KADINLAR OLMASAYDI

Mehmet Faruk Habiboğlu

Kadınlar olmasaydı, ne olurdu? Felaket olurdu! Yaratıldığından beri kadın uğruna birbirini boğazlayan erkekler, o zaman yaşamlarının rengi ve tadı olmadığı için birbirlerini daha fazla boğazlarlardı. Ya da tekdüze ve anlamsız bir yaşamda ot gibi yaşamak düşerdi erkeklerin payına.

 

Çalışmanın, kazanmanın, almanın, satmanın, giyinmenin, soyunmanın, gülmenin, ağlamanın, düşünmenin, üzülmenin, sevinmenin aslında yaşamanın gereği olmazdı kadınlar olmasaydı. Her şey tatsız, tuzsuz olurdu. Erkekler olmasaydı kadınlar için hiç biri olmayacak bu hallerde erkek, ayaklı mevta gibi olurdu; daha ötesi yok!

  

Bütün sanatlar kadın imgesi üzerinedir; bütün bilimsel buluşlar kadın içindir; modernite kadın adına; gelişme, kalkınma kadın uğruna; keşifler, icatlar kadına odaklıdır. Ama beri yanda bütün savaşların en derinindeki sebep kadındır, cinayetler çoğunlukla kadın nedeniyle; vahşet, zulüm ve daha bir yığın olumsuzluk kadın yüzündendir. Öylesine bir çelişki yumağı içinde evirir çevirir erkeği kadın. Erkek, kâh kadın için mutluluğu kurmuştur, kâh mutsuzluğu. Erkek o denli muhtaçtır kadına ama kadınlar çocuk konusu hariç, değildirler.

  

Büyük şairler kadınlardan çıkmaz. Büyük müzisyenler de. Gelmiş geçmiş en büyük ressamlar, heykeltıraşlar, sinemacılar, romancılar, mimarlar, tiyatrocular arasından kaç kadın ismi sayabilirsiniz? Zaten gerek de yok.  Zira kadının kendisi bir sanat objesi değil midir? Ben Yüce Yaratıcı'nın (CC) en büyük şaheserinin kadın olduğunu düşünmüşümdür hep.

 

Kadının yüzü, gözleri, dudakları, saçları, kaşları, kirpikleri, elleri, ayakları, hâsılı bütün vücudu sanatsal bir harikadır. Ve bunun da farkındadır kadın.

 

Filozoflar kadın ve erkeği anlatırken erkek etken, kadın edilgendir derler ya, koca bir PALAVRA! Kadın varlığıyla erkeği yönlendirmekte, şekillendirmekte, halden hale sokmaktadır. Büyük aşk hikâyelerini hatırlayın…

 

            Gerçekten kadınlar olmasaydı, erkekler de var olmazdı diye düşünüyorum. Hatta daha ileri giderek Allah'ın (CC), Havva'yı yaratmak için Âdem’i (AS) yarattığını düşünüyorum! Cennet'ten kovulma sürecinde olanlarla birlikte zihinsel bir analiz yaptığımızda, hayatın bizatihi akışını, gidişini kadınların etkilediğini, yönlendirdiğini söylemek mümkündür. Hem her erkek doğumundan itibaren en azından ergenleşene kadar, zaten bir kadın tarafından doğrudan doğruya eğitilip, yoğrulup şekillendirilmiyor mu? Ve beraberinde, kadınlar yaratılıştan erkeğe sevdirilmiştir de. Her erkek, ya özel ya genel anlamda kadınları sever. Hatta Peygamberimiz (SAV), kendisine sevimli kılınan üç şeyden birinin de kadın olduğunu söylerken, aslında bütün erkeklerin fıtratını söylemiş olmuyor mu? Sevgi sayesindedir ki erkek kadına râm olmaktadır.

 

            Bütün bunlar niye? Çünkü kadın, hayatın tam odağında yer alarak doğurur yani üretir. Hayatı üretir, neslin devamına hâkimdir. Fıtraten yahut yaşamın öğretisi gereği, erkeğin sürekli beyninin, fikrinin ve zikrinin odağına yerleşmiş bulunan kadın karşısında erkeğin, zaten başka bir şansı da yoktur.

 

            Siz inanmayın erkeğin güçlü, kadının zayıf olduğu teranelerine. Güç de, kudret de, hâkimiyet de kadının elindedir ve kadın bu gücünün farkında olarak, onu hem gizli tutar, hem de pek güzel kullanır erkeğe karşı. Erkekler de saf saf kendilerini bir şey sanırlar ömürleri boyunca.

 

            Netice, erkeğin mutluluğunun da mutsuzluğunun da, başarısının da başarısızlığının da yegâne sebebi olan kadın olmasaydı, erkek de olmazdı, yaşam da olmazdı , hiçbir şey de olmazdı.

   

Durum şu ki biz erkekler, âcizane ve mecburen kadınlara muhtacız. Onlar bize değil…

 

**

 

İşçi Kadınlar

 

   (Afet Ilgaz’a İthaf)

 

Başında örtüsüyle işçi kadınlar

 elleri yumruk yürekleri anacan

 sokaklar caddeler / yollar ve yollar

 ekmek diyorlar emek diyorlar hak diyorlar

 “kahramanlık en çok onlara yakışıyor”

 

 Başında örtüsüyle işçi kadınlar

 en öndeler kol kola yürek yüreğe

 dudaklarında bir ağızdan türküler var

 kızlar gelinler illa kadınlar

 “kahramanlık en çok onlara yakışıyor”

 

Şiir: Faruk HABİBOĞLU