HALKA YABANCILIK…

        Bu ülkede devlet, halkına yabancıdır. Çünkü artık “sosyal” değildir. Kamu mallarını, satan-savan politikalar egemendir. Cumhuriyet ve devrim örselenmiştir. İnsani güzellikler törpülenerek bireycilikler sivriltilmiştir. Sevgisizlik, saygısızlık çığ gibi olmuştur. Ülkenin cezaevleri doludur. Mahkemelerin işleri başlarından aşkındır.Ülke suç laboratuarı olmuştur. Çıkarcılık, bencillik, vurdumduymazlık ve düzeysizlik modadır.

      Yaşadığımız süreç, halkımızın yaşamından mutlu olmadığını göstermektedir. Ortaklaşa idealist duyguların ulusal katmanlarda birikeceği ortam yoktur. İnsanlar; şikayetçi, sert ve kırıcıdırlar. Komşular, birbirlerini tanımamaktadır. ‘Emeksiz yemek’ istemi insanlara etkindir.Kendilerini yabancı ülkelere nasıl ve hangi yollardan atacaklarının hesabı bireyleri çok ilgilendirmektedir.

      1950 yılından bu tarafa halkımızın omurgasıyla oynanmıştır. “Köşe dönücülük” yaftası altında basitliklere yol verilmiştir. Kitleler  uyuşturulmak üzere enterne edilmiştir. Bilim ve aklı önde tutan değerler geri çekilerek, çağdışı düşünceler ortaya salınmıştır. Aldatma üzerine kurulu oy alma, geçer akçe olmuştur. “Hukuk devleti” olma gereği önemsiz sayılmıştır.

      Saf kitleleri bir oy aracı olarak kullandıktan sonra işbaşına gelip sonra da gitmemek için her hüneri gösteren siyasal iktidarlar çok görülmüştür. Cumhuriyet ve devrimden halkı soğutarak ve meçhul gelecekler vaat ederek iktidar sürenler, ülkenin yıllarını heba etmişlerdir.

      Basın-yayın organlarının içler karartıcı haberleriyle bu halk yeni bir güne başlamaktadır. Siyasal demagojiler, kaza, cinayet, gasp,  kaçakçılık, dolandırıcılık, işsizlik,hastalık furyaları halkın günlük manevi gıdasıdır.Birbirlerine nezaketi esirgeyenler; çatışmalı,çekişmeli ve yorucu bir ortamı oluşturmak üzere sokaklardadır.

      Uzun yüzyıllar birlikte yaşamış bir halk kitlesi, ırkçı ayrıştırmalarla birbirine düşürülmektedir.“Demokratik açılım” adı altındaki dayanaksız, serüvenci ve istismarcı davranışlar bu ülke insanları arasında ancak uçurumlar açmıştır. Ülkesinden yakınan bir halk yaratılmasında bu sosyal öğelerin rolü hiç araştırılmış mıdır?       

        Cumhuriyet’in 10.yılı nedeniyle çekilmiş siyah-beyaz filmlere bakınız. Coşku, hoşnutluk ve enerji yayan yansımayı algılayacaksınız. Kurtuluş savaşının ağır çilelerini çekmiş ama “yedi düvele” meydan okumuş bir gururlu halk saptayacaksınız. Cehalete, geriliğe, hurafe ve safsatalara değil aydınlıklara yönelmiş pırıltılı yüzler seyredeceksiniz.Bu ülkenin insanları olmanın gururunu  yaşayan yurttaşları göreceksiniz.Devrimin birleştirici ideal potasında olmanın keyfinin sarmaş-dolaş olduğu bir ruhsallığı duyumsayacaksınız.

       Kurtuluş yok mudur? Tek kurtuluş; halkın demokratik bilincinin ilerici-toplumcu ve devrimci ilkeleri siyasal iktidar yapacak Cumhuriyet ve devrim ideolojisine bağlı oylarla olacaktır.