KENT SERİSİ 15: MUCİZELER KENTİ Mİ OLMAK İSTİYORSUNUZ?

Dilek ALP

“İki kent arasındayım, biri bilmiyor beni, öteki artık tanımıyor.” (s.248)

Jean-Paul Sartre, Bulantı

Dünya El sanatları Komitesinden (WCC) tanıdığım çok değerli dostum, uluslararası ünlü sanatçı ve mimar Edric Ong ’un sosyal medyasında yaptığı güncel bir paylaşım bu yazıyı yazma gerekliliği hissettirdi bende.

Mimar ve tasarımcı Edric Ong, Malezya, Sarawak’ta yaşıyor, geleneksel yaratıcı sanatçı ekibiyle birlikte tekstil, sepetçilik, seramik, ahşap ve taş alanında yeni tasarımlara öncülük ediyor. Aynı zamanda, kendisi UNESCO El Sanatları Mükemmeliyet Mührüne (UNESCO Craft Seal of Excellence) sahip önemli bir sanatçıdır. Kültür Köyü ve havalimanı gibi birçok simge yapı tasarlamıştır ülkesinde. Malezya, Singapur, Tayland, Filipinler, Kore, Avustralya, Japonya, Hindistan, Fransa, İsveç, Birleşik Krallık ve ABD'de birçok serginin küratörlüğünü de yapmıştır.

Ünlü tasarımcı, yaşadığımız Covid salgını döneminde 18 ay gibi kısa bir sürede Malezya’da 325 bin nüfuslu bir ada kenti olan “
Kuching” için adada yaşayan halkını ve sanatçılarını harekete geçirerek olumlu bir rüzgâr yarattı. Kötü koşulların yaratıcılığından doğan fırsat misali, tüm dünyada kapanmaların yaşandığı, sosyal hayatın durdurulduğu bu dönemde, disiplinli ve ciddi yapılan bir eylem bu ada kentine saygın bir “makam” sağladı.

Pandemi günlerinde dünyaya getirdikleri akıllıca planlı çalışmanın ürünü olan bu çabaları, onların UNESCO tarafından Dünya Yaratıcı Şehirler Ağının içinde konumlandırırken, ada kenti “Gastronomi Şehri” olarak sertifikalandırılmasına yol açtı.

Aşina olanlar bilir, çok değerli bir çalışmanın hasadı diyebilirim tüm bu koşuşturmalara. 18 ay gibi dünya için çok sıkıntılı olan kısa bir dönemde, bir kentin yerli yiyecekleri, yiyecek kültürü, doğa ile uyumu, atalarına olan sevgilerinin aktarımı ve tüm teknik bilgiler araştırılıp, derlenip, denemeler yapılarak, kayıt altına alınması çok detaylı ve yorucudur. Atalardan gelen reçetelerin ortaya çıkarılması, hazırlanması, mutfaklarda yöresel şeflerle sayısız denemeler, video çekimleri, halkı bilgilendirme ve destek gruplarını harekete geçirmek, konuyu önemsemek ve kontrolü elde tutmak cidden zordur. Koşulsuz çalışan bir ekip ruhu gerektirir.

Kentinin geleceği için bir araya gelen Kuching halkı, akademisyen, sanatçı ve her şeyden önemlisi kent yöneticilerinin uyumlu, ciddi ve gerçekçi çalışmalarının ödülünü almışlardır. Bir kentin bereketli hasadını dünyaya açma fikrini geliştiren bu hareket bana göre ilham alınması gereken çok önemli bir hikâyedir.

Ada halkının ev dediği bu topraklarda 40’dan fazla etnik grupla birlikte, gıda çeşitliliği ve gıda hazırlama tekniklerinin zenginliğini dünyaya gösterme şansı elde etmişlerdir. Allah’ım ne büyük bir onur…

Her işte olduğu gibi “başarının sırrı” yine aynı kelimelerde ruh buluyor:

Gerçekçilik
Kararlılık
İstikrar
Ciddiyet
Kontrol


Günümüzde dünya çapında yeniliği ve yaratıcılığı teşvik eden bu bakış açısına ait kentler öne çıkarken, daha sürdürülebilir gelişme için itici güçler olarak kabul edilecektir. 2004 yılından bu yana, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, üyelerinin yaratıcılığını yedi alanda öne çıkarıyor: El Sanatları ve Halk Sanatı, Tasarım, Film, Gastronomi, Edebiyat, Medya Sanatları ve Müzik.

Coğrafi veya ekonomik olarak farklılık gösterse de, tüm Yaratıcı Şehirler, yenilikçi endüstrileri teşvik etmek, kültürel hayata katılımı güçlendirmek ve kültürü sürdürülebilir kentsel kalkınma politikalarına katabilmek için, en iyi uygulamaları geliştirmeyi taahhüt eder. Bilinçli gezginler için cazip bir seyahat rotası haline dönüşecek kentlerdir aslında…

Program, yerel aktörler tarafından yürütülen kültürel endüstrilerin yaratıcı, ekonomik, sosyal potansiyelini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çeşitli bölgelerden, farklı gelir seviyeleri, kapasite ve nüfusa sahip şehirleri bir araya getiren bir girişimdir. Şehirler tarihi ve kültürel geçmişleri ve çeşitli kültür aktörlerini bir arada bulunduran dinamik yapılarıyla yaratıcılığın yeni boyutlarını üretmeye ve keşfetmeye muktedirdirler.

Şuanda tüm dünyada “Yaratıcı Şehirler Ağı’nın90 ülke ve 295 adet seçilmiş kenti bulunmaktadır.


7 zengin kültürel bölgesi,
4 birbirinden farklı ekolojiye sahip denizi,
dört mevsimi,
“Bereketli Hilal” coğrafyasına ev sahipliği yapan seçkinliği,
sayısını netleştiremediğimiz etnik grup ve onların taşıdıkları kültür zenginlikleri,
tarihsel derinliği,
ırksal değerli özellikleri,
81 ili ve bunlara bağlı toplam 973 ilçesi bulunan
canım Türkiye’mden beni hayal kırıklığına uğratan sonuçlar ise;


UNESCO Yaratıcı Şehirlerimiz:

 

  1. Gaziantep – Gastronomi (2015)

 

  1. Hatay – Gastronomi (2017)

 

  1. İstanbul – Tasarım (2017)

 

  1. Kütahya – Zanaat ve Halk Sanatları (2017)

 

  1. Afyonkarahisar – Gastronomi (2019)

 

  1. Kırşehir – Müzik (2019)

 

  1. Bursa - Zanaat ve Halk Sanatları (2021)
     

 

YAZARIN NOTU:

Önemsenir ya da önemsenmez, yaşadığımız kent ve kasabaların kendilerine özgü yapıları, geçmişleri, taşıdıkları kültürel, tarihsel değerleri vardır. Hepimizin görevi, günümüze kadar taşınmış olan değerleri ve bu zaman yolculuğunda kaybolmuş olan öğeleri tekrar onararak geleceğe taşımaktır. Bunu günümüz teknoloji ve yenilikçi ruhumuzla birleştirebildiğimizde çağa uyum sağlamış, bununla beraber köklerini korumuş sağlam toplumlar yaratabiliriz.

Lokomotif görevi gören YÖNETİCİLER başta olmak suretiyle tüm kent dinamiklerinin bu bilince sahip olması şarttır.  “KENT İÇİN LİYAKAT” denilen tanım da budur. Hayalci, sabun köpüğü, anlamsal bir değeri olmayan, kent ekonomisini gereksiz zorlayan, yaşam standartlarına katkı sunmayan, koruyucu özelliği olmayan, takibi yapılmayan, samimiyet içermeyen ve kent halkı ile bütünleşmeyen, kısaca kente ve yaşayanlarına bir fayda sağlamayan her uygulama geri dönüşümü olmayan bir atıktır.

Kent ve kasabalarımıza, yaşam tarzları, insanları ve alışkanlıkları ile sahip çıkınız.
Klişe ve kopyalanmış uygulamalardan kaçınınız.
Kentinize özgün, kenti yansıtan ve diğerlerinden farklı olan özelliklerinizi ortaya çıkartınız,
Halkı bilgilendirerek, halkınızla birlikte çalışınız.
Çünkü artık insanlar vaatler ve sahte gülümsemeler değil, kendilerini ait hissettikleri kentlerde yaşamak istiyorlar.

Umarım bu ilham verici ada kentinin hikâyesi, yazıyı okuyan tüm kent yöneticilerinin dikkatini çeker ve kentlerinin ruhlarına ait gerçekçi adımlarla görevlerini yerine getirirler.


Malezya’nın ada kenti Kuching halkını ve değerli mimar Edric Ong’i, kentleri için tarif edilemez mucize katkılarından dolayı tekrar kutluyorum.