BURJUVALAR

Tuncer Altunbulak

Tarih sahnesine çıkmaları, seslerini duyurmaları, varlıklarını itiraf etmeleri 11. yy’a dayanır. Kentlerde yaşadıkları bilinir. Dünyanın her tarafında ticaretle uğraşırlar. Toplumların okumuş yazmış, en aydın kesimleridirler. Sanatla, edebiyatla, bilimle ilgilenirler. Doktorlar, avukatlar, mimarlar, modacılar ve eğitimcilerden oluşurlar. Yaşadıkları yerler dolayısıyla kendilerine “kent soylu” da denir. Bilimin, sanatın ve edebiyatın bugünkü geldiği noktada en çok onların katkısı vardır. Siyasi ve sosyal konumları dolayısıyla kralların, imparatorların, şahların, padişahların işlerine gelmemişler; sorgulanmışlar, sürgün edilmişler ve her türlü baskıya maruz kalmışlardır.

Sevgili okurlar, okumanın, yazmanın yani eğitimin önemini görüyor musunuz? Okumayanlar, yazmayanlar düşünemeyen insanlardır ve bu insanlar hep bedenleriyle çalışmışlar, kralların, imparatorların kölesi olma durumuna düşmüşlerdir. Toplumları düzelten, işleri düzenleyen, geliştiren, hastalıkları ve kötülükleri ortadan kaldıran eğitimdir. Bütün hastalıkların sebebi eğitimsizliktir. Eğitim iyileştirir, güzelleştirir.

Eğitim denince okuma yazma öğrenme gibi anlaşılıyor. Elbette ki sözünü ettiğim eğitim böyle bir eğitim değil. Eğitim; sporla, müzikle, fenle, matematikle, felsefeyle olur. Yani bir toplum müzikten anlıyor, spor yapıyorsa, felsefe ile ilgileniyorsa her konuyu analiz edebilir ve çözebilir. Müziği, matematiği, felsefeyi bilmeyen toplumlar hukuku, adaleti, eşitliği de bilmezler. Bu yüzden eğitim bir toplumun en önemli meselesidir. Eğitime yatırım yapmayan toplumlar açlığın, adaletsizliğin ve kötülüğün pençesinden asla kurtulamazlar.

Sevgili okurlar, dünyanın her tarafında devrimleri yapan, toplumları değiştirip dönüştüren eğitimli burjuvalardır. Dünyanın üzerine kara bulut gibi çöken Orta Çağ’ın insanlık dışı feodal sistemlerini yıkan da sözünü ettiğim burjuvalardır. İlk yaptıkları reform hareketleri İngiliz Devrimi, daha sonra da 1789’da Fransa’da Fransız Devrimi’ni yaptılar. Yani Orta Çağ’daki yapılan Rönesans ve Reform hareketlerinin en önemli mimarları bu burjuvalardır. Tarihle biraz ilgilenince burjuvaların yaptıklarıyla karşılaşırız.

Ülkemiz henüz ulusal bir burjuvaziye ne yazık ki sahip olamamıştır. Çünkü sanayide büyük hamleler yapamamıştır. Sanayinin gelişmediği yerlerde burjuvazi de gelişmez. Şimdi kimilerinin aklına “Zengin olan bu insanlar, hayatlarına mal olacak işlerle, yeniliklerle neden ilgilensinler?” gibi bir düşünce gelebilir. Hemen söyleyeyim; başında da sözünü ettiğim gibi bilinçlerinden dolayıdır. Aldıkları yüksek eğitim ve bilinç, onları haksızlıklara karşı duyarlı hâle getirmektedir.

Fransız Devrimi’ni okursak yaptıkları yenilikleri açık seçik görebiliriz. Fransa’daki yaptıkları devrimle, devletin en üst kademesindeki; ekmeden, biçmeden, hiç çalışmadan ihtişam ve debdebe içinde yaşayan kralların seçilmesinde büyük rolleri olan soyluları nasıl oradan aşağı ettikleri görülecektir. Soylular yani asiller, o günün Fransa’sında seksen bin aileden oluşmaktadır. Yani yirmi üç milyon halkın içinde seksen bin ailedir. Halk yoksulluk içinde yaşarken bu insanlar ellerini sıcak sudan soğuğa vurmadan asırlarca varlık içinde yaşamışlardır.

Sevgili okurlar, şimdi sizlere Fransız Devrimi’nde en çok emekleri olan iki liberal küçük burjuvadan söz etmek istiyorum. Bunlardan ilki Montesquieu’dür. Hukuk biliminin babası da sayılır. Yasama, yürütme ve yargı erkini sistemleştiren adamdır. Montesquieu’ye göre özgürlükler, ılımlı yönetimlerde güvence altında olurlar. Bu fikir onun kendi fikridir; eleştiririz, kabul ederiz ya da etmeyiz. Yazdığı en önemli eserlerinden biri de “Kanunların Ruhu” isimli eserdir.

Sevgili okurlar, burjuva denince kime burjuva denir, kaç çeşit vardır; bütün bunlar farklı farklıdır. Ülkelere ve coğrafyalara göre de değerlendirilebilir. Fransa’daki devrimi liberal burjuvalar yapmıştırlar. Türkiye’deki bu tür gelişmelerde öğretmenler, avukatlar, doktorlar gibi yüksek meslek sahipleri küçük burjuvalardır.

Mesela Fransız Devrimi’nde önemli derecede söz sahibi olan Sieyes isimli bir adam vardır. Bu küçük burjuva değildir, bu liberal burjuvadır. Emekçileri, köylüleri, çalışanları önemsemeyen sağcı bir adamdır. 1789 Devrimi’nin birinci meclisinde yaptığı konuşmada, “Her vatandaş seçme ve seçilme hakkına sahip değildir. Yönetme işi bilgi, beceri ve kültür işidir. Bu niteliklere sahip olamayan insanlar seçilme hakkına da sahip değildir.” der. Yani yaptıkları devrimde yoksulların seçme seçilme haklarını kaldırıyorlar. Ekonomik gücü elinde bulunduran zenginler seçebilir ve seçilebilirler.

Yine devrimin önde gelen liderlerinden Robespierre, bu adamın yaptığı konuşmaya karşı çıkar. Bütün vatandaşların seçme ve seçilme hakkını savunur. Robespierre konuşmasında, “Bir devrim yapılmıştır ama tamamlanmamıştır.” der. Birkaç yıl sonra da Robespierre’in önderliğinde daha devrimci bir kadro iktidara gelir ama iktidar savaşı bitmez. O günden bugüne kadar da Fransa’da iktidar savaşı bitmemiştir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.