Hayat, her gün karşımıza çıkan iniş çıkışlarla bizi sarsar, bazen bir fotoğraf karesiyle bile içimizi burkar. Nabi Hoca’nın hasta olduğunu ilk kez bir resimde fark ettim. O karayağız Anadolu delikanlısı, dimdik duruşuyla tanıdığımız o güçlü öğretmen, birdenbire incelmiş, zamanın rüzgârı onu yavaşça törpülemişti.
Ziyaretine giden arkadaşıma durumunu sorduğumda, hasta olduğunu öğrendim. Bu haberin üzüntüsü, yaşam telaşının gürültüsüne karıştı. Günler, aylar geçti. Derken bir sabah, bir başsağlığı ilanında ölüm haberiyle karşılaştım. O an, hayatın koşturmacasıyla bu acının da savrulup gitmesini istemedim. Çünkü Nabi Hoca, bizler için, Gebze için bir anlam taşıyordu.
Bazı insanlar vardır; sessizce, gösterişsizce çok büyük işler yaparlar. Yanımızdan geçerler, sohbet ederler, ders anlatırlar… Ama aslında bir neslin ruhuna dokunurlar. Nabi Belekoğlu da öyleydi. Onun yaşamı, edebiyatla, halk kültürüyle, sendikal mücadeleyle örülmüş bir yolculuktu. Ve bu yolculuk, Gebze’deki gençlere Ruhi Su sevgisini, halk türkülerinin direncini ve sanatın ışığını taşımakla anlam kazandı.
1945 Erzurum doğumlu Nabi Belekoğlu, Türk dili ve edebiyatı öğretmeni, yazar, halk kültürü derlemecisi ve sendikal mücadelenin önde gelen isimlerinden biriydi. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Mersin’den Trabzon’a, Maçka Lisesi’nden Kalamış’a ve Gebze’ye kadar pek çok okulda öğretmenlik yaptı. Öğrencileri tarafından sevilen, saygı duyulan bir eğitimci olarak anıldı.
Öğretmenlik görevini yalnızca sınıfla sınırlamadı; TÖS, TÖB-DER ve Eğitim-Sen gibi örgütlerde aktif rol aldı. 1978-1979 yıllarında TÖB-DER Genel Yönetim Kurulu’nda yer aldı. Darbe sonrası Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. Onun için öğretmenlik, aynı zamanda toplumsal sorumluluktu.
Halk kültürü ve folklor alanında derlemeler yaptı; Anadolu’nun masallarını, türkülerini kayıt altına aldı. Erzurum’un ezgilerini belgeledi, Trabzon Amatör Tiyatro Derneği’nde tiyatro sevgisinin yaygınlaşmasına katkı sundu. Eğitim Sen’in desteğiyle okul öncesinden gençlik edebiyatına kadar geniş bir katalog çalışmasının koordinatörlüğünü üstlendi.
Gebze’deki gençler için Nabi Hoca’nın en özel yanı, Ruhi Su sevgisini aktarmasıydı. Refik Köksal ile birlikte bu sevgiyi gençlere taşıdı. Ruhi Su Dostlar Korosu’nun ve derneğinin ilk üyelerindendi. Alaettin Bahçekapılı ile birlikte kaleme aldığı “Ruhi Su – Sen Gittin Gideli” kitabı, bu dostluğun yazılı bir belgesi oldu. Gebze’de düzenlenen her Ruhi Su etkinliğinde ya katılımcı ya da dinleyici olarak yer aldı; görüşlerini, duygularını paylaştı.
Nabi Hoca ile birlikte yaptığımız Ruhi Su etkinliklerinin dışında bir anımı paylaşarak yazımı bitirmek isterim. Ruhi Su’nun öğrencilerinden sevgili Refik Köksal ile bir röportaj yapmıştık. Röportajın ön yazısında, güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye dayanarak Ruhi Su’nun doğum tarihini de yazmıştım. Nabi Hoca röportajı okumuş, beğenmiş ama bir düzeltmede bulunmuştu: “Ruhi Su’nun doğum günü resmi kayıtlarda yoktur. Olsa idi biz yalnızca ölüm yıldönümlerinde değil, doğum günlerinde de anma yapardık.”
‘’Hatalı kaynağı’’ kendisine ilettim ve Nabi Hoca’nın sözünü esas alarak röportajdan doğum tarihini çıkardım. Çünkü Nabi Hoca, bilgiyi titizlikle koruyan, kültürü doğru aktarmaya özen gösteren bir insandı.
17 Eylül 2026’da, 81 yaşında hayata veda etti. Ama ardında bıraktığı şey yalnızca bir öğretmenin hatırası değil; gençlere ışık tutan, sanatın ve halk türkülerinin direncini aktaran bir yaşam oldu. Onu hatırlamak, aslında bir kuşağın belleğini hatırlamaktır.