“Dolandırıcılık şebekeleri organize, hızlı ve teknolojik; devlet refleksi ise yavaş ve dağınık” olduğunu belirten Kanko, vatandaşın devlete duyduğu güvenin organize suç şebekeleri tarafından sistematik biçimde istismar edildiğini belirterek, “Bu vakalar artık münferit dolandırıcılık olayları değil; doğrudan devlet otoritesini hedef alan organize bir güvenlik sorunudur” dedi.
VATANDAŞ PANIĞE SÜRÜKLENİYOR!
Dolandırıcıların; e-Devlet kapısını, MHRS randevu sistemini, bankaların mobil uygulamalarını ve UYAP üzerinden yürütülen dava ve icra süreçlerini birebir taklit eden platformlar oluşturduğunu vurgulayan Kanko, vatandaşların “randevu alma”, “hakkınızda dava açıldı”, “icra dosyanız var”, “dosyanızda işlem bulunmaktadır” gibi mesajlarla paniğe sürüklendiğini ifade etti.
Bu yöntemle kimlik bilgilerinin, banka hesaplarının, kredi kartı verilerinin ele geçirildiğini belirten Kanko, özellikle emeklilerin, yaşlı yurttaşların ve dijital okuryazarlığı düşük kesimlerin hedef alındığını söyledi.
KURUMLAR ARASINDA YETKİ KARMAŞASI
Kanko, asıl vahim olanın kamuya ait dijital sistemlerin yeterince korunamaması olduğunu belirtti. Sahte uygulama ve linklerin uzun süre erişime açık kalabildiğini, şikâyetlere rağmen müdahalenin geciktiğini ve kurumlar arasında yetki karmaşası yaşandığını vurguladı.
“Devletin milyonlarca yurttaş tarafından her gün kullanılan dijital sistemleri bu kadar yaygınken, vatandaşın bu alanlarda savunmasız bırakılması açık bir yönetim zaafıdır” diyen Kanko, dijital güvenliğin artık ulusal güvenlik meselesi hâline geldiğini ifade etti.