İnsan değişir. En açık biçimiyle, bir şey değişirse her şey değişir. En başında da insan değişir. Kâinattaki her şey değişir. Daha da ilginci, şu an, şu saniye hepimiz değişiyoruz. Bir iki saat önceki gibi değiliz.
Başka bir deyişle, insanı değiştirmeye zorlayan farklı olgular vardır. Mesela makineleşme ve iletişim araçları gelişip değişince, onları çalıştıran insanlar da değişiyor. Bir dönem kas gücüyle yaptığımız tarım ve sanayi, şimdi beyin gücüyle yapılıyor. Doğal olarak beynin faaliyetlerine ve gücüne olan ihtiyaç artıyor. Günümüzde aylarca yüzlerce insanın yaptığı işi bir makine, bir iki saat içinde yapıyor. Yani günümüzün insanı, yüz yıl önceki insandan düşünce bakımından çok daha farklıdır.
Bütün bu sözünü ettiklerim insanı da değiştiriyor. Önce tekerlek icat edildi. Sonra yel değirmenleri ve su değirmenleri ortaya çıktı. Ardından toplumlar değişmeye başladı. Toplumla birlikte toplumun genel ihtiyaçları doğrultusunda barajlar, elektrik santralleri, demir yolları ve otoyollar gelişti, değişti. Çağlar birbirini izledi. Sonra bir gün Rönesans ve Reform gibi büyük yenilikler ortaya çıktı ve tüm dünyayı etkileyip değiştirmeye başladı. Bu döneme de Aydınlanma Çağı denildi.
Toplumsal gelenekler, görenekler, adetler ve alışkanlıklar, Aydınlanma Çağı ile birlikte toplum üzerindeki dayatmalarını büyük ölçüde yitirdi. Ardından sosyal, siyasal ve kültürel devrimler çağı geldi. Önce Amerika Bağımsızlık Devrimi, ardından İngiliz Sanayi Devrimi, sonra 1789 Fransız Devrimi, 1917 Rus Bolşevik Devrimi, Küba Devrimi ve Çin Devrimi gibi devrimler peş peşe gerçekleşti.
Geldik bugüne, sevgili okurlar… Değişen ve dönüşen halk devrimleriyle birlikte bilim, sanat ve edebiyat da değişti. Yeryüzünün ilk insanı sayılan bugüne insan, değişe değişe, evrile evrile geldi. Bugün hiçbirimiz, yüz yıl önce yaşamış dedelerimiz ve atalarımız gibi cüsseli ve kaslı değiliz. Çünkü onlar toprağı ve yaptıkları işleri kas güçleriyle işlediler, ekip biçtiler. Günümüz insanı ise bunları makinelerle yapıyor. Bu yüzden fiziksel olarak atalarımızdan daha zayıfız; ancak beyin gücü bakımından çok daha ileriyiz. İşte insanın değişimi böyle oldu.
Dedelerimiz 40-50 yaşlarında ölürken, bugün bizler 70-80 yaşını geçiyoruz. Sanırım ortalama yaşam süresi erkeklerde 70, kadınlarda ise 75 civarındadır. Gelecek yıllar çok daha farklı olacak. Her şey sonsuza kadar değişip dönüşecektir.
Günümüzün en önemli değişimlerinden biri de iklim değişikliğidir. Artık altı ay kış, altı ay yaz yaşanmıyor. Yazın içinde kış, kışın içinde de yaz yaşanıyor. Bu da biz insanların değişmesine neden oluyor. Değişimlerin en önemli duraklarından biri de doğanın değişimi ve etkisidir. İnsanın değişmesine neden olan en önemli etkenlerden biri de doğadaki değişimdir.
İnsanlık tarihi değişimle başladı ve günümüze kadar geldi. Günümüz, emperyalistler çağıdır. Emperyalistler, hiç değişmeyeceklerini düşünüyorlar. Buna göre de sömürü, baskı ve zulüm gibi kötülükleri yapmaya devam ediyorlar. Bunlardan önce de imparatorluklar çağı yaşanıyordu. İmparatorluklar çağı nasıl yok olup gittiyse, emperyalistler de zulümleri ve sömürülerinin sonucunda yeryüzünden gideceklerdir. Yerine daha insani, daha özgürlükçü; barışın, güzelliklerin, demokrasinin ve paylaşmanın hâkim olduğu bir çağ gelecektir.
Değişimlerin en hızlı ve en etkili olduğu dönem, 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başıdır. En önemli değişimlerden biri Ay’a yolculuktur. Ardından yüzlerce insanın işini yapıp milyonlarca insanın işsiz kalmasına neden olan robotlar geldi. Yine yakın zamanın en önemli değişimlerinden biri de yapay zekâdır. Yapay zekâ, insanı hem fiziksel hem de kültürel olarak değiştirdi.
Her günümüz, her saatimiz, hatta her saniyemiz değişiyor. Kimi değişimleri takip edebiliyoruz, kimilerini ise çok hızlı gelişip değiştikleri için takip edemiyoruz. Değişim ve dönüşüm denildiğinde elbette aklımıza ünlü yazar Kafka’nın Dönüşüm isimli eseri gelir. Kafka’nın roman kahramanı bir gecede bir böceğe dönüşür. Değişim ve dönüşümü daha iyi anlamak için gerçekten okunmaya değer bir başyapıttır.
Önemli değişimlerden biri de Antarktika kıtasındaki buzulların ve buz dağlarının erimesidir. Bilenler bilecektir; büyük kasırgaların, şiddetli yağışların, sellerin ve yıkımların yaşanmasının nedenlerinden biri de bu buzulların erimesidir. Kâinattaki tüm bu değişimler, canlılar arasında en çok insanın değişmesine neden olur.
Geçmişteki sıkıntısız ya da daha az sıkıntılı insanların yerini, günümüzün sıkıntılı, endişeli, güvensiz; paranoya ve şizofrenik duygular yaşayan insanları aldı.
Sevgili okurlar, ben aklıma gelenleri yazmaya çalıştım. Yapmamız gereken en önemli şey, bilim insanlarını takip etmek, onların bu konulardaki eserlerini okumak ve gerekli önlemleri almaktır.
Her zaman söylediğim gibi yine söylüyorum: Önümüzdeki kısa bir süre sonra değişimlerin en büyüğü yaşanacaktır. Bugün dünyamızı kana bulayan, gelişmemiş ve yoksul toplumları bir vampir gibi emen, sömüren emperyalizm değişecek; yerini kardeşliğin, barışın ve özgürlüğün yaşanacağı bir dünya alacaktır.