Daha da kıymetlidir belki !..

 

Gazetelerde bir haber;

Başlığı ‘’Mezuniyetten 6 yıl sonra kep atabildiler’’…

Okuyup gördüm ki, olay Gebze’de gerçekleşmiş. Duygu yüklü bir törene dönüşen ortamda gecikmeli sevinçler yaşanmış. Hatta, kimi kadın mezunlar, bebekleriyle birlikte kep atma törenine katılmış.

İyi de, Gebze sel felaketini 2010 yılında yaşadı. O tarihte, ilçedeki yüksek eğitim kurumunun adı GTÜ değil, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE) idi.

GYTE, 3 Temmuz 1992 tarihinde kurulan, Türkiye'deki iki yüksek teknoloji enstitüsünden birisiydi. 22 Ekim 2014 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen yasa teklifiyle GTÜ olarak yeniden yapılandırılmasına yani GTÜ’ye dönüştürülmesine karar verildi.

Bu yüzden, GTÜMED yöneticileri, üyelerini ve kendilerini 6 yıl öncesinin GTÜ mezunları sayamaz ki.

Bugün de, GTÜ mezunu olarak kep atmaları ahlaki değildir.

Peki, bu duruma itiraz eden olmuş mu ?

Gebze Kaymakamı Mehmet Arslan, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Babür Özçelik, Genel Sekreteri Doç. Dr. Abdurrahman Akyol, Pendik Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Sami Divleli ile şimdiki üniversite GTÜ’nün akademik-idari personeli ile mezunları oradayken, hiçbiri bu duruma itiraz etmemiş.

Yani, anlayacağınız ‘’Körler sağırlar, birbirini ağırlar’ misali, okudukları dönemde olmayan bir üniversitenin mezunu sayılıp da kep atanlar, o diplomalar baktıkça neyi, nasıl hatırlayacaklar dersiniz ?

Ya da, o öğrencilerin mezun olduğu dönemdeki enstitü yerine yeni kurulan üniversite adına yapılan kep giyme töreninde boy gösteren ilçe protokolüne ne demeli ?

Elbette, o mezunlar için 6 yıl sonra da olsa kep giymek heyecan vericidir. Ama, mezun oldukları kurumun adıyla anılan bir törende kep giymeleri daha ahlaki olurdu.

Anlaşılan o ki, AKP ile başlayan dönemde yalan ve algı yönetimi yöntemini herkes benimsemiş. GTÜMED yöneticileri de, bu çizgi üzerinden yürüyüp, 6 yıl önce GYTE kurumundan mezun olanların kep giyme töreni GTÜ Mezunları Kep Giyme Töreni adıyla düzenlemiş.

Belki de, kepin kıymeti artmıştır, bilinmez ki…

Öte yandan, Rektör Prof. Dr. Haluk Görgün’ün de, fırsat kaçırmayan siyasilere benzettiğimi belirtmek isterim.

Yeter ki, tören olsun, her törene uygun konuşma yapılır(mış).

Siz, değerli hocam, GTÜ’nün rektörüsünüz. Ama, GYTE’nin mezunlarına üniversiteniz bünyesinde yaptırılan kep atma töreninde konuşma yaparken, o yılların enstitüsü, olanakları ve mezunları hakkında konuşacak bir şey bulamazken, kendi döneminize ait, yani GYTE mezunlarına gecikmeli olarak düzenlenen kep atma töreninde GTÜ’nün hedeflerinden söz ediyorsunuz.

GTÜ’yü, GYTE’nin devamı olarak kabul ediyorsanız, sözüm yok. Ama, kuruluş felsefesi, hedefleri ve işleyişi bakımından asla GYTE’nin devamı olmayan GTÜ’nün, bu eski mezunları sahiplenmesi de, kök arayışı ile okulun kököşü bir eğitim kurumu olduğuna ilişkin algı yaratmaya dönük çabadır.

GTÜ yeni bir üniversitedir ve dolayısıyla hedefleri olması da doğaldır. Ama, yönetici ve öğrencilerinin de, yeniliğin getirdiği dinamizmle hedeflere kilitlenmesi gerekirken, kendilerinden olmayan bir şeye sahip çıkarak kök arayışını resmileştirmeye çalışması da, bilimsel yaklaşımla alakalı olmayan bir durum.

Ben yakıştıramadım.

Belki de, kepi kıymetini artırmaya yönelik kurumsal algı operasyonudur.  

Kimbilir, o kepler belki böyle bir ortamda ve bu dönemde daha da kıymetlidir…