HASRETİN, KAVGANIN VE EKMEĞİN HAZİRANI!

Cengiz Akgün

Takvimler haziran ayını gösterdiğinde, içimizi sadece yazın sıcaklığı kaplamaz; edebiyat tarihimizin en derin, en gür seslerinin bıraktığı o asil hüzün de çöker omuzlarımıza. Haziran, bu toprakların yetiştirdiği, kalemiyle ve duruşuyla milyonların sesi olmuş dev isimlerin ebediyete göçtüğü bir anma ayıdır.

Nazım Hikmet, Ahmed Arif ve Orhan Kemal… Onlar sadece birer yazar ya da şair değildiler; her biri bu toplumun vicdanı ve umudu oldular.

Nazım Hikmet

3 Haziran 1963’te kalbi sürgünde duran memleket şairi Nazım Hikmet, Türkçe şiiri prangalarından kurtaran adamdı. "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine" derken, sadece bir dizeden bahsetmiyordu; bir yaşam felsefesi, bir arada var olma sanatı sunuyordu bize. Hasreti, aşkı ve memleket sevdasını onun kadar evrensel kılabilen çok az deha geldi dünyaya. Bugün aradan geçen onlarca yıla rağmen, dünyanın neresinde bir adaletsizlik ya da bir sevda varsa, Nazım’ın dizeleri orada yankılanmaya devam ediyor.

Ahmed Arif

2 Haziran 1991’de aramızdan ayrılan Ahmed Arif’in o gür, tok ve tavizsiz sesi çınlar kulaklarımızda. Tek bir şiir kitabıyla (Hasretinden Prangalar Eskittim) edebiyat tarihinde silinmez bir taht kurmak, sadece Anadolu’nun kalbine bu denli dokunabilen bir dosta nasip olabilirdi. O; dağların, mazlumların, yiğitliğin ve onurun şairiydi. Her dizesinde bu toprakların çilesini ama en çok da o çilenin içinden fışkıran umudu barındırırdı.

Orhan Kemal

Ve 2 Haziran 1970’te sessizce aramızdan ayrılan, Türk romanının ve hikayesinin büyük ustası Orhan Kemal… Çukurova’nın tarım işçilerinden İstanbul’un kenar mahallelerindeki yoksul insanlara kadar, bu ülkenin "küçük insanını" onun kadar çıplak, gerçekçi ve aynı zamanda şefkatle anlatan bir başka yazar bulmak zordur. Karakterlerine hiçbir zaman yukarıdan bakmadı; onlarla ağladı, onlarla güldü. Bize ekmeğin kutsallığını, işçi sınıfının onurunu ve her şeye rağmen insana duyulması gereken o sonsuz güveni miras bıraktı.

Bu büyük ustaların fiziksel yoklukları, arkalarında bıraktıkları devasa mirasın yanında sadece bir teferruattan ibaret. Bugün Haziran’a merhaba derken, içimizdeki hüzün yerini büyük bir gurura ve minnete bırakıyor.

Çünkü yazdıkları her satır, savundukları her fikir ve sergiledikleri o eğilmez duruş hala ilk günkü gibi taze, ilk günkü gibi yol gösterici. Onlar kelimeleriyle ölümsüzlüğü bulanlar…

Anıları önünde saygıyla eğiliyorum.