Hepimiz potansiyel vatan haini, bir kısmımız Nazım Hikmet’iz…

Aktan Uslu

Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

NAZIM HİKMET

**

 

Son dakika haberleri... Bartın'ın Amasra ilçesinde bulunan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesinde saat 18.15 sıralarında bir patlama meydana geldi.

 

Basından

 

Aynı gün akşam 20.00 suları idi. Haberime göz attım da, o detayı bir şekilde pas geçmişim.

AKP Çayırova İlçe Teşkilatı’nın danışma meclisinde söz alan AKP Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Türkiye’nin pandemi sürecini en az hasarla atlatan ülke olduğunu belirtip üretimin ve ihracatın sürdüğünü, arttığını söyledi.

Ama eksik söyledi.

Ölümüne üretim sürdü o dönemde, ölümüne.

Ancak siyasal İslamcı vahşi kapitalizm için ne önemi var ki.

Soma’dan sonra Amasra’da da meseleyi kadere bağlayıp sıyırdılar.

Her daim 2002 veya öncesindeki rakamlarla bugünkünü kıyasladılar da, hiçbir daim 2002’deki –zaten yine düşük olan- sendikalı işçi oranı ile bugünkünü kıyaslamadılar.

Şimdi…

AKP zihniyetine göre yüksek olasılıkla..

Üretim ve ihracatın önüne insanı koysam dahi buysa vatan hainliği..

Emredin yazsınlar Akit, Sabah, Takvim vesairdeki kalemşörleriniz hem de ortak metin ortak başlıkla.

Emredin yazsınlar

üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:

Nazım’dan sonra, Nazım az geldi…

Aktan Uslu da vatan hainliğine devam ediyor hala!

**

Vatan hainliği demişken, eskiden yani ilk başlarda kaygılanıyordum, “Biri üstüne vazife edinip iktidar tarafından hedef gösterileni indirecek…” diye.

Artık kaygılanmıyorum.

AKP Çayırova İlçe Başkanı Servet Günay..

İktidar tarafından yapılan yolları görmeyenleri önce körlükle itham etti, gayet olağan..

Yetinmedi: Delilikle itham edip bir de neredeyse Cennet’ten tapu, anahtar verdi.. Deliler yani aklı melikesi yerinde olmayanlar ahrette de sorgulanmamış. Eksik olmasın Servet Başkan, sayesinde aydınlandık.

Ama deli benzetmesi yapınca içimden, “Koptu geliyor…” deyiverdimdi.

Ama kesmedi. Freni patlamış kamyona dönüverdi:

“Kör, deli ya da vatan haini.”

Bir de malum bilinen, aleni bir politik bir duruşum var ya.

Üstüme alınsam bir dert, alınmasam bir dert.

Benden geçtim de Servet Başkan’ın yerinde olmak istemezdim.

Bugün yarın..

Altılı masa dahili veya harici ki haricinde çok sayıda sosyalist parti de var malum.

Derse ki örneğin;

SEKA’yı kapatmak vatan hainliği, üzerine park kurunca övünmek emperyalist işbirliğidir”  

Koptu giderse bir diğeri..

Kaldı ki Çayırova’daki toplu taşıma rezilliği de, eğitim öğretim dönemindeyiz öğrencilerin çözüm üretilemeyen çilesi de malum..

Bu zeminden sebep derse bir diğeri;

“Toplu taşımayı ilk özelleştiren de, akabinde sürdüren de hem halk düşmanıdır hem de vatan hainidir” derse..

Ne edecek Servet Günay.

Velhasıl kelam..

İktidarın yapılan hizmetlerini gören olur görmeyen olur ama görmeyeni vatan hainliği ile suçlamak..

“Pes” dedirten bir yaklaşımdır.

Öte yandan;

Sizlere inanan, sizleri seven bir kitle var.

O kitlenin duygularını sömürmektir.

Daha da ötesi..

Allah muhafaza içlerinden biri de durumdan vazife çıkarırsa es kaza..

Burası Türkiye, unutulmamalı..

Bu ülkede Kurtlar Vadisi’nde Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı faşist öldü diye, gıyabı cenaze namazı kılındı.

Bu ülkede; Rize’nin Fındıklı İlçesi eşrafından Uzman Çavuş Emrah Aytemiz’in Gezi direnişi sırasında “vatan haini” denilerek saldırıya uğrayanlardan biri olduğu açığa çıktı.

Lice’de şehit olan Emrah Aytemiz memleketinde toprağa, “Kahraman şehit” denilerek verildi.

https://l24.im/0xo

 

AKP Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcoğlu, AKP Çayırova İlçe’nin danışma meclisine ilerleyen süreçte katıldı. Servet Günay’ın konuşması esnasında salonda değildi.

Bir hafta önce AKP Gebze’nin danışma meclisi vardı.

Aynı gün KAISİAD’ın kahvaltılı toplantısında İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’a Bingöl’de şehit ailesine ettiği küfürden sebep, “Şehide küfredenle anı karede yer almam” diye tepki gösterdi.

KBB Başkanı Tahir Büyükakın danışma meclisinde Katırcıoğlu’nu alkışlattı.

Demem o ki..

Diyelim ki..

Şehit Uzman Çavuş Emrah Aytemiz’in babası da, iktidarın hizmetini bir gerekçeyle görmezden gelen..

Normal şartlarda, demokrasinin ve bilincin yerleşik olduğu ülkelerde muhalif..

Ama toplumun birbirinden farklı düşünen kesimlerinin birbirlerini vatan hainliği ile suçladığı günümüzde

AKP’li Servet Günay’a sorarsan: Vatan haini..

Derse ki Başkan Günay, “Onu kast etmedim…”

Sözün ortayaydı Başkan Günay. Belki onu da, belki şehit anne, baba, kardeşlerini de kast ettin.

Dönelim Milletvekili Katırcıoğlu’na..

Şehit ailesine aleni küfreden Lütfü Türkkan ile aynı karede yer almamasına kimsenin söyleyecek sözü olamaz. Tavırdır, duruştur.

Ancak üstelik kuvvetle muhtemel, şehit anne babası kardeşine de, hele ki iktidarın yaptığı yolları görmezden geliyorsa bir de öylesi gerekçeyle..

“Vatan haini” diyen Servet Günay ile..

Ve onlar ki şehit. Bu bir olasılık dahi olsa bile..

Aynı fotoğraf karesinde olmayı lütfeder misiniz?

Kaldı ki danışmanın sonunda, basına kapalı bölümde kurulan divanda, aynı karede yer aldınız bile..

**

Nihayet bağlarken..

Bugün fotoğraflı olan yorumun fotoğrafı AKP Gebze İlçe Danışma’da tarafımdan çekildi.

İsmini sormadım ama AKP’li ablaya, “Abla. Şiirlerini dinliyorsun di mi?” diye haybeye de sormuş oldum.

Velhasıl kelam…

Bu ülkenin yurttaşları olarak –bence- istisnasız her birimiz vatan hainiyiz.

Ama sadece bir kısmımız damardan “Vatan haini”, sadece bir kısmımız Nazım Hikmet’iz.

Ondan sebep…

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

 

Diyorum. Başka da bi’şi demiyorum.

Büyük Usta’nın sözü üzerine söz mü olurmuş…