GEBZE’NİN PATİNAJ YAPAN KADERİ

Cengiz Akgün

Gebze’de yaklaşık 48 yıldır yaşıyoruz.

Ne var ki Gebze yerinde saymaya devam ediyor.

Türkiye’nin sanayi yükünü omuzlayan, ekonominin kalbi ve üretimin merkezi… Gebze için kurulan bu cafcaflı cümleleri herkes ezberledi. Peki, bu devasa ekonomik gücün gölgesinde yaşayan Gebzeliler, bu refahın neresinde? Ne yazık ki Gebze, bugün sadece sanayi bacalarının tüttüğü, griye boyanmış ve kentsel kimliğini bir türlü kazanamamış devasa bir yerleşim yeri sancısı çekiyor.

Yıllardır süregelen kontrolsüz göç, Gebze’nin nüfusunu birçok ilin üzerine çıkardı. Ancak bu şehirde büyüme, maalesef "gelişme" anlamına gelmiyor. Konut alanlarının fabrikalarla iç içe geçtiği, nefes alacak bir yeşil alanın lüks sayıldığı, çevre sorunlarının artık kanıksandığı bir keşmekeş yaşanıyor. Gebze’nin en temel sorunu; bu şehrin büyümesi ama bir türlü kentleşememesidir.

Sokağa çıkıldığında karşınıza çıkan manzara, aslında vizyonsuzluğun ve plansızlığın bir fotoğrafıdır. Yerel yönetimlerin yıllardır uyguladığı "günü geçiştiren" politikalar, kalıcı çözümler üretmek yerine sadece pansuman tedavilerle halkı oyalamıştır. Bir yolu asfaltlamak veya çöp toplamak belediyenin asli görevidir, bir "vizyon projesi" değildir! Ancak Gebze’de ne yazık ki en temel hizmetler bile birer lütuf gibi sunulmaya devam ediyor.

Ve tabi ki yerel yönetimlerin, ‘siyasal ve ideolojik’ anlamda kenti yönetmesi. Kentin bütününe kendi ideolojik düşüncesini dayatması ve o şekilde hizmet yapılması.

Burada asıl üzerinde durulması gereken, Gebzelilerin içine düştüğü o büyük paradokstur. Sokakta, durakta, pazarda hizmet alamamaktan, hava kirliliğinden ve trafiğin keşmekeşinden dert yananlar; sandık önüne geldiğinde sorunun nedeni olan kadrolara onay vermekten geri durmuyor. "Nasıl olsa oy alıyoruz" rehavetine kapılanlar, Gebze’yi sadece çalışanların akşamları kafasını soktuğu devasa bir "yatakhane kente" çevirdi.

Artık görülmesi gereken gerçek şudur: Yerel siyaset, "ceketimi koysam kazanırım" kibrinden temizlenmek zorundadır. Gebze’de yaşayanlarında partizanlığı bir kenara bırakıp, "hizmet odaklı" bir hesap sorma bilincine erişmesi şarttır.

Gerçek bir Gebze; sadece sanayi ve binaların yükseldiği değil, insanının soluk alabildiği, sosyal ve kültürel imkanların sanayi çarkları arasında ezilmediği çağdaş bir şehirdir. Eğer bu değişim için bir irade ortaya konulmazsa, Gebze kendi büyüklüğünün altında ezilip gitmeye mahkûm kalacaktır.

Bu şehir, üzerinde yaşayanların emeğiyle yükseliyor; kaderini de o emeğin sahipleri belirlemelidir.

Demedi demeyin!