Siyasi arenada yeni bir siyasal-politik hareketin doğuşu, her zaman toplumsal bir beklentiyi ve mevcut düzene karşı bir itirazı barındırır. Ancak bu itirazın kalıcı bir başarıya ve gerçek bir alternatife dönüşebilmesi, söylemlerin eylemlerle ne derece örtüştüğüne bağlıdır. Bugün Gebze bölgesinde Yeni Parti'nin delege ve kongre süreçlerinde yaşananlar, bu dönüşümün ne denli sancılı ve dikkatle yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bir partinin iç işleyişindeki şeffaflık, onun dışarıya yansıttığı demokratik yüzünün aynasıdır. Gebze'deki süreç incelendiğinde, geçmişteki yapılardan ( butlan CHP'si) duyulan rahatsızlıklar nedeniyle yola çıkan Yeni Parti kadrolarının hâlâ eski alışkanlıkların çekim alanından kurtulamadığı görülmektedir. Delege seçimlerinin tabanın özgür iradesiyle şekillenmek yerine, kendilerini mahalle temsilcisi olarak konumlandıran dar bir grubun kalemiyle kağıda dökülmesi, katılımcı demokrasi ruhunu zedelemektedir. Listelerin bu şekilde oluşturulması, üyeler nezdinde aidiyet duygusunu zayıflatmakta ve Yeni Parti'nin enerjisini iç tartışmalara hapsetmektedir.
Aynı isimlerin, aynı kafa yapısının ve gelenekselleşmiş bölgecilik-adamcılık reflekslerinin varlığını sürdürmesi, Yeni Parti'de değişen ne sorusunu haklı olarak akıllara getirmektedir. Kişisel yakınlıkların ve dayatmaların liyakatin önüne geçmesi, partinin kucaklayıcı olma vasfını zayıflatmaktadır. Öte yandan üyelerin oy kullandığı sırada sandık başında yaşanan gerginlikler ve mevcut yönetimlerin ya da yetkililerin tarafsızlığını gölgeleyen tutumları, parti içi adalet algısını derinden yaralamaktadır. Seçimlerin adil bir yarış ortamında geçmemesi, geleceğe yönelik güven iplerini germektedir.
Yeni Parti'nin ana hedefi, topluma gerçek bir iktidar alternatifi sunmaktır. Ancak bu hedef, yalnızca dışa karşı yapılan söylemlerle değil, içeride kurulan adil düzenle mümkündür. Parti içinde şeffaflığın ve adaletin tesis edilmemesi, halkın da bu yapıya güven duymasını engeller. Delegelerin ve üyelerin iradesine ipotek konulmaması, her bireyin karar mekanizmalarında aktif rol alabilmesi hayati önem taşır. İç çekişmelere, küskünlüklere ve eski tarz siyasi manevralara harcanan her an, halkın gerçek gündeminden ve ülkenin çözüm bekleyen sorunlarından çalınmış demektir.
Amaç sadece parti içinde iktidar olmaksa zaten daha ilk kongre öncesi ve sırasında yaptıklarınız sizi amacınıza ulaştırır.
CHP'nin başına mahkeme kararıyla atanan Kılıçdaroğlu'da 13 seçimi kaybetmişi fakat parti içinde iktidarı asla kaybetmemişti!
Sonuç olarak; Yeni Parti'nin geleceği, geçmişin hatalarından ne ölçüde ders çıkarabileceğine ve değişim iddiasını samimiyetle hayata geçirip geçiremeyeceğine bağlıdır. Eğer eski alışkanlıklar ve antidemokratik refleksler sürdürülürse, değişen tek şeyin sadece bir tabela olacağı gerçeği kaçınılmazdır. Tabanın ve kamuoyunun beklentisi; sözde değil, özde şeffaf, kucaklayıcı ve demokratik bir siyasi kültürün inşa edilmesidir.