Bu kararları, ben de tanımıyorum

 

"Harf devrimi köpekleştirmedir" ve "çalışan kadın fuhuş ortamı yaratır" diyen zihniyetin eğitim sistemi için aldığı kararları tanımıyorum.

Sözünü ettiğim, AKP’nin din istismarı projesinin uygulama alanı haline dönüştürülen 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararlarıdır. Eğitimin temel sorunlarını görmezden gelen şura, bilimsellikten tamamen uzak bir anlayışla yürütülmüş, sorunları eğitim ve bilim yerine din odaklı bir bakış açısı ile ele almıştır. Eğitim bilimleri ve pedagojiyi dışlayan şura, AKP’nin çağdaş ve laik eğitimle savaş alanına dönüşmüştür. Karma eğitimi sona erdirmenin köşe taşları döşenmiş ve Milli Eğitim Bakanı Şura sonrasında “Karma Eğitim zorunlu değil” açıklaması ile geleceğe dönük planlarını açıkça itiraf etmiştir.
AİHM’nin zorunlu din dersinin kaldırılmasına ilişkin kararını “yok” sayan,

İlkokul 1-2 ve 3. sınıflarına zorunlu din dersi konulup uluslararası hukuka meydan okuyan, Eğitim pedagojisine darbe yapan,

Farklı inanç gruplarındaki ailelere baskı ve zulüm dönemi başlatan,

Okul öncesi eğitimde karma eğitimi sona erdiren,

Kız çocuklarına, hatta kız bebeklere bile cinsiyet odaklı ilkel ve sapkın bir bakış açısını etkin kılan,

3-5 yaş arası çocuklara “değerler eğitimi” adı altında, içeriği belirsiz ancak amacı belirgin bir eğitim konulmasını sağlayan,

Böylelikle “soyut değerleri” algılama becerisi olmayan çocuklarda bir değerler karmaşasının yaratan (Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesi ile yaşam tarzı dayatması yapılmasının önünü açan) bu şuranın kararlarını tanımıyorum…

Şura, ne mi yaptı ?

9 yaşındaki çocukları, okulun sosyal ortamından kopararak 2 yıl boyunca Hafızlık eğitimi adı altında Kuran Kurslarında, Kuranı ezberleten “hafızlar” olarak yetiştirme kararı aldı. Bunun için yetki Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Diyanet İşleri Başkanlığına devredildi. Dolayısıyla da 12 yıllık zorunlu eğitim ihlal edildi.

Kaldı ki, 2 yıl sonra, bu çocukların tekrar okul sistemine dahil edilmesi (MEB’in zorunlu eğitim karnesine bakıldığında) pek de olası görünmüyor. Çünkü 2013-2014 döneminde 500 bin öğrenci kayıptır. Sistem dışı kalmış ve Bakanlık bu konuda ciddi bir düzenleme yapamamıştır.
Şura kararları sonrasındaki yasal düzenlemelerle dini eğitim, milli eğitimin yerini alırken, ortaokullarda okutulan ve 4 yıllık eğitim döneminde toplam süresi sadece 2 saat olan “İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” dersi de gözden geçirilmiş, güncellenmesi kararı ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesi ve cumhuriyet değerleri ile sürdürülen kavganın itirafı olmuştur.

Dahası var;
Mesleki eğitim de Şura’ya egemen olan ilkel ve çağdışı düşünce sisteminden payına düşeni almıştır. Turizm Otelcilik Meslek Liselerinden “alkollü içki ve kokteyl hazırlama” dersi kaldırılmıştır.

Sıra, alkol servisinin otellerde yasaklanmasına gelmiştir.
Okul güvenliğini tehdit bahanesi ile öğrencilerin fişlenmesinin önü açılmış, sorun yaratan öğrencilerin okuldan dışlanarak “açık liseye” gönderilmesi kararı alınmıştır.

Milli Eğitim Şurasında Liselere Osmanlıca derslerinin konulması kabul edilmediği halde, “isteseler de istemeseler de Osmanlıca öğretilecek” dayatması var. Oysa, “Osmanlıca” diye bir dil yoktur. O dönemde kullanılan dilin adı, “Osmanlı Türkçe”sidir.

Özetle, şura kararları tümüyle bilimselliğe aykırıdır.

Çünkü;

Özgür düşünen, sorgulayan birey yerine “kul” yetiştirmeyi hedeflemektedir.

“Ahlak” adı altında baskıcı, ilkel, ayırımcı, cinsiyet eşitliğini reddeden, kızları bir tehdit unsuru olarak gören sapkın düşüncelilerin oyun alanına dönüştürmektedir.
Çağdaş ve laik eğitime karşı darbe yapılmış, otoriter yönetim anlayışı ile “dindar ve kindar AKP gençliği” için çocuklarımızın yaşamına ipotek konulmuştur.

Tam da bu nedenlerle, bu kararları ben de tanımıyorum…