Bir Sohbetin ÖZETİDİR (2) MERAL HANIM

Tuncer Altunbulak

Bu yazıda dilim döndüğünce, güzel aynı zamanda zeki, kibar, hoşgörülü bir hanımefendi ile yaptığımız bir sohbeti anlatmaya çalışacağım.

 O benim övünecek dostum, arkadaşım, meslektaşım dediğim güzel bir insan hayat ve zaman bizi ayrı yerlere taşısa da onu asla unutmayacağım. 

Çünkü o benim bitirmeye çalıştığım hayatı yaşanılır hale getirdi ve renk kattı. 

On beş yıldır bu gazetede yazdığım her yazıda onun emeği vardır. 

Acemice yazdığım yazılara benden daha çok emek vererek düzeltip yayına hazırladı. 

Ben onu görünce Yılmaz Güney aklıma gelir.

 Yılmaz yazmaya başladığı günlerde para karşılığı adam tutar öykülerini okuturmuş. Parası olmadığı bir gün Yaşar Kemal’den borç para alır, adam tutar öyküsünü okuturken Yaşar Kemal’e yakalanır.

Sevgili okurlarım şimdi kim bu hanım diye merak ediyorsunuz.

 Edin tabi merak çok güzeldir. 

Bu güzel Hanımın adı Meral… Yazı yazdığım bu Yeni Haber Gazetesi’nin Sorumlu Yazı İşleri Müdürüdür. Benim yazılarımı yayınlamadan önce okuduğum insan.

 Yazı yazmak çok az kişinin başarabildiği bir iştir. Entelektüel birikiminin yanında teknik olarak da hazır olması gerekir yazarın. 

Teknik anlamda çok iyiliğini gördüm Meral Hanım’ın, yoksa bu kadar uzun süre yazamazdım. Sesleri, kelimeleri, virgülleri ve Soru işaretlerini buluşturup yürütmek hiç kolay değildir.

Meral Hanım’ı tanımak için Tolstoy’un Anna Karenina isimli romanını ve Dünya’ca ünlü İngiliz Yazar Virginia Woolf’u okumak gerekir. 

Gebze’nin bu güzel kızını tanımak için bu romanı okumaya değer, ben okudum. Çok yönlü, zeki bir kız.

 O gazeteciliğin yanında Psikoloji okuyor… İyi bir Freud’ çudur. İyi bir okurdur. İngiliz ve Rus Edebiyatını iyi bilir. 

İyi bir Freud’ cudur diyorum ya keşke Freud’u Meral  Hanım kendisi anlatsa , onunla bu konuda sohbetlerimizdeki Freud hakkındaki düşüncelerini ben sizlerle paylaşmaya çalışayım. Sevgili okurlarım Freud demek bilinçaltı duygularımızın keşfi demektir. 

Freud bir filozoftur. Ona kültür düşünürü de diyebiliriz. Bir insanı yada insanları anlamak istiyorsak Freud’un bilinçaltı teorisini iyi bilmemiz gerekir.

Davranışlarımızı belirleyen şey yalnız aklımız değildir. Aklımız davranışlarımızın çok az bir kısmını belirler. Davranışlarımızı asıl belirleyen şey, duygularımız, dürtülerimiz mantığı olmayan bu gibi şeylerdir. Bunlar devamlı karşımıza kılık değiştirerek çıkarlar. Bu konuda anılarımız ve hatıralarımız oldukça önemlidir. 

Yani hayatımız, bilinçaltı mantıksız bir sürü saçmalıklarla doludur. Şizofren benim gibi Panik ataklı , nevrozlu birinin bilinçaltı duyguları pisliklerle aykırılıklarla doludur… İnsandaki bilinç sadece buz dağının görünen yüzüdür. İnsanı oluşturan bilinçaltıdır. Bilincin altındaki gizli saklı dahiyane saçmalıklardır. Büyük yazarlarda, şairlerde ve bilim adamlarında bu duyguları görebiliriz.

O bana Freud’u, Virginia Woolf’u , Livaneliği anlatır. Bende ona Dostoyevski’yi Tolstoy’u, Jean Jacques Rousseu’u yu anlatırım. 

İki gündür zevkle okuduğum bir kitap var elimde. Guguk Kuşu. 

Pazartesi günü mutlaka Meral Hanım’la tartışırız bu kitabı. Akıl hastası numarası yapan bir mahkum kendini güvenlik önlemlerinin zayıf olduğu bir akıl hastanesine kapatır. Böyle yaparak hem kaçma planı yapma olanağı buluyor hem de akıl hastanesinde yatan insanlarla farklı ilişkiler kuruyor. Bu sohbetin kısa bir özetidir. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki insanın sevdiği kimselerle sohbet etmesi, için açması sorunlarını paylaşması her türlü sıkıntıya iyi geliyor. Kansere iyi geliyor, modern hayatın öldürücü felsefesini yazmanın yolu müzik dinlemekten, spor yapmaktan, az yemekten, az alışveriş yapmaktan, okumaktan, yazmaktan ve sohbet etmekten geçiyor. Gelecek günlerimize ait güzel şeyler düşünelim, gelecek güzel günler için bir gün mutlaka demek böyle bakmak gerekir… 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.