*DESEK Kİ!*

Ahmet Rıdvan

Düşünüyorum da bazen farklı düşünsek nasıl olur?

Her zaman aynı yönde yürümesek, aynı yöne bakmasak... Olaylara biraz da başka bir pencereden bakmayı denesek. Mesela şöyle yapsak;

Dese ki bir yönetici, “Ben hata yaptım.” Ne kaybeder?

Dese ki bir siyasetçi, “Bu konuda yanılmışım.” İtibarı mı azalır, yoksa güvenilirliği mi artar?

Dese ki bir bürokrat, “Bu işi ehline bırakalım.” Devlet daha mı kötü yönetilir?

Dese ki bir iş insanı, “Kısa vadeli kazanç yerine uzun vadeli itibarı tercih edeceğim.” Gerçekten zarar mı eder?

Dese ki bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis ya da bir işçi; “Ben bu işi daha iyi yapmak istiyorum.” Buna kim karşı çıkabilir?

Toplum olarak önemli bir sorunumuz var; soru sormaktan, eleştirmekten ve hata kabul etmekten giderek uzaklaştık. Oysa gelişmiş toplumların ortak özelliği, hiç hata yapmamaları değil; yaptıkları hataları kabul edip onları düzeltme cesaretini gösterebilmeleridir. Mizah da bu hataları çok güzel dillendirir.

Bugün ülke olarak ekonomiden eğitime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyayız. Peki ya gerçekleri açıkça konuşabilsek?

Dese ki bir çiftçi, “Üretiyorum ama kazanamıyorum.”

Dese ki bir genç, “Geleceğim konusunda kaygılarım var.”

Dese ki bir sanayici, “Daha rekabetçi olabilmek için teknolojiye ve nitelikli insan kaynağına ihtiyacım var.”

Dese ki bir veli, “Çocuğumun iyi bir eğitim almasını istiyorum.”

Aslında bunların hiçbiri siyasi görüş meselesi değil. Bunlar ortak geleceğimizle ilgili çok temel beklentiler.

Bitirmeden önce aklıma bir şey daha geldi.

Mesela dese ki biri; “Ben iyisiyle kötüsüyle bu ülkeye, bu kuruma, bu yapıya yıllarca hizmet ettim. Artık yeni, genç ve dinamik kadrolara fırsat verme zamanı geldi.” Çekiliyorum.

Ya da hep birlikte biz desek ki;

“Bu kadar yeter!”