DİJİTAL TERÖR!

Cengiz Akgün

Eskiden "söz uçar, yazı kalır" derdik; şimdilerde ise "söz manipüle edilir, görüntü kopyalanır, gerçek ise linç edilir" diyoruz. Sosyal medyanın kontrolsüz gücü, yapay zekanın sınırsız imkanlarıyla birleşince, karşımıza hukuk devletini ve toplumsal huzuru sarsan devasa bir canavar çıktı: Dijital Terör.

Bugün sosyal medya mecraları, sadece birer iletişim aracı değil; birer mahkeme salonuna, infaz meydanına dönüştü. Trol olarak adlandırılan, çoğu zaman organize ve karanlık bir amaca hizmet eden gruplar, klavye başında savcılığa soyunup hedef gösteriyor. Algı operasyonlarıyla suçluyu mağdur, suçsuzu ise cani ilan etmek artık saniyeler sürüyor.

Yapay zeka teknolojisi, bu kaosu bir üst seviyeye taşıdı. Bir insanın sesini kopyalamak, yüzünü hiç bulunmadığı bir videoya yerleştirmek artık çocuk oyuncağı. Bu durum, bireysel özgürlükleri aşan, doğrudan dijital terör diyebileceğimiz bir boyuta ulaştı. İnsanlar işlemedikleri suçların, söylemedikleri sözlerin bedelini sosyal linçle ödüyor.

Daha da vahimi, devletin yargı ve yürütme organlarının, sosyal medyadaki bu suni öfkenin rüzgarına kapılma riskidir. Adalet, etiketlerle değil, kanıtlarla ve hukukla tesis edilir. Sosyal medyanın yargı üzerindeki baskısı, hukuk devletinin temellerine zarar veren bir noktaya ulaştı.

Peki, bu kaos nasıl kontrol edilecek?

Bu dijital yangını söndürmek için sadece teknoloji yetmez, topyekün bir zihniyet devrimi ve sıkı bir denetim mekanizması şarttır. Toplumun, önüne düşen her görsele veya habere şüpheyle yaklaşması gerektiğini öğrenmesi, teyit mekanizmalarını kullanması gerekir. Bunun yanı sıra, hukuk sisteminin yapay zeka ile işlenen suçları ve dijital lincin ağır yaptırımlarını kapsayacak şekilde güncellenmesi zorunludur. Klavye başındaki anonimlik bir zırh olmaktan çıkarılmalı, teknoloji şirketleri manipülasyonu engellemek için daha fazla sorumluluk almalıdır.

Adalet, kamuoyunun anlık öfkesine feda edilemeyecek kadar kutsaldır. Sosyal medya bir meydan, yapay zeka ise bir araçtır; ancak bu ikisi hukuktan ve ahlaktan bağımsız hareket ettiğinde toplumun bağışıklık sistemi çöker. Özgürlüklerimizi korumanın yolu, dezenformasyona karşı akıl süzgecini elden bırakmamaktan geçer.

Unutmayalım: Bugün başkası için atılan linç mesajı, yarın yapay zeka eliyle size doğrultulmuş bir silaha dönüşebilir.

Geçmişte tüm bu dijital sistemler, araç ve gereçler olmadan aslında çok daha insanca yaşıyorduk. Çünkü kontrol ve düşünme yetisi ile manuel bir yaşamın içindeydik. Her şey doğal ve sahiciydi.

Sanırım dijitalin egemen olduğu bu ruhsuz günlere göre eski zamanları çok arayacağız.