Dilovası’ndaki parfüm deposu yangını davasını takip eden Avukat Lütfi Sabri Batı, 24 Mart 2026’da başlayan duruşmaların perde arkasını anlattı. 4,5 aylık bir gecikmenin ardından başlayan yargılamada, hazırlanan ilk iddianamenin delil yetersizliği nedeniyle mahkemece reddedildiğini hatırlatan Batı, mevcut iddianamenin de kamu görevlilerini dışarıda bırakması nedeniyle eksik olduğunu söyledi.
Duruşma salonundaki izlenimlerini aktaran Avukat Batı, sanıkların stratejisinin "sorumluluğu ölen kişiye yıkmak" üzerine kurulu olduğunu belirtti. İşletmenin asıl sahipleri olan kardeşlerin, tüm suçu cezaevinde hayatını kaybeden babaları Kurtuluş Oransal’ın üzerine atarak kendilerini aklamaya çalıştıklarını ifade etti. Ancak HTS kayıtları ve tanık beyanlarının, bu kardeşlerin fabrikayı fiilen yönettiklerini ve "dünyaca ünlü markaların fason üretimini" bizzat koordine ettiklerini ortaya koyduğunu vurguladı.
“KAMU GÖREVLİLERİNİN DAVAYA DAHİL EDİLMEMESI BÜYÜK EKSİKLİK!”
Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair sorusu üzerine Batı, bölgedeki kaçak yapılaşmaya ve denetimsizliğe dikkat çekti. 5 yıldır ında yıkım kararı olan bir binanın ancak yangından sonra alelacele yıkıldığını hatırlatan Batı; belediye yetkilileri, Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve ruhsat veren mercilerin dosyaya dahil edilmemesinin büyük bir eksiklik olduğunu dile getirdi.