Geçtiğimiz hafta sonu, "Yeni Parti" Gebze ilçe örgütü üyelerin oylarıyla ilçe başkanını belirlemek üzere bir ön seçim gerçekleştirdi. Katılım sayısal anlamda fena sayılmasa da, ortada ne yazık ki yeni bir siyasi hareketin barındırması gereken o büyük coşku yoktu. Salona ve sürece hâkim olan atmosfer, sanki bir an önce bu iş bitsin de eve gidelim havasından ibaretti. Ancak madalyonun yüzü asıl olarak, bu ön seçimin yasal bir zorunluluğu olmasa da ne kadar sağlıklı ne kadar adil yapıldığı sorusunda gizli.
Gelin maalesef hiç de yabancısı olmadığımız o tabloya yakından bakalım. Özellikle delege seçimleri, önceki partiden devamla kronikleşmiş o eski, kapalı kapılar ardı alışkanlıklarının birebir kopyasıydı. Birileri bir yerlerde masaya oturmuş, kendi işine geldiği gibi mahalle delegelerini yazarak bir liste çıkarmış. İşin en enteresan ve skandal tarafı ise, o mahallede kayıtlı olan üyelerin delege belirleme sürecinden haberdar dahi edilmemiş olmasıdır.
Bu kötü alışkanlıkların, eleştirilen eski partiden alınıp yeni kurulan bir partiye taşınması manidardır. Bu süreçte kurucu ilçe başkanının delege listelerinin bu şekilde uyduruk hazırlanmasındaki kabahati oldukça büyüktür. "Mahalle temsilcisi var, o hazırladı delege listesini" savunmasının arkasına sığınılamaz. İyi de bu mahalle temsilcisi, hiçbir resmi ve yasal statüsü olmadan neye, kime göre görevlendirilmiştir? Her ne kadar "üyeler adayları belirleyecek" denilse de, sonuçta yasal olarak kongrede yetkili olan delegelerdir. Dolayısıyla "Delegelerin artık bir önemi yok, formalite icabı" demek, akılla ve inandırıcılıkla bağdaşmaz.
Gelelim bir diğer tartışma konusuna; Kocaeli Milletvekili Nail Çiler üzerine sütre arkasından yürütülen salvo atışlarına... Neymiş efendim, Nail Çiler ön seçimde İsmet Kara’ya destek vermiş, onun için oy istemiş. İyi güzel de, Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı ve Gebze’deki yakın arkadaşları kime destek verdi? Yani Yıldızlı’nın destek olması gayet normal de, Nail Çiler’in taraf olması mı yanlış? Siyasette tarafsızlık diye bir kavramın olmadığını herkes bilir; vekillerin, siyasi aktörlerin taraf olması son derece doğaldır.
Asıl konuşulması, eleştirilmesi gereken husus; kurucu ilçe başkanı Gökhan Ohan’ın ön seçimden kısa bir süre önce açıkça çıkıp bir adaya destek vereceğini ilan etmesidir. Bu tutum ne siyasi etikle bağdaşır ne de ön seçimin ve yapılacak kongrenin meşruiyetine gölge düşürmekten başka bir işe yarar. Yeni Parti ilçe başkanının yapması gereken en doğru hamle, her iki adaya da eşit mesafede durup başarılar dilemek ve tarafsız kalmaktır. Çünkü o makam, örgütün resmi ve tarafsız temsil makamıdır.
Diğer taraftan, parti içindeki bu tür yarışların dışarıda farklı lanse edilmesi ve her seçim döneminde yaşanan hayal kırıklıkları da siyasetin ezberlenmiş sahnelerindendir.
Sonuç olarak; Yeni Parti, eğer adında olduğu gibi gerçekten "yeni" ve iddialı bir yolda yürümek istiyorsa, eskinin bu hastalıklı alışkanlıklarını kökten reddetmelidir. Delege seçimlerinden başlayarak aday belirleme süreçlerine kadar her aşamada şeffaf, kuralına uygun ve demokratik olunmalıdır. Eğer bölgecilik, adamcılık, mezhepçilik ve "al külahı ver takkeyi" hesapları bu yapıda da devam edecekse, o zaman eski yapıdan ayrılmanın ve yeni bir çatı kurmanın mantığı nedir?
Parti içinde yarışmak ve kazanmak beyhude ve boş bir çabadır!