EPSTEİN, BÜYÜK İFŞAAT!

Cengiz Akgün

ABD’de geçtiğimiz yıl çıkarılan yasa uyarınca Epstein soruşturmasına dair gizli kalmış tüm belgelerin yayınlanması süreci, kamuoyunda büyük bir sarsıntıya neden oldu. Normal şartlarda 19 Aralık 2025’e kadar tamamlanması beklenen bu süreçte, geçtiğimiz Cuma günü yaklaşık altı haftalık bir gecikmeyle devasa bir arşiv erişime açıldı. Üç milyon sayfa belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin videodan oluşan bu arşiv, modern tarihin en karanlık ve en sistematik suç ağlarından birini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Medyaya sızan detaylar, bir insanın hayal sınırlarını zorlayacak kadar korkunç ve ürkütücü. Belgelerde yer alan çocuklara yönelik taciz, tecavüz, sistematik eziyet ve hatta bazı kurbanların akıbetine dair ölüm iddiaları, meseleyi basit bir adli vakanın çok ötesine taşıyor. Ortaya çıkan tablo, kelimenin tam anlamıyla şeytana rahmet okutacak türden bir vicdansızlığı işaret ediyor. Yıllarca hayırseverlik, sanat veya siyaset perdesi arkasına saklanan bu yapının, aslında ne kadar organize bir kötülük merkezi olduğu artık inkar edilemez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Belgelerin en sarsıcı yanı ise bu karanlık ağın içine çekilen ya da bizzat parçası olan isimlerin profili. Listelerde yer alan devlet başkanları, dünyaca ünlü sanatçılar, bilim insanları ve iş dünyasının devleri, Epstein olayının neden on yıllar boyunca örtbas edilmeye çalışıldığını açıklıyor. Bu isimlerin varlığı, meselenin sadece bireysel sapkınlıklarla ilgili olmadığını, aynı zamanda küresel bir şantaj ve nüfuz ağının kurulduğunu kanıtlıyor. Özel jetlerle taşınan kurbanlar, yüksek güvenlikli adalar ve gizli kameralarla donatılmış malikaneler, bu korkunç düzenin ne kadar profesyonelce yönetildiğini gösteriyor.

Bugün bu belgeleri okumak ve yazılanları takip etmek, sadece bir merakın giderilmesi değil, aynı zamanda küresel bir adalet arayışının parçasıdır. Masum çocukların hayatlarını karartan, onları birer meta gibi gören bu zihniyetin ve bu zihniyete ortak olan seçkinlerin ifşa edilmesi, insanlık onuru adına zorunluluktur. Eğer bu denli büyük bir kanıt yığınına, binlerce videoya ve fotoğrafa rağmen gerçek bir hukuk mücadelesi verilmezse, bu durum medeniyetin ve adaletin iflası anlamına gelecektir. Bu karanlık sayfalar açılmışken, sorumluların unvanları ne olursa olsun hesap vermesi, vicdanlardaki derin yarayı bir nebze olsun dindirebilecek tek yoldur.