Ölü bir adamın ayakkabılarını, mahalleden başka ölmüş birinin de ceketini giyiyorum. İkisini de tanımam; aileleri beni iyi tanıyormuş. Ceketin sahibinin çocukları, babalarının ceketini üstümde görerek gönüllerinin hoş olacağını söylemişlerdi. Çok ince bir duyarlılık… Bana böyle bir duyarlılık gösterdikleri için kendilerine teşekkür ediyorum.
Başka toplumlarda bilmiyorum ama bizim toplumda böyle paylaşım güzellikleri vardır. Paylaşmayı, paylaştıkça mutlu olmayı keşfetmiş bir toplumdur bizim toplum. Böyle duyarlılıklar, göreceli de olsa, farklı farklı düşünenler de çıksa, toplumsal olarak çok güzel şeylerdir. Birçok güzel şeyin yok olmasına rağmen; dostluk gibi, paylaşım gibi çok önemli duyarlılıklar hâlâ yaşatılmaktadır.
Bu elbiseleri verenler önce gönlümü almış, beni sevdiklerini söylemiş, sonra vermişlerdi. Her şeyin bir yolu yordamı olduğu gibi, bu tür alıp vermelerin de kendi inceliği içinde muazzam bir mantığı var. Verenin verdiğine pişman olmayacağı gibi, alanın da aşağılanmaması gerekir.
Sevgili dostlar, bu tür şeyleri yalnız ben yaşıyor değilim. Bu ülkede başkalarının elbiselerine ihtiyacı olan milyonlarca yoksul ve gariban var. Okul hayatımda da Kızılay’dan giyinmiştim. Nereli olduğumu bilmek istiyorsanız, Ardahan’ın Hanak ilçesinin Yamaçyolu köyündenim. Hanak’ta ortaokul okuduğum zaman okulun yarısından fazlası Kızılay’dan giyiniyordu.
Aslında ben, hayatımın hiçbir döneminde lüks mağazalardan giyinmedim; genelde bit pazarlarından giyindim. Nedeni, herkesçe malum olan yoksulluktur. Yoksulluk, eksiklik, garibanlık; yüzyıla yakın bir süredir bu ülkenin yakasını bir türlü bırakmadı. Siyasal sistemimiz, devamlı yoksulluk, garibanlık ve işsizlik üretmiştir. Seçimden seçime söylense de bu ülkede yüzyıla yakındır asla demokrasi, hak ve adalet tam anlamıyla olmadı. Demokrasiyi getireceğini söyleyen politikacılar, seçimden sonra bir daha da görünmediler. Zenginlik adına getirdikleri her şeyi kendileri için getirdiler. Onlar zenginleşince, doğal olarak halk da fakirleşti.
Sevgili okurlar, bit pazarından alınan elbiseler genelde zenginlerin kısa bir süre giyinip sonra çöpe attıkları elbiselerdir. Birçoğu da ölen insanlarındır. Bu ülkede bit pazarına rağbetin en önemli nedeni, sözünü ettiğim gibi, kesinlikle yoksulluktur. Alıyor gibi görünseler de halkın büyük bir bölümü normal mağazalardan kesinlikle giyinemez. Toplum olarak demek yanlış olur ama toplumun büyük bir bölümü zenginleri ve güçlüleri sever; onların daha zengin, daha sağlıklı ve daha mutlu olmaları için dua eder. Toplumumuzun yoksul ve cahil olmasının önemli nedenlerinden biri de budur.
Zengin, fakir diyorum ya; bunun felsefesini yapmama gerek yok. Bit pazarına giderseniz, bu farkı oradaki zenginlerden gelen elbiselerde görebilirsiniz. Garibanlık ve haksızlık her yerde var. Önemli olan bunu bilmek ya da söylemek değil; önemli olan, bu garibanlığın kalkması için mücadele vermektir.
Bu ülkede zenginlerin ne kadar lüks ve şatafat içinde yaşadıklarını biliyoruz. Bu sene iftar yemeklerinde yediklerini, kollarındaki saatleri, bindikleri lüks arabaları, yaşadıkları konakları internette paylaşıyorlar. Sevgili dostlar, ah bu internete; yediğini, içtiğini, giydiğini bir de yoksullar atabilseler… Nasıl yaşadıklarını, ne yiyip ne içtiklerini, ne giydiklerini herkes apaçık görecektir. Zenginin nasıl zenginleştiğini, fakirin de nasıl fakirleştiğini herkes görüp öğrenecek.
Sevgili okurlar, şimdi çok önemli bir isteğimi sizlerle paylaşmak isterim. “Nedir?” diye soranlara söyleyeyim: Çok önemli protein değeri olan etin, sucuğun, kavurmanın, pastırmanın, balın ve peynirin bit pazarına düşmesidir. Yoksullar, aldıkları elbiseler gibi bu gıdaları da pazardan alsınlar. Böyle olursa zenginler de fazlalıklarının bir kısmını yoksullarla paylaşmış olurlar.
Zengini, yoksulu; hepimiz kardeş değil miyiz? Kardeş, kardeşe ekmeğini, suyunu, etini, sütünü esirgememeli. Bir insan olarak ve bu ülkenin yurttaşı olarak en önemli isteğim; bu ülkede yaşayan, vatandaşlık bağıyla ülkesine bağlı olan herkesin her anlamda eşit ve özgür olmasıdır. Her konuda kinin, nefretin, ötekileştirmenin değil; sevginin, hakkın ve hukukun olmasını istiyorum. Söylediğim bu sözler hakkında kimin ne düşüneceği hiç umurumda değildir. Bu ülkede en acil olması gerekenler bunlardır.
Şunu da söyleyeyim: Neden birilerinin elbisesini giydiğimi, neden yoksul olduğumu bilmez değilim; hatta herkesten daha iyi biliyorum. Yoksul olduğum için herhangi bir şikâyette bulunmuyorum. Çünkü bu ülkeden yoksulluğun kalkması için elimden gelen her türlü mücadeleyi gönül hoşluğu içinde vermeye çalışıyorum. Yoksul olan herkesin de gerçekten bu mücadeleye katkı sunmasını istiyorum.