HER ŞEYİ BİLİP HİÇBİR ŞEY BİLMEYENLER

Tuncer Altunbulak

Bir Psikiyatrın Gizli Anıları isimli eser, son birkaç yıldır ülkemizde en çok okunan kitaplardan biridir. Okumayanlara kesinlikle tavsiye ederim. Psikoloji konusunda oldukça etkileyici bir eserdir. Özellikle ruhsal sorunları olup psikoloğa gitmekten çekinen insanların mutlaka okuması gereken bir kitaptır. Çünkü insanlar, okuduktan sonra başkalarının ne diyeceğini düşünmeden daha bilinçli bir şekilde yardım almaya yönelebilirler.

Kitapta anlatılan olaylardan biri dikkatimi oldukça çekmişti. Ruhsal sorunları olan genç bir kızı, orta yaşlı annesi doktora götürür. Doktorun uyarılarına rağmen anne de seansa katılır ve sık sık doktorun sözünü keser. “Doktor Bey, kızımın sorunlarını biliyorum. Ben de onun yaşındayken aynı şeyleri yaşadım. Beni dinleseydi şimdiye kadar iyileşmiş olurdu.” gibi önyargılı ve sağlıksız yorumlarda bulunur. Bu tür davranışlar özellikle bazı kırsal bölgelerde sık görülmektedir. Halk arasında buna bazen “kocakarı şifası” denilmektedir.

Ne yazık ki birçok insan bu tür yanlış yönlendirmelerin kurbanı olmuştur. Kimileri ruhsal çöküntü yaşamış, kimileri intihara sürüklenmiş, kimileri ise tedavi edilmeden acı içinde yaşamaya devam etmiştir. Oysa psikolojik sorunlar profesyonel destek gerektirir. İnsanlar zor zamanlarında mantıklı düşünmekte güçlük çekebilir. “Denize düşen yılana sarılır.” sözü tam da bu durumu anlatır. Çaresiz hisseden insanlar, bilimsel dayanağı olmayan yöntemlere kolayca inanabilir.

Benim doğduğum köyde de insanların ruhsal sıkıntıları iyileştirdiğini iddia eden biri vardı. Babam beni küçükken ona götürmüştü. Eğer gerçekten işe yarayan biri olsaydı, bugün hiçbir sorunum kalmazdı. Aksine, yaşadığım korkular beni daha da kötü etkilemişti.

Bir başka olay da hamile bir gelin ile kayınvalidesi arasında geçer. Bebeğin cinsiyetini öğrenmek için doktora giderler. Kayınvalide, doktora bebeğin kız olduğunu zaten bildiğini söyler. Sebebini sorunca da, alyans yüzüğüne bir ip bağlayıp gelinin karnının üzerinde sallandırdığını anlatır. Yüzük sağa sola sallandığı için bebeğin kız olacağına inanmıştır. Bilimsel hiçbir dayanağı olmayan bu yöntemi büyük bir özgüvenle doktora anlatması oldukça düşündürücüdür.

Bu tür yanlış inanışların temelinde çoğu zaman eğitim eksikliği vardır. Özellikle geçmişte kız çocuklarının okutulmaması büyük bir sorundu. Kadınlarımızın “Bizi okutmadılar.” diye yakınmaları bu yüzden oldukça haklıdır. Çünkü eğitim, insanlara sorgulamayı ve mantıklı düşünmeyi öğretir.

Yakın zamanda yaşadığım bir olay da bu konu üzerine yeniden düşünmeme neden oldu. Bir kahvede sohbet ederken yanımızdaki bir adam aniden yere düştü, ağzından köpükler gelmeye başladı. Ne yapacağımızı düşünürken yanımdaki biri, “Ben onu iyileştiririm.” diyerek müdahale etmeye çalıştı. Adamın ağzına ağzını dayadı, göğsünü ovalamaya başladı. Oysa ortada ciddi bir sağlık sorunu vardı. Sonradan öğrendik ki adam epilepsi hastasıymış. Bilinçsiz müdahale çok daha kötü sonuçlara yol açabilirdi.

Asıl sorun şudur: İnsanlar neden bilmedikleri konularda her şeyi biliyormuş gibi davranırlar? Bir doktor olmak için yıllarca eğitim almak gerekirken, bazı insanlar hiçbir bilgiye sahip olmadan uzmanmış gibi hareket edebilmektedir. Elbette herkes kendi yaşam deneyiminden bir şeyler bilir. Örneğin köylüler toprağı, havayı ve ekini çok iyi tanır. Ancak bir doktorun uzmanlık alanındaki bilgiyi bilmezler. Benim eleştirdiğim şey, insanların bilmedikleri konularda biliyormuş gibi davranmalarıdır.

Toplum olarak bilime, eğitime ve uzman görüşüne daha fazla önem vermemiz gerekir. Aksi hâlde yanlış inanışlar hem bireylere hem de toplumun gelişimine zarar vermeye devam edecektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.