Ankara’daki terör saldırısına tepki yürüyüşleri devam ediyor. Önceki akşam yapılan yürüyüşün ardından bugün de Eğitim Sen öncülüğünde çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve STK üyesi yürüyerek katliamı ve katileri asla unutmayacağız mesajı verildi.
Eğitim Sen öncülüğünde Cuma pazarı sonundan başlayan ve Gebze Kent Meydanına kadar devam eden yürüyüşte çeşitli sloganlar atıldı. Grup adına basın açıklamasını Eğitim Sen Gebze Şube Başkanı Güngör İrdem okudu. İrdem açıklamasında; “10 Ekim’de Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık. Saray’ın saltanatı uğruna aylardır dökülen kanlara dur demek, savaşa karşı, barışı savunmak için yollara düştük. Kamu emekçilerinin, işçilerin, halkların özlemlerini haykırmak, umutlarını yaşatmak için, kandan ve savaştan beslenenlere karşı “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik. Türkiye’nin dört bir yanından, emek, barış ve demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiş, kadını erkeği, genci yaşlısı, barış türküleriyle birlikte halaya durmuştuk. Türkiye’nin göbeğinde, Ankara Garı’nın önünde, binlerce polisin gözü önünde patlattılar bombalarını. 128 canımızı aldılar aramızdan. Canımızdan can gitti, yüreklerimiz dağlandı. Annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, yoldaşlarımızı kaybettik. Katliamın ardından, en başta sorumluluğu taşıyan devlet erkanı kendini aklama derdine düşmüştür. İstifa edecek misiniz diyenlere gülümseyerek cevap veriyorlar. Oysa biz biliyoruz ki asıl sorumlular onlardır. Bizler; öğretmeniz. Dersimizi anlatıp anlatmadığımız idareciler, müfettişler, sınavlarla kontrol edilir. “ dedi.
İrdem; “Bizler işçiyiz. Usta başları, patronlar, işimizi yapıp yapmadığımızı kontrol ederler. Bizler öğrenciyiz. Öğretmenlerimiz, dersimizi yapıp yapmadığımızı kontrol ederler. Bizler de soruyoruz: Bizim vergilerimizle maaşlarını alan istihbarat elemanlarının görevleri nelerdir. Halka yönelik tehditlere karşı çalışma yapmaları gerekmiyor mu? Bizler de soruyoruz: bizim vergilerimizle maaşlarını alan emniyet kuvvetlerinin görevleri nelerdir? Asıl görevleri bizi korumak değil mi? Bizim güvenliğimizi almaları gerekmiyor mu? Bizler de soruyoruz: sizin göreviniz sadece bir avuç insanı korumak mı? Başbakan açıklama yapıyor: “bombalar patlamadan tutuklayamayız.” Ama sen ve senin yandaşların, darbe yapacaklardı diyerek yüzlerce insanı cezaevine atmadı mı? Makul şüpheli diyerek yüzlerce insanı cezaevine atmadı mı? Attıkları twitler yüzünden, gazetecileri, öğrencileri, memurları gözaltına almadı mı? Yayınlanmamış kitapları bahane ederek insanları cezaevine atmadı mı? Basılmamış dergileri yasaklamadı mı? Düşüncelerini dile getirdikleri için binlerce insanı cezaevine atmadı mı?Şimdi durmuş suçun gerçekleşmesinden bahsediyorsunuz. Üç gündür yüreğimiz yanıyor, içimiz kanıyor. Üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız ve isyan ediyoruz. Bizler patlama sonrasında canlarımızı kurtarmaya çalışırken, polislerini gaz bombaları ile üzerimize salanlar, yüzümüze sırıtarak “güvenlik zafiyeti” yok diyenler bugün anma yapmak isteyenlere saldırıyorlar.
Katiller; yarattıkları şiddet, korku ve katliam atmosferinde “tek başına iktidar” olmak için ülkeyi ateşe atıp, kendilerini kurtarmaya çalışanlardır.
Emek, barış ve demokrasi mitingimizi kana bulayanlara ve katliama seyirci kalanlara sesleniyoruz: Bütün vahşetinize, bütün şiddetinize, bütün katliamlarınıza rağmen eşit, özgür, demokratik bir ülkede bir arada yaşamı ve barışı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz! Bizi korkutmaya, yıldırmaya, sindirmeye çalışanlara sesleniyoruz: Ne kadar saldırırsanız saldırın, korkmayacağız, yılmayacağız, unutmayacağız ve asla affetmeyeceğiz! Acımız büyük, yaralarımız derindir! Katiller ve arkasındaki güçler bulunana kadar bize rahat yok! Katliamın sorumluları hesap verene kadar susmayacağız, yılmayacağız ve asla affetmeyeceğiz!Hepimizin başı sağ olsun!” dedi.