ENTELEKTÜEL

Tuncer Altunbulak

Entelektüel konusu bana hep Rus yazarı Turgenyev’in "Babalar ve Oğullar" isimli eserindeki roman kahramanı Bazarov’u hatırlatır. Bazarov bir bilim insanıdır; olay 1800’lü yılların Rusya’sında geçer. O dönemde Rusya’da büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Bir tarafta devrimciler devrim yapmaya uğraşırlarken diğer tarafta muhafazakarlar, her türlü yeniliğe karşı çıktıkları gibi devrimcilerle de çatışırlar. Başka bir yanda Avrupa sevdalıları, onların karşısında ise ulusalcılar ve milliyetçiler vardır; yani Rusya kaynayan bir kazandır.

Elbette ki bütün bu dalgalanmalara neden olan Çar’ın kötü yönetimidir. Çar, halkın demokratik isteklerini kaba güçle bastırmaya çalışmaktadır. Sevgili okurlar, bütün bu olayların arasında ünlü yazar Tolstoy’un başını çektiği, Dostoyevski ve Çehov gibi Rus yazarları ve düşünürleri de vardır. Halk, bütün bu kaynamanın içinde sözünü ettiğim yazarların ağzına bakmaktadır. Tolstoy; ülkeyi yakmadan, yıkmadan ve büyük zararlar vermeden; kültürel ve sosyal reformlar yoluyla ülkedeki değişimi ve dönüşümü sağlamaya çalışmaktadır.

Rusya, o dönemde dünyanın en çalkantılı ülkesidir. Topluma önderlik etmek, onu değiştirmek ve alışkanlıklarından koparmak çok zordur; çünkü toplum ne bir atölyedir ne bir makinedir ne de bir yerden alınıp başka bir yere koyulacak herhangi bir maddedir. Muhafazakarlar, dünyanın her yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde, Türkiye’de de her türlü yeniliğe karşı çıkmaktadırlar. Oysa sosyolojik olarak muhafazakarların; toplumun yararına olan demokrasi ve özgürlük gibi sosyal hareketleri desteklemeleri gerekir. Bilinçli muhafazakarlar Avrupa’nın birçok memleketinde bunu yapmışlardır. Avrupa’daki değişim ve dönüşümler de bu yüzden daha çabuk gerçekleşmiştir. Muhafazakarların görevi halkın, adaletin ve eşitliğin yanında olmaktır.

Devrimciler için de durum aynıdır. Devrimcilerin görevi fabrikaları yakıp yıkmak, topluma ve ülkeye zarar vermek değil; halka güven vererek fikirlerini halkın anlayacağı dilden anlatıp yapmak istedikleri siyasal ve sosyal hareketleri gerçekleştirmektir. Hiçbir siyasi düşüncenin toplumu köklerinden koparmak veya ülkeye zarar vermek gibi bir hakkı yoktur. Bu işi becermek hem kolaydır hem de çok zordur; zorluğu kişilerin kapasitesine göre değişir.

Sevgili okurlar, bir toplumu asırlarca oluşturduğu kültürden, tecrübelerinden ve alışkanlıklarından bir yılda veya beş yılda vazgeçirmek, onu koparmak çok zordur. Böyle düşünmek hayalperestlerin işidir. Hani şu "adet, anane" dediğimiz şeyler var ya; zaman zaman benim de karşı çıktığım bu adet ve ananelerin büyük bir kısmı bugünkü yazılı hukukumuzu oluşturmaktadır. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki; bir toplum sadece yaşayanlarla değil, ölmüş olanlar ve doğacak olanlarla tanımlanır. Bizim derdimiz, bizlerden sonra gelecek nesillerin daha iyi, daha mutlu yaşamalarıdır. Bizden önce yaşamış ve ölmüş olanlar da bizlerin mutlu yaşaması için mücadele vermişlerdir.

Önemli görevlerimizden birisi de ülkemizin demokrasiye ve güzelliklere kavuşması için fikir üretmemizdir. Ne yazık ki en önemli eksikliklerimizden biri budur. Her gün yüzlerce laf söyleniyor, onlarca haber yapılıyor, ülkenin sorunları tartışılıyor ama olması gereken olmuyor; yani fikir üretemiyoruz. Ülkemizin en büyük eksikliği budur. Ne yazık ki entelektüellerimiz yoktur.

Şunu da söylemekte yarar var: Dünyanın hiçbir yerinde entelektüeller toplumun alt katmanlarından çıkmamıştır. Hepsi de okumuş, yazmış "küçük burjuva" kesiminden gelmiştir. Yazımın başında Rusya’dan ve Tolstoy’dan bahsettim. Tolstoy, dünyanın da kabul ettiği bir entelektüeldir. Kendisi bir toprak ağasıdır, aristokrattır, varlıklı bir konttur; ama o bütün bunları bir kenara koymuş; Rus halkının, köylülerin, işçilerin ve ezilenlerin yanında yer almıştır. Ailesi Çarlardan bile eskidir, kendisi birkaç savaşa da katılmıştır; ama bütün bunlara rağmen o bir devrimcidir. Devrimcilerin gerçekten onu örnek almaları gerekir. Kendisi bir özel mülkiyet sahibi olmasına rağmen özel mülkiyete karşı çıkmıştır. Rusya’da okullar açmış, vakıflar kurmuştur. Köylüler gibi yaşamış ve bir halk kahramanı olarak ölmüştür. Yani kişinin kim olduğuna değil, ne yaptığına bakmamız gerekir.

Entelektüalizmin en büyük kuramcılarından birisi de Platon’dur. Entelektüeller bilge kişilerdir; görevleri, içinde bulundukları toplumu cahillikten ve karanlıktan kurtarmak için mücadele vermektir. Bu çok kolay bir iş değildir; ilk önce siyasi iktidar karşılarına çıkar. Peki, bir köylüden veya bir işçiden entelektüel olabilir mi? Elbette ki kişi kendisini geliştirebilirse olabilir; bu da okumakla, düşünmekle ve fikir üretmekle mümkün olan bir şeydir. Ancak genelde sözünü ettiğim gibi entelektüeller, küçük burjuva kesiminden çıkmıştır.

Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için Turgenyev’in "Babalar ve Oğullar" isimli kitabını okumak gerekir. Sözünü ettiğim romanın kahramanı Bazarov, her konuyla ilgilenen birisidir. En fazla ilgilendiği konuların başında felsefe, fizik, kimya ve matematik gelmektedir. Babası bir toprak ağasıdır ve Bazarov’un ilk karşı çıktığı insan da babasıdır. Bu yüzden babasıyla arası açılır ve bu konuyu uzun uzun tartışırlar. Toplumun bir kısmı ona bozguncu ve anarşist gözüyle bakar fakat bir süre sonra Bazarov fikirlerini topluma kabul ettirir. Ben ne kadar anlatsam da koca romanı burada özetleyemem; bu konuyu merak edenlerin bu romanı okumalarını salık veririm.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.