı karşıya kaldığı sorunlarının ele alındığı uluslararası zirvede, pandemi, küresel ısınma ve iklim değişikliğinden göçlere, kontrolsüz nüfus artışından kent mimarisine, kültürel mirasın yok oluşundan toplumun baş etmeye çalıştığı sosyolojik travmalara, doğanın tahribatından atık yönetimi, kent yönetimi, akıllı şehirler, sürdürülebilir mimari, tarım ve gıda politikası, kentsel bağışıklık, afet yönetimi, enerji yönetimi, kentlerin dönüşümlerine ve son olarak da savaşa kadar alt başlıkları olan konulara akademik bakış açısıyla yaklaşıldı ve çözümler arandı. ‘Kentlerimizi nasıl dirençli hale getirip güçlendirebiliriz’ sorusunun cevabı arandı tüm konuşmalarda… Atölye çalışmaları yapıldı, Çevre ve Şehircilik Uygulamaları Sergisi açıldı. İzmit Körfezi’nin Denizaltı Zenginlikleri fotoğraflarla ziyaretçilere sunuldu. Kentlere ilişkin yenilikçi projeler katılımcılarla paylaşıldı. Poster sunumları göz doldurdu. Hazırlanan programın kataloğu kolaylaştırıcı ve kaliteliydi.

Zirvenin 2, 3 ve 4. günlerinde Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleşen sunumlar bana göre tam bir Bilgi ve Bilim Şöleniydi. Bireysel olarak tüm oturumlara katılmak için insanüstü çaba harcadım. Aynı anda üç farklı salonda gerçekleşen oturumlara dâhil olabilmek ve not tutabilmek için oradan oraya koştum diyebilirim. Bu tarz büyük organizasyonlarda normal bir tempodur, tercihe bağlı kalan bölünmeler diyebilirim. Tüm oturumlara katılabilmek, değerli fikirleri dinlemek istiyorsunuz, tabii mümkün değil, seçmek zorundasınız.



Prof. Muhammed Yunus (Nobel Barış Ödülü Sahibi ve Ekonomist-Yunus Merkezi Kurucusu),
Auguste Tano Kouame (Dünya Bankası Türkiye Direktörü),
Aromar Revi (Hindistan İnsani Yerleşimler Enstitüsü Direktörü),
Arjen Uijterlinde (Hollanda Kraliyeti İstanbul Başkonsolosu),
Jean-Daniel Ruch (İsviçre'nin Türkiye Büyükelçisi),
Ayşe Ayşin Işıkgece (Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı),
Prof. Dr. Meltem Onay (Cemre Hareketi Kurucu Ortak),
İlhan Koçulu (Kars Peyniri Projesi Yöneticisi),
Prof. Dr. Haluk Görgün (ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü),
Prof. Dr. Göran Therborn (Sosyal Bilimci),
Ali Faruk Göksu (Şehir Plancısı),
Erhan Coşan (Kent Konut Genel Müdürü)
Güven İslamoğlu (Doğa Aktivisti & TV Program Yapımcısı),
Mikdat Kadıoğlu (Meteoroloji ve Afet Yönetimi Profesörü),
Prof. Dr. Emre Alkin (İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü), 
Alev Alatlı (Yazar),
Mert Fırat (Aktör-UNDP İyi Niyet Elçisi-İhtiyaç Haritası Kurucu Üyesi ),
Engin Altan Düzyatan (Oyuncu),
Recep Şalcı (AKUT Başkanı),
Arzu Kaprol (Moda tasarımcısı),
Aslı Pasinli (WWF Türkiye Genel Müdürü)

Canım hocam Prof. Dr. Ruşen Keleş (Kent Bilimci-Araştırmacı-Yazar),
ve şahane bir kapanış konuşması

''Kadim Şehirlerden Günümüze'' konulu özel oturumla
Prof. Dr. İlber Ortaylı (Tarihçi, akademisyen, yazar) aklıma gelen isimlerden sadece bir kısmı.

Not defterim doldu taştı, bana göre çok değerli iradelerin ağızlarından çıkan nokta atışlı, özgür düşünceler havada uçuştu. Kimsenin kelimelerinde çekince yoktu sunumlarında, bütüne baktığınızda organizasyonun siyasi bir bakış açısı olmayışı asıl şık olan tarafıydı. En azından katılabildiğim oturum ve sunumlarda ben hiç rastlamadım. Hatta günümüz sorunlarının açıkça masaya yatırıldığı oturumlarda çok net saptamalar yapılarak, dile getirildi. Bazı oturumlarda dinleyiciler konuşmacıyı aralarda alkışlayarak onaylarını açıkça gösterdiler.

Kapanışı yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı ayakta alkışlanarak salona davet edildi. Hepimiz gülümseyerek, alkışlayarak, bir halk kahramanı edasıyla neşeyle sahneye aldık kendisini. Hocaların hocası, İlber Ortaylı’nın da hocası olan canım hocam Ruşen Keleş’in, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ile yan yana izlediği özel oturum eminim o gün Kartepe Zirvesi’nin son gününde Akçakoca Oditoryumu’nda hiç kimsenin zihninden çıkmayacak. Ben de o gün, bu ziyafete dahil olduğum için çok gurur duyacağım eminim.

Sevgili İlber Ortaylı’nın Kocaeli Bölgesi ve Körfez ile ilgili haklı endişelerinin dile getirilişi, tarım alanlarının sanayi bölgesi haline dönüşümü, denizin kirliliği, Seka Kâğıt Fabrikaları’nın kapatılmasına ilişkin düşünceleri dinleyiciler tarafından hayli ilgi çekmesi ve kapanış konuşmasını yapan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın tüm değinilen sorunlara hassasiyetle, tarafsız ve olgun akademik yaklaşımı, dinleyen herkesi etkiledi diyebilirim.

Bu zirvede tekrar gördüm ki, siyasi dilden çok sıkılmışız, bilimsel gerçekler tarafsız bir netlikle anlatıldığında konforlu hissediyoruz artık. Bakış açısı (vizyonu) geniş, dinamik düşünen insanları seviyoruz. Konuştuğunu yapabilen, yaptığını savunabilen ve savunduğunu sürdürebilen insanlara saygı duyuyoruz. Bence bu çağda alışık olduğumuz yöneticilik anlayışları hızla değişiyor, halkın ihtiyaçları ile birlikte. Zirvenin sonunda belki onun için akılda kalan en önemli öğelerden biriydi Sayın Tahir Büyükakın’ın mütevazi ve samimi tavrı. Kapanış konuşmasında dile getirdiği “zirvede tespit ettiğim eksik yanlarımız” bölümü çok sade ve profesyonel geldi tüm dinleyenlere.

Bu zirveyi değerlendirirken siyaset üstü ele almak gerekiyor bana göre. Eleştiriler olabilir, siyasi anlamlar yüklemek de mümkün, bu bir bakış açısı tabii. Ben bardağa dolu bakanlardanım ve Türkiye adına önemli katkılar sunacak bir Şehircilik Zirvesi olarak bakıyorum her şeye. Savaşın, kıtlığın, nükleer silahların konuşulduğu ağır gündemde yerini bulmuş, sıkıntıları açıkça ortaya koyabilme cesareti göstermiş büyük bir organizasyondu, emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Tüm konuşmaların YouTube kanalında dinlenebiliyor oluşu da katılamayanlar için büyük şans.

SONUÇ:
Evet çoğu zaman yöneticiler sorunlara karşı net ve samimi olarak seslerini çıkarmadılar, bazen birileri konuştu, sıkıntıları dile getirdi. Ama halk yeteri kadar dişe dokunur kuvvetli bir ses duymadı. İnsanlar artık sorunlarını akılcı ve yüksek sesle dile getirenleri dinlemek istiyorlar. Çünkü gelecekte, “zamanında sessiz kalındığı için bu kötü günleri yaşıyoruz” denmesin diye. Tutkulu heyecanlı konuşmalar istiyoruz bunu fark ettim. Daha kötüye giden bir dünyada çıkış yolu arayan insanların tutkusunu… Yıllarca çalıştıktan sonra şu an olduğumuz yerde, başladığımız yerden daha zor durumdayız. Sorumluluk aldığımız, savaştığımız ve zorlandığımız alanlar büyüdü, zorluklar daha da güçlendi. Ve bizler şu an inkâr edemeyeceğimiz büyük hatalar yaptık dünyaya karşı. Gün geçtikçe daha da azaldık, sözlerimiz karıştı, düşmanlık, kindarlık ve ego duygularımızın ayarını bozdu ve insanları tanınmaz hale getirdi.

Ağızdan çıkan sözlerden kaçı yalan, kaçı yanlış, birkaçı mı, hepsi mi? Hala güvenebileceğimiz biri kaldı mı? Akıntıya sürüklenen aciz insanlar mıyız? Kimseyi anlamayarak ve kimse tarafından anlaşılmayarak her şeyi şansa bağlamak durumunda mıyız? Bütün bu soruların cevabını kendimizden başka hiç kimse veremez, lütfen kimseden cevap beklemeyin… Artık korkularımızdan kurtulup gerçek sorunlarla yüzleşme zamanı geldi çattı…