CHP’DE "BUTLAN" FİYASKOSU

Cengiz Akgün

Siyaset tarihi, tabanına kulak tıkayanların, meşruiyetini sandıktan değil de koltuktan alanların hüsranlarıyla doludur. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananlar tam olarak bu tanımın karşılığıdır. Açıkça ifade etmek gerekir ki, CHP’de "butlan yönetimi" açısından ortaya koyulan her şey tam bir fiyaskodan ibarettir. Tabii bu yönetimden, bu anlayıştan hâlâ medet umanlar için de durum farklı değil; onlar için de koca bir hayal kırıklığı...

Bugün CHP tabanına baktığımızda, bu "butlan" yönetimine karşı ezici, çok büyük bir tepki ve öfke dalgası yükseliyor. Üstelik bu rahatsızlık sadece parti içiyle de sınırlı değil; CHP’li olmayan, dışarıdan bakan sağduyulu insanlarda dahi tepki çok büyük. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu bu atanmış "butlancılar" kadrosu, toplum nezdinde hiçbir şekilde inandırıcı olmadığı gibi, inandırıcılık köprülerini çoktan atmış durumda.

Mahkeme kararlarına sığınarak CHP’ye atananlar, partinin o devasa genel merkez binasında, toplumdan ve parti tabanından tamamen kopuk bir biçimde, kendilerine altın tepside sunulan koltuk ve makamları koruma telaşına düşmüşler. Geçmişte CHP’de Gençlik Kolları Başkanlığı yapmış, bu partinin içini, sokağını, örgüt yapısını çok iyi tanıyan birisi olarak şundan adım gibi eminim: Kılıçdaroğlu ve ekibinin bugün CHP tabanında gram karşılığı yoktur.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. CHP’nin içinde bulunduğu bu kaotik ve sisli ortamda sessiz kalarak, aslında el altından bu butlancılarla iş tutan, onlara alan açanlar var. Sığındıkları gerekçe ise hep o bildik, klasik "suya sabuna dokunmama" klişesi: ‘’Ben CHP’liyim, Kılıçdaroğlu gelir geçer, baki olan CHP’dir.’’

Peki, gerçekler bize ne söylüyor? Deniz Baykal döneminde 16 yıl, Kılıçdaroğlu döneminde ise 13 yıl olmak üzere, bu parti neredeyse 30 yıl boyunca muhalefete mahkûm edildi. Baykal, koskoca CHP’yi barajın altında bile bıraktı. Şimdi sormak lazım: Yine susarak, yine itiraz etmeyerek, toplumda hiçbir karşılığı ve saygınlığı kalmamış bu butlancılara boyun mu eğilecek? Düşünceler, ilkeler ve doğrular sadece bir isimden ya da şekilden ibaret değildir!

Bu tepeden inme mantığın yansımalarını kendi bölgemizde de çok acı bir şekilde tecrübe ediyoruz. Butlancılar, Gebze bölgesindeki ilk kurban olarak CHP Darıca İlçe Başkanı Hüseyin Cihan Özaltan’ı seçti ve görevden aldı. Özaltan'ın yerine ise seçilmemiş, yani parti örgütünün asla rızası ve onayı olmayan birileri atandı. Sandığı, örgüt iradesini yok sayan bir anlayış Darıca'ya dayatıldı.

Fakat bu süreçteki asıl hayal kırıklığı, bu görevden almaların, bu antidemokratik sürecin arkasında duran isimdir: CHP’nin atanmış Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan.

Kendisi, 2023 kurultayı sonrasında adeta siyaseti bırakmış, işine gücüne dönmüş CHP’nin kapısından içeri adımını dahi atmamıştı. Ne zaman ki CHP’ye kayyum atandı, Tahsin Tarhan birdenbire yeniden ortaya çıktı. Kendisini yakından tanıyan birisi olarak söylemek mecburiyetindeyim: Siyasette "butlana" evet diyerek, bu meşruiyetsiz ve antidemokratik süreçte görev alması, onun siyasi kariyeri adına son derece kötü ve talihsiz bir final olmuştur.

Örgütün rızasını hiçe sayanlar, tabanın öfkesinde boğulmaya mahkûmdur. CHP,"butlan" fiyaskosundan ve koltuk sevdalılarından arınmadığı sürece, toplum nezdindeki inandırıcılığını geri kazanamayacaktır.