KELİME OYUNLARI...!

İsmail Kadı

Ülkemizin yaşadığı önemli sıkıntılardan biri “sözcük” ile deyim kavramları arasındaki farkı yoksayma geleneğidir.

 

Oysa öyle sözcükler var ki, içini boşalttığınız zaman hiç bir anlam ifade etmez.

Sadece sözcüklerle yetinirseniz “laiklik” ile “sekülerliği” aynı kaba koyma yanlışlığı yapma imkanı ortaya çıkar.

Bundan yararlananlar ya da laikliği yozlaştırmak isteyenler “laikliğin tanımı yok” diye karşınıza çıkar.

Anadolu insanı laikliği pek çok yerde kısa ifadelerle anlatır.

En kısa tanım, “laiklik adam olmaktır” denir.

Bu sözcüğü ben çok anlamlı buldum, bu yüzden her yerde sıkça kullanmayı tercih ediyorum.

Örneğin bir kaç gündür iktidar çevreleri toplumu ve laik kesimlerin nabzını yoklamak için yeni anayasa da laiklik yer almamalıdır yönünde meclis başkanının nabız yoklaması oldu.

Bunlar heralde yeni anayasayı çantada keklik görüyorlar.

Bizi de figüran olarak kabul ediyorlar.

Kusura bakmayın, hiç bir dönem figüran olmayı kabul etmedik, etmeyi de aklımızın ucundan geçirmeyiz!

Yeni anayasa demek yeni rejim demektir!

Böyle bir dayatma toplumun belli bir kesimi tarafından kabul görse bile önemli bir kesim yeni anayasa tanımına karşı direnir.

Toplumdan gelen tepkiler üzerine çark etmeler başladı.

Bunun üzerine halkın tepkisi beklenilenin üzerinde oldu.

Bence bu tepkiler yeterli değil.

Bu iktidar laikliği aşındıra aşındıra epeyi yol katetti.

Topluma sürekli olarak şöyle bir telkinde bulunuluyor.

“laiklik din karşıtlığı”olarak gösterilmek isteniyor.

Halbuki insanlarımızın büyük bir çoğunluğu din konusunda yeterli bilgiye sahip değil.

Laiklik herkesin güvencesidir.

Din ile fazla oynarsanız Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan ve Libya’nın durumuna döneriz.

Bu tehlikeli oyun yaşadığımız coğrafyayı yaşanmaz hale getirir.

Geçmişte yaşadığımız  örnekler var.

Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da yaşanan toplu katliamlar oldu.

Bu katliamların hepsi din üzerinden sahnelendi.

Türkiye’nin kırılma noktası 12 Eylül askeri darbesiyle başladı.

Sosyal medyada sıkça karşılaştığım din üzerinden ötekileştirme söylemleri var.

Bu tehlikeli oyun herkesi yakar.

Laiklik olmadığı zaman sokakta insanları sorguya çeken meczuplar türer.

Giydiğine, yediğine, içtiğine, davranışına, düşüncene, müdahale edenler çoğalır.

Bunu hiç kimse önleyemez.

Çünkü herkes kendini bu konuda yetkin ve sorumlu sayar.

Bu yüzden laikliğin olmadığı yerde ne hukuk devleti olur ne de insan hakları.

Herkes kendi kuralını koyar ona göre uygulamaya geçer.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.