Çürük dokunun uzaklaştırılmasıyla bakteriler ortadan kaldırılırken, aynı bölgede yeniden çürük oluşma riski de azaltılır. Bu yönüyle diş dolguları, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda koruyucu bir uygulama olarak da değerlendirilir.
KÜÇÜK BİR ÇÜRÜK, BÜYÜK SORUNLARA YOL AÇABILIR
Tedavisi geciken çürüklerde riskler de yükselir. Çürük, dentin tabakasına ulaştığında daha hızlı ilerler; sıcak, soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet, ilerleyen vakalarda ise ağrı şikayetleri ortaya çıkabilir. Çürük ilerledikçe diş dokusunda daha fazla madde kaybı meydana gelir; bu durum dişi zayıflatarak kırılma riskini artırır. Ayrıca, çürüğün derinleşmesiyle birlikte dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun zarar görme riski ve buna bağlı olarak kanal tedavisi gereksinimi de artar.
ERKEN TEŞHİS BÜYÜK DIŞ KAYIPLARINI ÖNLEYEBİLİR
Çürüklerin erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven, erken teşhis ve minimal invaziv tedavi yaklaşımları sayesinde hem sağlıklı diş dokusunun korunabildiğini hem de yapılan restorasyonların klinik ömrünün uzatılabildiğini belirtiyor. Zamanında uygulanan basit bir dolgu ileride yaşanabilecek büyük diş kayıplarının önüne geçmek mümkün. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor.