Yazıya bir soruyla başlayalım.
Bu ülkede siyaset yapan, üstelik iktidarda olanların çocukları hangi okullarda okuyor?
İktidarda değilsen, sistemi beğenmiyorsan ve çocuğunu özel okula gönderiyorsan bunu anlarım. Çünkü mevcut düzenden memnun değilsindir. İnsan kendi çocuğu için en iyisini ister.
Ama işin başka bir tarafı var.
Sen iktidarsın.
Eğitim sistemini sen yönetiyorsun.
Okulları sen düzenliyorsun.
Müfredatı sen belirliyorsun.
Peki o zaman…
Neden kendi çocuğunu devlet okuluna göndermiyorsun?
Basit bir soru. Cevabı kritik.
Çünkü bu durum şunu düşündürüyor:
“Sen bu sistemi yeterli bulmuyor musun?"
Eğer gerçekten böyleyse, başka bir sorum daha var:
Kendi çocuğuna uygun görmediğin bir eğitim sistemini, bu ülkenin milyonlarca çocuğuna neden uygun görüyorsun?
Bu mesele ideolojik değil. Gerçi günümüzde aslında tam olarak ideolojikte hadi değil diyelim.
Ama doğrusu şu; mesele siyaset üstü.
Ülkenin geleceği.
Bu, toplumun siyasetçilere karşı duyması gereken güven meselesi.
Ben de çocuklarımı devlet okuluna gönderemiyorum. Ama ben siyasetçi değilim. Sistemi ben yönetmiyorum. Ve sistemi beğenmiyorum.
Eğer bir gün yönetme imkânım olsaydı, yapacağım ilk iş belli olurdu:
Öyle bir eğitim sistemi kurmak ki, kendi çocuğumu da hiç tereddüt etmeden devlet okuluna yazdırabileyim.
Çünkü dürüstlük ve kendine güven o zaman başlıyor.
Bana göre;
Bu ülkede gerçek bir güven oylaması yapmak istiyorsak, bakacağımız yer çok basit.
Sözler değil, tercihler.
Kim çocuğunu nereye gönderiyor?
Cevap orada gizli.
Özgür Bayraktar
Kendisini uzun yıllardır tanıyan ve haftada 2-3 kez görüşme fırsatı bulan bir sade vatandaş olarak bu yazıyı rahatlıkla yazabilirim.
Özgür Bayraktar, tanıdığım en mütevazı insanlardan biridir. Bugüne kadar hiçbir yorumum karşısında kırıcı olmamış, her zaman sakin ve mantıklı bir şekilde düşüncelerini ifade etmiştir. Bu, günümüzde çok sık rastlanan bir özellik değil.
Ekonomi bilgisi son derece kuvvetlidir. Uzun yıllardır ticaretin içinde olması, sanayi ve ticaret konularında ciddi bir birikim kazandırmıştır. Şirketi, bulunduğu sektörde ülkenin en büyük firmalarından biridir. Yaptığı işte hem eğitimli hem de kültürlü olan az sayıda iş insanından biridir.
Siyasi görüşünü detaylı olarak biliyorum ve kendisinin güçlü bir vatansever ve büyük bir Atatürkçü olduğuna eminim.
Nezaket, bilgi, tecrübe ve insan ilişkileri…
Bugün birçok siyasetçide eksik olan bu özelliklerin, Özgür Bayraktar’da bir arada bulunduğunu söyleyebilirim.
Ülkemiz adına bu karakterde bir ismin MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiş olmasını önemli ve değerli buluyorum.
Kendisinin, sahip olduğu birikim ve duruşla ülke siyasetine kalite katacağına inanıyorum.
Yeni görevinde kendisine başarılar diliyorum.