Futbol ve kavga

HANİFİ SURUN

Pazar akşamı çok sevdiğim meslektaşım, arkadaşım Sayın Bilal Gültekin’in daveti üzerine Fenerbahçe ile Yeni Malatyaspor maçını izlemeye gittik.

 

Maçı nerede izleyeceğimize önceden karar veremediğimiz için son dakika Darıca sahilde bulunan bir cafeye gittik.

 

Darıca sahilde bulunan cafede hem bir şey yiyip hem de maçı keyifle izleriz diye düşündük.

 

Cafeye gittiğimizde şansımıza televizyona yakın en ön sırada bir masa bulduk.

 

Arkadaşım Sayın Bilal Gültekin hemen masaya oturup yemek siparişi verdik.  

 

Yemeklerimizi beklerken başladık maç sonucu tahmin etmeye.

 

Maç başladıktan sonra vermiş olduğumuz yemek siparişleri de gelince bir yandan maçın izleyip bir yandan da yemeklerimizi afiyetle yemeye başladık.

 

Fenerbahçe’nin maçın onuncu dakikasında attığı golle keyfimiz iyice yerine geldi.

 

Ancak ne olduysa Fener’in attığı golden sonra oldu.

 

Maç izlemeye gittiğimiz cafenin okey oynanan bölümünde bir tartışma çıktı.

 

Tartışma kısa sürede kavgaya neden oldu.

 

Tam kavga bitti derken yaşları 20 ile 25 arasında değişen gençlerin tartışması ve gerginliği sürdü.

 

Yaşanan kavga ve tartışma cafenin dışında da devam etti.

 

Durum böyle olunca maç izlemeye gelen cafede kim varsa maç yerine kavgayı izledik.

 

Yaşanan kavga ve tartışmalardan hem ben ve arkadaşım Sayın Bilal Gültekin dahil herkes son derece rahatsız oldu.

 

Cafenin sahibini telefonla arayarak yaşanan kavgadan dolayı rahatsız olduğumuzu ve cafeden ayrıldığımızı söyledim.

 

Arkadaşım Sayın Bilal Gültekin ile cafeden ayrıldık.

 

Hem ben hem de arkadaşım yaşanan durumdan dolayı ne maç keyfimiz ne de yemek keyfimiz kalmadı.

 

Arkadaşım beni eve bırakırken yolda yaşanan kavgayı ve tartışmaları konuşurken arkadaşım, ‘Bugün Gebzespor maçı vardı. Keşke onu izlemeye gitseydik’ dedi.

 

Sayın Bilal Gültekin böyle deyince başımı öne eğdim.

 

Çünkü arkadaşıma Gebzespor’un maçında da kavga çıktığını söyleyemedim.