BİR ÖDÜLDEN DAHA FAZLASI: Özkan Mert Ödülleri 2026’da Değerleri Geleceğe Taşıyor

Dilek ALP

Bir ödül, yalnızca bir başarıyı değil, bir insanın dünyaya bıraktığı izi de anlatabilir.

İçinden geçtiğimiz çağda hoşgörüye, barışa, kültürel diyaloğa, bilime, sanata ve ortak hafızaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. İşte Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri, tam da bu değerleri görünür kılmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla yoluna devam ediyor.

2015 yılından bu yana düzenlenen ödüller; şiir, edebiyat, çeviri, bilim, kültürel miras, gastronomi, liderlik, görsel sanatlar, doğa ve mesleki başarı gibi farklı alanlarda kalıcı değer üreten isimleri buluşturuyor. Bugüne kadar 110 isim, yaşamları ve çalışmalarıyla topluma kattıkları değer nedeniyle ödüllerle onurlandırıldı. Ödüllerin temel yaklaşımı yalnızca başarıyı değil; bilgi ve deneyimini toplumla paylaşan, mesleğine adanmış, insanlığa ve gelecek kuşaklara ilham veren yaşamları görünür kılmak.

Özkan Mert'in adıyla, hoşgörü ve kültürel diyalog için;
Ödüller adını uluslararası edebiyat dünyasında tanınan şair, yazar ve çevirmen Özkan Mert'ten alıyor. Onun şiirlerinde ve düşünce dünyasında insan, barış, özgürlük ve kültürlerarası iletişim önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle Özkan Mert'in adını taşıyan ödüller yalnızca bir başarı belgesi değil; bir değerler zincirinin gelecek kuşaklara aktarılması anlamını taşıyor.

Bu ödüllerin ardında, yalnızca isimleri belirleyen değil, değerleri tartışan bir seçici kurul bulunuyor. Farklı disiplinlerden gelen kurul üyeleri; adayların mesleki başarılarının yanı sıra, toplum ve insanlık adına oluşturdukları kalıcı değeri de değerlendiriyor. Kurul Başkanlığını Dilek Alp, Başkan Yardımcılığını Havva Mert üstlenirken; Arife Çelik, Prof. Dr. Mükerrem Arslan, Sema Başol ve Ümit Yaşar Işıkhan Danışma Kurulu üyeleri olarak sürece katkı sunuyor. Böylece ödüller, yalnızca bir başarıyı değil, bir yaşamın ve emeğin toplumsal karşılığını görünür kılmayı amaçlıyor.

2026 yılı ödül sahipleri de bu anlayışın farklı alanlardaki güçlü örneklerini oluşturuyor.

Şiirin sınırlarını aşan iki isim;
İtalya'dan Michela Zanarella, şiirlerinde barış, insanlık, sevgi ve kültürlerarası diyaloğu evrensel bir dille işleyen; eserleri birçok dile çevrilen uluslararası bir şair. Ödülün gerekçesinde, şiirin birleştirici gücünü ve hoşgörü anlayışını uluslararası ölçekte temsil etmesi öne çıkıyor.

Mustafa Ergin Kılıç ise özgün şiir dili, güçlü imge dünyası ve düşünsel derinliğiyle çağdaş Türk şiirine katkı sunan bir şair, yazar ve editör. Patika, Papirüs ve Kuşak Edebiyat dergilerindeki editörlük çalışmalarıyla da edebiyat hayatına katkıda bulunuyor.

Edebiyatın hafızasını yaşatan bir isim;
Seyyit Nezir
, şair, yazar, yayıncı ve eğitimci kimliğiyle çağdaş Türk edebiyatına uzun yıllardır emek veriyor. Kurduğu Broy Yayınları ve yönettiği Broy şiir dergisiyle özellikle 1980 kuşağı Türk şiirinin gelişimine ve genç şairlerin edebiyat dünyasına kazandırılmasına öncülük etti.

İki dil arasında kurulan kültür köprüleri;
Macar Türkolog ve çevirmen Edit Taşnádi, Türk ve Macar edebiyatları arasında yarım asrı aşan bir kültür köprüsü kurdu. Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Tarık Buğra gibi Türk edebiyatının önemli isimlerini Macarca okura taşıdığı gibi Macar edebiyatını da Türkçeye kazandırdı.

Prof. Dr. Oğuz Baykara ise Japonya ve Türkiye arasında edebiyat ve akademi alanında güçlü bir bağ kuran isimlerden biri. Japon edebiyatını Türkçeye kazandıran, Japonca-Türkçe sözlük çalışmalarına öncülük eden Baykara, çeviriyi iki kültür arasında kalıcı bir köprü olarak ele alıyor.

Bilimden Anadolu toprağına
ABD/Türkiye arasında bilimsel çalışmalarını sürdüren Ergün Kırlıkovalı, polimer bilimi ve ileri malzeme teknolojileri alanındaki çalışmalarıyla savunma ve havacılık teknolojilerine uluslararası düzeyde katkılar sunuyor. Aynı zamanda genç araştırmacıların desteklenmesine yönelik çalışmalarıyla da öne çıkıyor.

Nesim Demirkaya ise ödüllerin belki de en güçlü “geçmişten geleceğe” hikâyelerinden birini temsil ediyor. Dört kuşaktır tarım sektöründe faaliyet gösteren köklü bir ailenin en genç temsilcisi olan Demirkaya, özellikle atalık buğdayların yeniden üretime kazandırılması ve geleneksel tarım bilgisinin bilimsel yöntemlerle geleceğe taşınması üzerine çalışıyor. Ziraat mühendisliğinin yanı sıra pastacılık ve ekmekçilik eğitimini de tamamlamış Demirkaya, tarım ile ekmek kültürü arasında da önemli bir bağ kuruyor. “Geçmişi koruyan değil, geçmişi geleceğe taşıyan bir ziraat mühendisi.”

Kadın liderliğine yeni bir bakış
Teknoloji ve finans alanında uluslararası kariyer yapan Ülkü Rowe, yapay zekâ, bulut bilişim ve dijital dönüşüm alanlarındaki liderliğinin yanı sıra kadınların iş yaşamında fırsat eşitliği mücadelesiyle de dikkat çekiyor. Google'a karşı açtığı cinsiyet temelli ayrımcılık davasını kazanması, kariyerinin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Mesleğe adanmış yarım asır
Prof. Dr. Rüveyde Akbay
, zootekni bilimi alanında yarım asrı aşan akademik çalışmalarıyla Türkiye'nin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından biri. Dünya Kanatlı Bilim Derneği'nin Türkiye yapılanmasının kurulmasına öncülük eden Akbay, 2004 yılında Dünya Kanatlı Bilim Kongresi'nin Türkiye'de gerçekleştirilmesini sağladı ve aynı kongrede Dünya Başkanı seçilen ilk Türk bilim insanı oldu.

Yaşam boyu üretmenin iki güçlü temsilcisi
Gazeteci, yazar, şair ve tarihçi Yaşar Aksoy, yarım asrı aşan çalışmalarıyla özellikle İzmir ve Ege'nin kültürel belleğinin korunmasına katkı sundu. Cumhuriyet tarihinin belgelenmesi ve toplumsal hafızanın gelecek kuşaklara aktarılması, ödülün temel gerekçelerinden biri.

Türk edebiyatının usta isimlerinden Adnan Binyazar ise yazar, eğitimci ve araştırmacı kimliğiyle Türk dilinin, halk kültürünün ve edebiyatın kuşaklar arasında aktarılmasına yaşamı boyunca emek verdi.

Sanat, kültür ve gastronomi aynı hafızada
Emekli diplomat, ressam ve yazar Daver Darende, diplomasi ile sanatı buluşturan çok yönlü yaşamıyla Türkiye'yi uluslararası sanat ortamlarında temsil etti.

Heykeltıraş Prof. Dr. Aydın Aşkan, kamusal alana kazandırdığı anıtlarla kültürel belleğin görünür kılınmasına katkı sunarken, yetiştirdiği sanatçılarla da kalıcı bir miras oluşturdu. Küba'daki Devrim Parkı'nda yan yana yer alan Mustafa Kemal Atatürk ve Nâzım Hikmet büstleri de onun uluslararası çalışmalarının dikkat çekici örneklerinden.

Osmanlı ve Türk mutfak tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla uluslararası alanda tanınan Priscilla Mary Işın ise gastronomiyi yalnızca yemek kültürü olarak değil, tarih ve kültürel mirasın bir parçası olarak ele alıyor. Eserleri, Anadolu'nun yerel ürünlerinin ve geleneksel mutfak kültürünün korunmasına önemli katkılar sunuyor.

Doğayı savunmak da bir insanlık sorumluluğudur
Sanem Mert Doğa Ödülü'nün
bu yılki sahibi Pınar Bilir, Kazdağları'ndaki ekoloji mücadelesinin öne çıkan isimlerinden. Doğa koruma, çevre hakkı, sürdürülebilir yaşam ve iklim krizi konusunda yürüttüğü çalışmalarla gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakma mücadelesi veriyor. Bu özel ödül, genç yaşta yaşamını yitiren Sanem Mert'in doğa sevgisini ve mücadele ruhunu yaşatmak amacıyla 2015 yılından bu yana veriliyor.

Numan Gülşah Onur Ödülü'nün sahibi Berna Metingü ise İzmit'in, yani antik Nicomedia'nın tarihsel belleğinin korunması ve görünür kılınması için çalışmalar yürütüyor. Kültürel miras, çevre ve sürdürülebilir turizmi bir araya getiren projeleriyle yerel tarihi ulusal ve uluslararası platformlara taşıyor.

Bu yıl bir ödül de doğaya verildi
IX. Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri'nin anlamını tamamlayan önemli bir başka çalışma da 250 çam fidanı bağışı oldu. Bu yıl ülkemizde yaşanan orman yangınlarının ardından, ödül sahipleri ve Seçici Kurul üyeleri adına 250 adet çam fidanı bağışlandı. Fidanlar Malatya Kökpınar, Tunceli Akpazar, Giresun Bayındır, Sivas Karayakup ve Kuzköy, Nevşehir Sofular ve Kayseri Köseler yeniden ağaçlandırma sahalarına yönlendirildi. Ödül sahipleri ve Seçici Kurul üyeleri adına düzenlenen fidan bağışı sertifikaları da törende kendilerine verilecek.

Bu yönüyle ödüller, yalnızca insana verilen bir değeri değil, doğaya karşı taşıdığımız ortak sorumluluğu da hatırlatıyor.

Bir tören değil, bir hafıza buluşması
IX. Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri, 24 Ekim 2026 Cumartesi günü İstanbul Beyoğlu'ndaki tarihi Mısır Apartmanı'nda bulunan İstanbul Yüksek Ticaretliler Marmara Lokali'nde gerçekleştirilecek.

Törenin anlamını belki de en güzel anlatan cümle, ödül dosyasının sonunda yer alan Özkan Mert dizelerinde saklı:
“Ağaçlar ki en güzel yüzümüzdür bizim…”

Çünkü insanın bıraktığı en değerli miras, yalnızca kendi adına yazılan başarılarla değil; başkalarının hayatına, kültürüne, toprağına ve geleceğine bıraktığı izlerle ölçülür.

Özkan Mert Ödülleri'nin asıl hikâyesi de burada başlıyor.
Geçmişi hatırlamak, bugünü anlamak ve geleceğe değer bırakmak…
Belki de bir ödülün insana verebileceği en büyük anlam budur.