Aktan USLU
**
27 Eylül Dünya Turizm Günü nedeniyle Muratpaşa’da düzenlenen panelin ilk turunun son konuşmacısı DİSK’e bağlı Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Yahyaoğlu oldu. Bir süre önce sona eren “Demedim mi Didim Diye” başlıklı dizimize de yazılı yanıtladığı sorularla iki gün süreyle röportaj konuğu olan Yahyaoğlu, emeği merkezine aldığı konuşmasını bazı yaşanmışlıklarla da pekiştirdi. Vakti zamanında; “Sendika mı dedi o? Dernek miymiş. Aman iyi” diyen turizm işverenin de kulaklarını çınlattı…
PATRONLAR NEREDE?
DİSK Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Yahyaoğlu paneldeki sözlerine önemli bir eksiğe işaret ederek başladı. “Böyle bir gün anılırken, sorunlar tartışılırken turizmin patronları nerede Allah'ınızı severseniz?”
“ÇOK HAKLI” NEDENLERİ VAR!
27 Eylül Dünya Turizm Günü’nün 27 Eylül Dünya Turizm Çalışanları Günü olarak adlandırılmasına öncülük ettiğini kaydeden Yahyaoğlu, “Ama onlar çalışmıyorlarmış! 27 Eylül Dünya Turizm Çalışanları Günü, 1992’de ILO/Dünya Çalışma Örgütü tarafından kabul edildi” dedi. Turizmde patronların Antalya’daki panele gelmemesinin ‘çok’ haklı nedeni olduğunu kaydeden Yahyaoğlu şöyle devam etti:
“ILO, 1991’de dünyaya, ‘Turizm çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirin’ başlıklı 172 sayılı bir sözleşme önerdi. Ülkemizde 1991’den bu yana iktidara gelmeyen veya Hükümet ortağı olmayan parti veya siyasi figür kalmadı!
TEK BAŞINA YARISINI GİDERİR
Yeni Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Akif Ersoy’un 2028 hedefi 120 milyon turistle 100 milyar dolar gelir edinmek. 120 milyon turist ağırlamayı hedefliyorsak 7-8 milyon turizm işçisi olmalı. Yani ülkemizdeki işsizlik sorununa da çözüm bulunacak. Turizm sektörü tek başına, mevcut işsizliğin yarısını absorbe (emmek, içine çekmek) edebilir.
Milyonun üzerinde üniversite mezunumuz, 10 milyonlarca işsizimiz var. Bu ortamda turizmde çalışacak eleman bulamadığımızı söylüyoruz. Biz de, “Turizmde çalışacak kalifiye elemanların kıymetini bilecek kalifiye patron yok’ diyoruz.”
HALBUKİ TAAHHÜTTE YOK…
Türkiye’nin ILO’nun 172 sayılı sözleşmesini imzalamadığını, 100 milyon turistin gelmesini tasarlarken turizm emekçilerinin çalışma koşulları düzeltmeyi hedeflemediğini kaydeden Yahyaoğlu, “Sözleşmenin içinde taahhütte bulunulacak hiçbir şey yok. Şunları yapacaksınız, bunları yapacaksınız demiyor. Genel olarak iyileştirin ve işçilerin toplu sözleşme yapma haklarının önündeki engelleri kaldırın. Toplu sözleşmelerle işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını daha düzenli, daha rantabıl bir hale getirin” diye konuştu.
YARIN
Gemiye giden garson bahşişler
3 bin 500 Euro alıyor. Ya bizde…
Turizm işçisi eskiden ve
alırdı. Şimdi bisiklet alamaz
Her işçi 3.5 ayda bir işyeri değiştirmiş!
HARİTA MÜHENDİSİ: Turizm sektörü gençlerin geçiş sektörlerinden biri olarak da rağbet görürken sürekliliğin yakalanamaması sektörün önemli bir sorunu. Harita Mühendisi Sefa Yeşilyol (ortadaki) da yaz aylarını mesken edindiği Didim’de askerliğe kadar yazları çalışmayı sürdürecek. Askerlik sonrası asıl işine yönelecek. Bu değişkenlik gerek ülkede gerek turizm sektöründe hayli zor olan sendikal örgütlenmeyi daha da zor hale getiriyor.
**
MODERATÖR CENGİZ MURAT ŞAH
Verimlilik deneylerine bile
60-70 yıl geriden başladık
Panelde moderatörlüğü üstlenen Cengiz Murat Şah, Mustafa Yahyaoğlu’na sözü vermeden önce bir değerlendirmede bulundu. Sanayi sektöründe otomatik makinelerin her dönem devreye girdiğini, buna karşın turizmde insan emeğinin her daim geçerli olduğunu ima eden Cengiz Murat Şah verimliliğe atıfta bulundu. Şah özetle şunları kaydetti:
RANTABIL ÇALIŞTIRMAK
“Elin oğlu topraktan, makineden, her yerden verim almak için 80 sene önce deneyler yaptı. Amerika’da işçilerden daha fazla verim almak için çalışmalarda bulundu. Çok çalıştırmak değil de rantabıl çalıştırmak üzerine durdular. Elektrikleri azaltıp çoğalttılar. Bir takım fiziksel şartları fark etmediler. Randıman düştü.
İNSAN, EN DEĞERLİ VARLIK
Dünyada insan hakları sanayi devrimi ile gelişti. İnsana verilen değerler de arttı. Ama biz insan kaynakları adını bile ithal olarak aldığımız, her şeye arkadan geldiğimiz için insandan verim alma deneyleri veya araştırmalarına da 60-70 yıl sonra başlayabildik. Halbuki insan en değerli varlık.”
**
Hak kazandırdık derken
işverene hizmet etmişiz
Panelin moderatörü Cengiz Murat Şah’ın kendisine söz vermeden önce verimliğe dair değerlendirmesine de konuşmasında atıfta bulunan Mustafa Yahyaoğlu özetle şunları kaydetti: “Biz toplu sözleşmelerde, 15 dakika çay molası hakkını edindiğimizde, kazandık zannederdik.
Bilimsel bir araştırmaya, çan eğrisine göre..
Sabah işe gelen işçi verimlilikte en alt seviyede. Kahvaltısını yapıp çayını sigarasını içtikten sonra işe başlıyor ve verimi de yükselmeye başlıyor. Zirveye kadar geliyor. Ve oradan düşecek. Çan eğrisi başını aşağı çevirirse o işçiden bir daha verim alınamayacak. Çan eğrisi tam tepedeyken çay molası verilmeliymiş. Meğer biz işçiye hak kazandırdık diye sevinirken o anda işverenlere hizmet ediyormuşuz.
**
“Sendika mı dedi?”
“Yok yok dernekmiş”
“Oh.. İyi.. Aman!”
Ertuğrul Günay’ın Kültür ve Turizm Bakanlığı döneminde Burhanettin Onat Caddesi üzerindeki Aro Cafe’nin açılışına katıldığını hatırlatan Yahyaoğlu, “O süreçte sendikamız daha kurulmamıştı. Turizm Çalışanları Derneği kurucu genel başkanımızla davetli olduğumuz o açılışa katıldık ve bakanımıza davetiyesini sunarken başkanımızı da tanıştırmaya çalışıyorum. Otel yatırımcıları birliğinin başkanlarından birileri masada, ‘Sendika mı dedi öyle?’ deyip bir iğreti oldu, tüyleri diken diken oldu sandık. Bakanımız da, ‘Yok yok. Dernekmiş dernekmiş’ diye yanıt verdi. ‘Oh, iyi, aman’ falan. Şimdi sendikalar yasasını Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere biz silah çektik de mi koydurduk? Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1946’dan beri sendikaları bir meşru, legal, yasal örgüt olarak tanıyor ve işçilerin örgütlenmesini, anayasal güvence altına alıyor. Buna rağmen sendikadan işverenlerin bu kadar korkmasında herhalde bizim de kusurlarımız var. Ben o tarafını da kabul edeyim. Ama örgütlü bir toplum olmadan, çağdaş bir toplum olunamaz, medeni bir toplum olunamaz” diye konuştu.
**
Bilardocuların da Başkanı
06 Mart 1951’de Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’da dünyaya geldi.
İlk, orta, lise tahsilini memleketinde tamamladı.
Antakya Ata Koleji mezunu.
Türkiye’nin “civcivli” yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde elektrik mühendisliği okurken, okul olaylardan ötürü kapanınca 28 gün gidemedi. 3/2 oranlı devamsızlık gerekçesiyle mağdur ve ihraç edildi. Sonraki yıllarda af çıktı ancak dönmedi.
Turizmde mesleğine 1979 yılında İstanbul Etap Otel’de başladı. Kasiyer ve order taker (Konaklama vb. işletmelerde, konukların ve personelin telefonla verilen siparişlerini alma ve karşılanmasını sağlama bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişidir/www.bolgegundem.com) olarak görev yaptı.
1984’te Dev Turizm-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanlığı’na seçildi. 1989 yılının ekim ayına kadar sürdürdü.
1989 yılının ekim ayında Dev Turizm-İş Sendikası Antalya Şubesi’ni kurdu ve kurucu şube başkanı olarak 1993 yılına kadar devam etti.
1993-2011 arası sendikacılığa ara verdi. Bilardo salonu işletti ve antrenörlük yaptı. Antalya Bilardo Spor Kulüp Başkanı.
Aktif siyasette Özgürlük ve Dayanışma Partisi – ÖDP (Günümüz SOL Parti) kurucu il yöneticiliği, il sekreterliği yaptı. Parti; kuruluş amacından tezat şekilde ayrışınca ayrıldı. Aktif siyaseti bıraktı.
Günümüz itibariyle herhangi bir siyasi parti üyeliği yok.
Turizm Çalışanları Derneği’nin uzun dönem başkanlığını yaptı.
15’nci dönem DİSK Yönetim Kurulu Üyesi.
Evli ve bir çocuk babası.