EMPERYALİZM VE BİLİM

Tuncer Altunbulak

Johann Gutenberg matbaayı icat etti. Ondan önce de bu konuyla ilgilenen insanlar vardı; ancak Gutenberg son noktayı koydu, işi formüle etti ve eksiksiz şekilde yerine oturttu. Bu işe ilk karşı çıkan kilise oldu. O güne kadar bürokraside yazıp çizenler isyan edip kiliseyi desteklediler. Ama artık işin geri dönüşü yoktu; bilim kazanmıştı.

Bu tür şeyleri yapmak, hele de Orta Çağ’ın bağnazlık döneminde yapmak, çok zordu. Feodalizmin kılıcının önü de arkası da kesmekteydi; fakat bilimin karşısında kılıcın ne önü kaldı ne de arkası. Yenilikçiler, bilim insanları ve aydınlar bu yüzden sevilmezler. Her çağda böyle olmuştur; ancak çağların en barbarı da Orta Çağ’dır. Bilim insanları en fazla bu çağda gazaba uğradılar; meydanlarda yakıldılar, asıldılar, derileri yüzüldü. Engizisyon mahkemeleri kuruldu. Bütün bu insanlık dışılıklara rağmen bilim insanları, yenilikçiler ve aydınlar hiç geri adım atmadılar. Barbarların inadına rağmen yeni keşifler yapmayı sürdürdüler. Öyle ki, feodal köleliği kutsallaştırmaya çalışan Engizisyonlar bile bilimin karşısında paramparça oldular.

Sevgili okurlar, feodalizmi anlatacak değilim. Feodalizm çağında yapılanlar, hemen hemen günümüzde de emperyalistler ve kapitalistler tarafından yapılmaktadır. Bilim insanları, günümüzün köleci düzenine bıkmadan usanmadan karşı çıkmaktadırlar. Bugün yaşadığımız çağa kolay kolay gelinmemiştir. Başta emperyalizm olmak üzere, yeryüzünden tüm haksızlıklar kalkana kadar da böyle devam edecektir. Tarih boyunca yapılan bütün mücadelelerde hep kazanan iyilik, sevgi ve doğruluk olmuştur. Dünyada emperyalizm yok olana kadar da sevgiden, insanlıktan, bilimden ve demokrasiden yana olanlar kazanacaklardır. Huzuru, bereketi ve insanlığı yeryüzüne bilim insanları getireceklerdir.

Bugün emperyalizme toplumların yeterince karşı çıkamayışı bizleri yıldırmamalıdır. Bu tür güzel işler “ha” deyince hemen olmuyor. Gericiler ve emperyalizm, her türlü güzelliğin önüne duvar örüyor. Bugün toplumsal ihtiyaçları emperyalistler yaratıyor, sonra da halka dayatıyorlar. Teknolojiden ekonomiye, sanattan edebiyata kadar sistem böyle işliyor. Her şey onların denetimi altında olsa da bir gün gelecek, bu sistem yıkılacak; yerine sevgiye, adalete ve demokrasiye dayalı, köleliği ve yoksulluğu ortadan kaldıran bir sistem mutlaka kurulacaktır.

Sevgili dostlar, kötülükleri görmemek ve duyarsızlık göstermek, kötülükleri desteklemek anlamına gelir. Her konuda olduğu gibi Türkiye’de de kötülükleri görmezden gelenler var. Bilmeden, düşünmeden tüm kötülükleri meşrulaştırıyorlar. Belki biraz uzun sürecek ama mutlaka ülkemizde de bilim kazanacaktır. Böyle şeyleri söylemek ve yazmak kolaydır; zor olan, pratiğe geçirmektir.

Tüm ezilen uluslar, emperyalizmin Filistin’de yaptığı insanlık dışılıkları gördüler. Emperyalizmin tek amacı vardır: işgal etmek, savaş çıkarmak ve silah satmak. Vicdanı, merhameti ve insanlığı yoktur. Filistin’de bütün dünyanın gözü önünde 70.000 insanı katlettiler.

Sevgili okurlar, bir dönemin en çok okunan bilim insanlarından biri Marx, diğeri de psikanalizin mucidi Freud’dur. En çok okundukları için doğal olarak en çok da eleştirilmişlerdir. Bu iki bilim insanı da yaşadıkları döneme damga vurmuşlardır. Tarihte ilk defa işçi sınıfından söz eden, işçilere yol gösteren ve emperyalizmin sömürü sistemini açığa çıkaran kişi Marx’tır. Bunu da Kapital isimli eseriyle ortaya koymuştur. Marx’ın en çok etkilendiği bilim insanlarından biri Kant’tır. Kant’ın başı üzerine yürütmeye çalıştığı bilimi, Marx ayakları üzerine yürütmüştür.

Freud’a gelince; cinsellik başta olmak üzere düşündüğümüz, arzuladığımız her şeyin bastırılmış duygularla bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Kimi paranoyak davranışlarımızın nedeninin bastırılmış duygularımız olduğunu söylemiştir. İnsanın görünen yüzünün ve bilinen davranışlarının dışında görünmeyen bir yüzü, bilinmeyen davranışları olduğunu da Freud ortaya çıkarmış; bunu bilinçaltı kuramıyla formülleştirmiştir. Bilinçaltı dediğimiz şeyi gizli bir tünel ya da saklı hazinemiz olarak düşünebiliriz.

Dostoyevski, Freud’dan yüz yıl önce Yeraltından Notlar isimli eserinde Freud’un bilinçaltı dediği duyguları yazmıştır. Bu eserinde, yaşamında kendine sağlıklı bir yer bulamayan paranoyak bir aydının hezeyanlarını anlatmıştır. Bu aydın, bir bakıma Dostoyevski’nin kendisidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.