BİZDEN BİR ŞEY OLMAZ

Tuncer Altunbulak

Son birkaç yıldır söylediğimiz en kötü sözlerden biri de “bizden bir şey olmaz” sözüdür. Ne zaman birileriyle ya da biriyle bir araya gelsek, ülkemizin sorunları hakkında konuşsak, içlerinden biri “Boş ver abi, bizden bir şey olmaz.” deyip sözü bitiriyor. Cahillik işte… Çoğumuz söylediğimiz şeylerin ne anlama geldiğini, neler ifade ettiğini ne yazık ki bilmiyoruz.

“Bizden bir şey olmaz” demek, hiçliği ifade eder. Yani “biz düşünemeyiz, üretemeyiz, güzel şeyler yapamayız” anlamına da gelir. Bu sözü söyleyenler kesinlikle düşünmüyorlar. Biz, onların söyledikleri gibi niteliksiz bir toplum değiliz. Bu ülkenin üretimini biz yapıyoruz, toprağı biz işliyoruz, sanayideki zenginliği biz yaratıyoruz. Yani daha ne olsun? Demek ki bizden bir şeyler oluyor.

Onlara söylemek isterim ki dünyadaki en önemli doktorlar, mimarlar, müzisyenler bu toplumun içinden çıkmıştır. Nazım Hikmet, Ahmet Arif ve Mehmet Akif gibi şairleri de bu toplum ortaya çıkarmıştır. Mahsuni Şerif, Âşık Veysel ve Neşet Ertaş gibi ozanlar da bu toplumun içinden çıkmıştır. Mustafa Kemal, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi büyük insanlar şuradan buradan gelmediler; bu coğrafyada, bu toplumun içinden çıktılar. Her biri kendi ölçeğinde birer dahidir.

Dünyanın bugün geldiği duruma atalarımızın çok büyük katkıları olmuştur. Bütün bunlara rağmen ülkemizde iyi gitmeyen işler var. Ama bütün bunlar bu toplumun yarattığı kötü şeyler değil ki… Bilim insanları ne istediler de yapmadık? Onlar söyledi diye milyonlarca insan sigarayı bıraktı, spora başladı. Bin yıllık alışkanlıklarımız olan hamur içerikli gıdalardan vazgeçtik. Hepimiz elimizde su taşıyoruz. Dünyadaki yeniliklere hemen uyum sağlayan ender toplumlardan biriyiz.

Sevgili okurlar, sözünü ettiğim bütün bu şeyler elbette ki dört dörtlük, dünyanın en mükemmel toplumu olduğumuz anlamına gelmez. Öyle de değiliz. Önemli eksiklerimizden biri okuma alışkanlığımızın olmamasıdır. Okumuyoruz; bundan dolayı da sağlıklı düşünemiyoruz. Bunun sebebi de herkesin bildiği gibi ülkemizde özgürlükçü ve özgür bir eğitim sisteminin olmamasıdır.

Toplumun tamamı olmasa da önemli bir kısmı demokrasi, hak ve hukuk için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Sözünü ettiğim eksikliklerimizin suçu tamamen yönetimde de değil; büyük bir bölümü ne yazık ki halkın yanında olmayan sözde aydınlarımızdadır. Toplumların gelişmesini, bilinçlenmesini toplumun içinden çıkan aydınlar sağlar. Bu anlamda aydınlarımızın kesinlikle büyük eksiklikleri var.

Hiçbir toplum zor kullanılarak değiştirilemez. Yine hiçbir toplum geriye doğru değişmez; bütün toplumlar ileriye, çağın gerekliliklerine göre değişir. Büyük aksiliklerden biri de bu ülkede yapılan darbelerdir. Bütün bu darbelere rağmen toplumumuz hep ilerlemiş, hep ileri gitmiştir. Halkımızın gelişmesini, bilinçlenmesini bastırmak için hepimizin bildiği gibi dört tane askerî darbe yapılmıştır. Ama toplumumuz bir süre sonra bu darbelere de boyun bükmemiş, darbeleri bertaraf edip ilerlemiştir.

Hani aydınlardan söz ediyorum ya… Hiçbir toplum kuru gerçeğe inanmaz. Toplumunuza gerçeği, yani doğru bildiklerinizi kabul ettirmek istiyorsanız önce düşüncenizi ete kemiğe büründüreceksiniz. Bunun da yolu, anlatacağınız her konuyu bir öyküyle ya da olaya uygun düşecek bir hikâyeyle anlatmaktır. Toplumla aydınların anlaşması için bu iyi bir yöntemdir. Hikâye ve öykü dinlemek insanlara hoş gelir, farklı düşünceleri birleştirir, hoşgörü ortamı oluşturur.

İşte “bizden bir şey olmaz” demenin yerine yeteneğimiz varsa bu sözünü ettiğim yöntemleri kullanabiliriz. “Bizden bir şey olmaz” demek mücadeleden kaçmaktır. Bu sözü söyleyenler, kendilerini de işin içine katarak kendilerinden de bir şey olmayacağını söylerler ama bunun farkında olmazlar. Bu sözü söyleyenler kendilerinin ülkenin sorunlarına duyarlı, bilinçli, çok yetenekli ve zeki olduklarını göstermeye çalışırlar; yani kendilerini toplumdan ayırırlar.

Dün yine birkaç kişiyle bir kahvede sohbet ediyorduk. Söz dönüp dolaştı, ülkenin sorunlarına geldi. Ahmet amca her zamanki gibi, “Boşuna ağzınızı yormayın, bizden bir şey olmaz.” dedi. İçimizden biri de Ahmet amcaya, “Bu sözü herkes söylesin ama sen söyleme. Ülkenin sorunları hakkında yapılan hiçbir mitinge, toplantıya, basın açıklamasına gelmezsin. Oturduğun yerde konuşur durursun. Bunu söyleyerek bu mücadeleleri verenlerin de moralini bozarsın. Aslında bu ülke senin gibi boş boş konuşan insanların yüzünden gelişmiyor ve dönüşmüyor.” dedi.

Ahmet amca gülerek, “Olaa yeğenim, sen beni mi takip ediyorsun?” dedi. “Evet,” dedi, “söylediğin sözlerin arkasında durmadığın için bunları sana söylüyorum.”

Sevgili okurlar, “bizden bir şey olmaz” sözü elbette ki kötü bir sözdür. Keşke bunları söylemesek. Ülkemizin köprülerini, yollarını, topunu tüfeğini biz yapıyoruz. Toprağı eken, biçen biziz. Bu ülkenin emekçileri olmazsa boş söz söyleyen insanlar aç kalır. “Bizden bir şey olmaz” lafını söylemek, köylüleri ve işçileri kötülemekten başka bir şeye yaramaz.

Hayatı güzelleştiren, can veren, ülkenin millî gelirini artıran biz emekçileriz. Biz asla “bizden bir şey olmaz” demeyiz. Bu ülkede Kurtuluş Savaşı’nı yapanlar da biziz, yedi düvele karşı duranlar da biziz. Belki son birkaç yıldır istediğimiz anlamda ülkemizi geliştiremedik ama bu durum, ülkemizin hiç gelişmeyeceği anlamına gelmiyor. Kimsenin hakkını yemeyeceğiz, hakkımızı da yedirmeyeceğiz. Ülkemize hep birlikte sahip çıkacağız; emperyalistlerin ülkemiz hakkında kötü söz söylemelerine kesinlikle karşı duracağız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.