Çirkinliğe ve Karanlığa İnat

Halil Yeni

Gençlik yıllarında Nazım Hikmet’le tanışmış ve aralarındaki büyük dostluk bir ömür boyu sürmüştü. 1961 yılında Dünya Barış Komitesi adına, Fidel Castro’ya Barış Ödülü vermek üzere, Havana’ya giden Nazım Hikmet, Küba devrimi için yazdığı ve ‘’çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem’’ dediği ‘’saman sarısı’’ şiirinde öyle güzel sesleniyordu ki ona, hepimizin dilinde şeker olmuştu şiiri…

 

‘’Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin / 1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin / çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının / resmini yapabilir misin üstat / yazık yazık Havana’da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin’’

 

Uzun yıllar süren bu yolculukta başka şiirlerinde de konuk olmuştu Abidin Dino, Nazım Hikmet’in. Dino yaptığı resimlerle Nazım’ı büyülüyor, Nazım ise, Dino’nun Mao Zedong’un önderliğinde başlayan ve büyük bir zaferle sonuçlanan Uzun Yürüyüş resmi için şu şiiri yazıyordu.

 

‘’Bu adamlar, Dino, / ellerinde ışık parçaları, / bu karanlıkta, Dino,/ bu adamlar nereye gider? / Sen de, ben de, Dino,/ onların arasındayız, / biz de, biz de, Dino,/ gördük açık maviyi.’’

***

Sovyet yönetmen Sergey Yutkeviç; Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeselini çekmek için Türkiye’ye geldiğinde Abidin Dino ile bir sergide tanışmış ve onun çizimlerine hayran kalmıştı. Mustafa Kemal ATATÜRK, Yutkeviç’e sinema alanında eğitmesi için bir kişiyi Sovyetler birliğine götürmesini rica ettiğinde Yutkeviç’in aklında tek bir isim vardı. Böylece Abidin Dino 1934’de sinema eğitimi almak için gittiği Leningrad’da dekoratör ve ressam olarak Yutkeviç’in çalışmalarına katıldı ve onun yönettiği ‘’Madenciler’’ adlı filmde çalışma imkânı buldu. Fakat geçen üç yılın ardından, 2. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla oradan ayrıldı.

 

Paris’te bir süre kaldıktan sonra ülkesine dönen Abidin Dino Yazdığı yazılarında faşizme ve ırkçılığa karşı çıktı. Türkiye Komünist Partisi’nin önde gelen üyeleri arasında yer alan Dino resimlerinde İşçi ve köylü tiplerini özgün çizgilerle yansıttığı ve balıkçıları konu alan bir sergi açtığı için İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından ilk Çorum Mecitözü’ne, ardından da Adana’ya sürgüne gönderildi. Sürgün yıllarının ardından İstanbul’a dönen Dino ülkesinden ayrılmak zorunda kalarak 1952 yılında tamamen Paris’e yerleşti. Ülkesinde yaptığı seramikleri Paris’e taşımak istedi, fakat binbir emekle üretilen seramikler gümrük polisleri tarafından parçalanarak yok edildi. Paris’te Pablo Picasso ile yakın arkadaşlık kurdu. Birlikte çalıştı. Zaman zaman ülkesine gelerek sergiler açtı fakat uzun süre kalamadı. Taki 7 Aralık 1993 günü, 80 yaşındayken Paris’te gözlerini hayata yumana kadar. Dino’nun cenazesi İstanbul’a getirildi ve Aşiyan Mezarlığı‘nda toprağa verildi.

 

Geçtiğimiz günlerce Telgrafhane yayınlarında çıkan A.Celal Binzet’in ‘’Çirkinliğe ve Karanlığa İnat’’ kitabını okudum. Kitap derinlemesine bu bilgilere yer vermiyor. Ama ülkemiz de resim sanatının yönelimine, siyasetin bu alana müdahalesine ve resim akımlarının genel köşe taşlarına dair önemli bilgiler sunuyor. İlgili olanların detaylı bir araştırma sürecine yönlendirmesi açısından güzel bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.

 

Yazıyı sonlandıracak olursam şunu söyleye bilirim. Sizlere tuhaf gelebilir ama beni bu büyük ressamın sesi de büyülemiştir. Önerim odur ki Abidin Dino’yu kendi sesinden de dinleyin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.