Çankaya’nın Işıkları, Edipler ve Cafer Yıldırım

Halil Yeni

Güneşli bir Anıtkabir gezisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün sergilenen yemek takımlarından birini görmüş ve ilgiyle incelemiştik. Yemek takımlarının zarif görünümü ilk göze çarpan ve hafızamda kalan özelliğiydi. Yıllar sonra Cafer Yıldırım’ın‘’Çankaya’nın Işıkları ve Edipler’’ kitabını okuduğum da Mustafa Kemal için ‘’Sofranın’’ ne kadar önemli olduğunu anladım. Çünkü Mustafa Kemal, yemeği yalnızca bir beslenme faaliyeti olarak görmüyor, sanat ve siyaset çevrelerinden dönemin önemli kişilerini sofrasında ağırlayarak onlarla fikir alışverişinde bulunup konuşuyordur. Sofranın müdavimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu O’nun için şöyle der. “Atatürk'ün sofrasından hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler kalmıştır.”

 

Kimler oturmamıştı ki Mustafa Kemal’in bu ‘’dersler’’ verdiği sofrasına. Milletvekilleri, gazeteciler, büyükelçiler, komutanlar, sanatçılar, edebiyatçılar ve daha niceleri... Bu çeşitlilik ve zenginlik içerisinde Cafer Yıldırım, bir edebiyatçı olarak, Mustafa Kemal’in sofrasına oturmuş şair ve yazarları anlatıyor ‘’Çankaya’nın Işıkları ve Edipler’’ kitabında. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Mehmet Akif Ersoy, Falih Rıfkı Atay, Behçet Kemal Çağlar, Nazım Hikmet, Ziya Gökalp, Neyzen Tevfik, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Faruk Nafiz Camlıbel ve Çankaya sofrasının müdavimlerinden daha birçok şair ve yazarın hatıralarına yer veriyor.

 

Kitap yalnızca hatıralarla ilerlemiyor ama. Milli mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarına da ışık tutuyor. İşgal altında olan Anadolu topraklarının acıyla yüklü resmini çiziyor.  Kitap yazar ve şairlerin kurtuluş savaşı yıllarına ve Mustafa Kemal’e dair düşüncelerini de inceliyor. 

 

Özellikle kitap, yazar ve şairlerin Mustafa Kemal ile ilk tanışmalarına, ilk karşılaşmalarına odaklanıyor. Ve O’nun şair ve yazarlarla olan ilişkisine dair önemli notlar aktarıyor. Kitap öyle güzel kurgulanmışki, her şair yada yazar kendinden sonra okunacak şair ve yazarın kapısını aralıyor. Okuduklarımız su gibi gözlerimizin önünden akıp giderken aklımızı ve ruhumuzu bugünden koparıp tarihimizin en zor ama belki de en güzel yıllarına götürüyor.

 

Sanat ve edebiyat çevresinde yaşanmış olayları ve tartışmaları da aydınlatmaya çalışıyor Cafer Yıldırım kitabında. Mustafa Kemal ‘’Vatan hainliğiyle’’ suçlanan Refik Halit’i neden ve nasıl affetti? Kendisini cephe karargâhında göreve yazdıran Yakup Kadri Karaosmanoğlu Mustafa Kemal ile ilk kez karşılaştığında neler hissetti? Halide Edip Adıvar ile Mustafa Kemal’in yaşadığı münakaşa neydi? Ankara’ya gelip Burdur milletvekili olan Mehmet Akif Ersoy tercüme ettiği Kuran’ı Cumhuriyet hükümetine vermekten neden vazgeçti? Behçet Kemal Çağlar’ı neden anlından öptü? ve daha birçok sorunun cevabını barındırıyor.

 

Benim en çok ilgimi çeken bölüm ise Mustafa Kemal’in Nazım Hikmet ile ilgili olan düşünceleriydi. Başlı başına bir araştırma konusu olabilecek düşünceleri ve olayları Cafer Yıldırım ustalıkla ve tarafsızlıkla ele alarak, ilgililerine onlarca sorunun cevabını da sunmuş oluyor.

 

Sonuç olarak şunu söyleye bilirim Kurtuluş Savaşına ve Cumhuriyetin ilk yıllarına şair ve yazarların anıları üzerinden farklı bir yaklaşım sergileyen ‘’Çankaya’nın Işıkları ve Edipler’’ kitabının edebiyat ve tarih severler tarafından ilgiyle okunacağına inanıyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.