İntiharlar ve iş cinayetleri

BARBAROS TANTAN

Son günlerde, ülke genelinde çok sayıda intihar olayı yaşandığına tanık olduk. Bu, yüreğimizi acıtıyor, tabi vicdanlıysak. Aynı zamanda, zihnimizi çok zorluyor.
Nedir bu kadar intihar olayının altında yatan gerçek ?
Bu sorunun yanıtını belki herkes biliyor ama hiç kimse dillendirmeye cesaret edemiyor. Belki de, ülkede yaratılan ‘korku iklimi’ bu gerçeğin yüksek sesle dile getirilmesinin önünde büyük engel.
U girişi yaptıktan sonra, Dilovası’ndaki bir işçi intiharı beni yine acı ve acımasız gerçeklerle yüzyüze getirdi. Belki paylaşırsam acısı hafifler diye de bugün köşeme taşımayı uygun gördüm.
Corazon Ambalaj fabrikasında çalışan Bayram Kömürcü adındaki işçi, arkadaşlarının da bildiği ve kamuoyuna yansıttığı bilgide yer aldığı üzere, ‘ekonomik’ sıkıntılarına ‘ailevi’ sıkıntılar da eklenince intihar ederek yaşamına son veriyor. Kömürcü'nün cansız bedenini depoda bulunuyor.
Bu ne ilkti ne de son olacağı düşünülüyordu…
Corazon Ambalaj daha önce Debant Plastik olarak faaliyet gösteriyordu. Debant Plastik, onlarca işçinin mağduriyeti ile gündeme gelmişti. Gebze'de bulunan Farba fabrikasında çalışan bir işçi de, haftalar önce yaşamına son vermişti.
Bu kötü gidiş durdurulabilir mi bilemiyorum. Ama, örgütlü mücadele edip de kötü koşulları yenmek dururken, kişiselleştirilmiş yaşamda bireysel çıkış arayan insanlar topluluğu haline geldiğimiz/getirildiğimiz için, çıkış yolu bulamayanların tercihi u yönde olmaya başladı.
Asıl kötü olan da bu…
Öte yandan, intihar etmeyen işçiler de, iş cinayetlerine kurban gitmekten kurtulamaz hale geldi. Bu da, acı gerçeklerin hep görünen ytüzünde yer alan ancak engellenemeyen bir gerçek.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin ocak ayı iş cinayetleri raporu da bu gerçeğe yeniden işaret ediyor. Bir aylık süreçte yaşanan iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin sayısının en az 112 olduğuna bakılırsa, durumun kritikliği daha iyi anlaşılır.
İş cinayetlerinde yaşamını yitiren 112 emekçinin 94’ü ücretli (işçi ve memur), 18’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştu. Bu işçilerin 12’si kadın, 100’ü erkek. Yaşamını iş cinayetlerinde yitiren bu emekçilerin han gi iş kollarında çalıştıklarına değinmeyeceğim bile. 
Bu arada, söz konusu iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerden 1’i 14 yaş ve altında olmak üzere 3’ü çocuk. Yani, aslında çalışmaları yasak, ama kaçak da olsa çalıştırılıyorlar. Bu ülkemizin önlenemez bir gerçeği ve ne yazık ki çocuk yaşta yaşamdan koparılıyorlar.
Söz konusu iş cinayetlerinde açılan bir başka pencere de, güvencesiz çalışmak zorunda kalan göçmen işçiler. İşte, o işçilerden Ocak ayında yaşamını yitirenlerin sayısı 7’yi buldu. 3’ü Suriyeli, 2’si Afganistanlı, 1’i Gürcistanlı ve 1’i de Türkmenistanlı olan bu işçiler, herhangi bir güvence sahibi olmadan çalıştırılıyor ve de bu acı sonla karşılaştıklarında geride kalanların hak arayacakları bir mekanizma ne yazık ki yok. Bunu, ölen işçilerden 110’unun sendikasız olması da kanıtlıyor zaten.
İşçilerin, ölüm nedenlerine bakıldığında ise genelde yeterince tedbir alınmadan çalışmaya zorlandıkları görülüyor. 
Durum buysa, çalışma yaşamından sorumlu bakanlık ne iş yapıyor dersiniz ?
Bu soruya siyasal iktidar yanıt verebilir. Ama, o yanıt, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kimseyi ve özellikle de emekçileri tatmin etmez. Çünkü, bu iş cinayetlerinin altında, Saray-AKP iktidarının sermaye tercihli düzenlemeleri ve yaptırımları yatmaktadır.
Her şeye rağmen bilinmelidir ki, bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecektir. O günlerde daha keyifli yazılarda buluşmak dileğiyle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.