Ekran başında uzun süre vakit geçirildiğinde göz kırpma sıklığının azaldığını belirten Op. Dr. Ahmet Taşar, bu durumun gözyaşı tabakasının yenilenmesini engelleyerek buharlaşmayı artırdığını ifade etti. Kuru ve nemsiz havanın yanı sıra doğrudan yüze üfleyen klima ve fanların da bu rahatsızlığı tetiklediğini vurguladı.
GÖZ KURULUĞU SULANMAYA DA NEDEN OLABİLİR
Göz kuruluğunun en belirgin semptomları arasında yanma, batma, yabancı cisim hissi ve kızarıklık bulunuyor. Ancak kuruluk nedeniyle göz yüzeyinde oluşan irritasyonun refleks gözyaşı üretimini tetikleyebildiğini belirten Op. Dr. Taşar, bu durumun beklenenin aksine gözlerde sulanmaya da yol açabileceğini aktardı.
SİSTEMİK HASTALIKLARA DİKKATE ALINMALI
Göz kuruluğunun yalnızca çevresel faktörlerle sınırlı kalmayabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Taşar; Sjögren sendromu gibi otoimmün rahatsızlıkların, tiroid hastalıklarının, diyabetin, yaşlanmanın ve menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin de gözyaşı yapısını bozabileceğini belirtti.
MAKYAJ, LENS KULLANIMI VE TEDAVİ SÜRECİ
Göz kapağı kenarındaki meibomian bezlerinin işlevini yitirmesinin kuru gözün önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Op. Dr. Taşar, yanlış uygulanan göz makyajı ve kirpik işlemlerinin bu bezleri tıkayabileceği konusunda uyardı. Kontakt lens kullanıcılarının da kuruluk belirtilerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.
Tedavi sürecinin hastadan hastaya değiştiğini belirten Op. Dr. Taşar, Schirmer testi ve gözyaşı kırılma zamanı ölçümleriyle kuruluğun tipinin belirlenip kişiye özel tedavi planlandığını kaydetti. Korunma yöntemi olarak ise her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca 6 metre uzağa bakmayı öngören "20-20-20 kuralı" ile göz kapağı hijyenini önerdi.