KEDİ SEVEN İMAM

Kedileri seven, onları camiye konuk eden imam sosyal ağlarda kahraman gibi karşılandı, büyük övgülere mazhar oldu. Kendisiyle röportajlar yapıldı, dört gün boyunca haberlere konu oldu.

Kedileri sevmenin ve korumanın imandan sayıldığı Müslüman bir ülkede, böyle bir olayın haber niteliği taşımakla kalmayıp, günlerce konuşulması biraz tuhaf değil mi?

Gazete köşelerinde en ‘ baba’ haberler hiç gündem olmazken, Nefes filmindeki komutanın deyimi ile şehit haberleri 40 saniyeden fazla etmezken, mülteci çocuklar da dâhil, onca çocuk ölüm haberleri ışık hızıyla ekranlardan kayarken, imamın kedi sevgisinin defaatle paylaşılmasında bir anormallik yok mu?

Normalde basit ve olağan olması gereken bir durumu, toplumun gözünde sıra dışı ve özel bir davranışa dönüştüren hangi ruh halimizdir?

Ayrıca, sokak kedilerini evinde ağırlayıp, onlar için çöp konteynırlarından yiyecek toplayan insanlar böylesi bir ilginin odağı olamazken imamın kedi sevgisi, günlerce sürebilen haber niteliği taşıyorsa, bu haberde gizli bir sırrı olmalı diye düşünmeden edemiyorum.

 Bana göre ‘kedi seven imam’ haberinin bu kadar ilgi çekmesinin sebebi var. Ve bu sebep haberin kendisinden çok daha önemli.

İnançlarımız açısından kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım, hepimiz Müslüman kültürü içerisinde yetişiyoruz ve zihinlerimiz bir yerlerinde bazı kavramlar ortak hisleri uyandırıyor, bilinç düzeyinde olmasa da, bilincimizin derinlerinde benzer anlamları taşıyor. Mesela cami, imam ve kedi…

Bu üçlemenin ortak özelliği ‘ huzur’un sembolü olmaları… Haberin bu kadar ilgiyle karşılanmasının sırrı da burada yatıyor.

Toplum olarak, öyle aşırı susadık ki huzura şefkate, camii içinde kıvrılıp uyuyan bir kedi, imamın sevgiyle okşadığı bir hayvancık olabilme emelini daha iyi anlatan başka bir haber olamazdı.

Hele bir de, imamın siyah cübbesiyle kedi severken bir gülüşü var ki, üçlemenin huzur dürtüklemesine, katmerli bir katkıda bulunmuş, sanal da olsa,huzura davetiye çıkarmış.

Yani, yazdıklarımın özeti şu: Bizler de o camide kedi olmaya heveslendik. Şaircesi ise şöyle:

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun

Kış günü herkesin evi barkı olsun

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden

Olursa bir şikâyet ölümden olsun(CAHİT SITKI TARANCI)