BENİDE BİR ANA DOĞURDU

Tuncer Altunbulak

Dün akşam bir kanalda yabancı bir film izledim. Filmde beni etkileyen şey, bir doğum sahnesiydi. Başrol oyuncusu dünyaca ünlü bir kadın, bir dağ evinin otlağın da çapa yaparken birden sancıları geldi. Olduğu yere yığıldı.

Müthiş bir sahneydi gerçek doğum yapan bir kadından ayıramazsınız. Büyük sanatçı olmak böyle bir şey kadın az ileride ki bağ evinden birini çağırmaya başladı. Biraz sonra uzun saçlı sakallı orta yaşın üzerinde biri geldi az sonra kadının başı omuzuna düşmüş ağzı kasılmış gözleri kocaman kocaman açılmış. İki eliyle kocaman karnını kucaklamış. İnim inim inliyordu. Adam gelir gelmez hemen kadına yardım etmeye başladı. Hemen kadını sırt üstü yatırdı. Dizlerini karnına toplattı.

Sık sık nefes aldırmaya çalıştı. Beni en çok hayran bırakan tarafı doğumu yaptırmaya çalışan adama ironi yapmasıydı. Sık sık ona seni iblis seni utanmaz adam seni ayı seni gibi laflar etmesiydi.

Adam hadi şimdi bırak bu lafları doğurmaya odaklan. Adam temiz bir kapla su getirdi ellerini temizce yıkadı doğuma yardım etmeye başladı. Kadın’ın bir eli ağzında. Diğer eliyle yanında ki otları yoluyordu. Bir dehşet anı bu anı dehşet için de izliyorum.

İşte o an kendi kendime ne iyi ki kadın olmamışım dedim. O dehşet anlarını bir daha asla görmek istemem. İnanın korktum. O an gözümün önüne doğum sırasın da ölen kadınlar geldi. Doğum sırasın da milyonlarca doğu ve Güneydoğulu kadın doğumlarda ölmüştür. Bu ülkede milyonlarca yoksul kadın bilinçsizlik yüzünden ilkel yöntemleri deneyerek hem kendilerini hem de bebeklerini öldürmüştürler. Bundan daha büyük bir adaletsizlik olamaz.

İşte ülkemin saygı değer kadınlarının böyle kaderleri var o kadının acı çekerek ağlaması gözlerimin önün den gitmiyor. Adam birden hadi gözün aydın bebek geldi. Adam bebeği temiz bir suda yıkadı. Göbeğini dişleriyle kopardı. Adamın bilgeliği iş bilirliği sabrı gerçekten övgüye değerdi.

Kadın ona hakaretler ederken oda gülüyordu. Filmde yaşama ve doğuma dair her şey vardı. İşte kadınlık ve analık böyle saygı değer bir şey. Kadın her doğuruşun da tekrar tekrar ölüyor. Adam bebeği eline aldı. Havaya kaldırdı. Hoş geldin dünyamıza seni seviyoruz. Gerçekten bir kızıl kıyamet koptu.

Bebeğin ağlama sesiyle sanırım yaşayacağı kötülüklere ağlıyordu insanlığın yeni üyesi bir avuç et parçası sonra adam ağlayan bebeği anasına verdi. Kadın onu bereketli göğüslerine götürdü. Hemen ağlaması kesildi. Buda filmin sahnesi değişti. Acılar, inlemeler, ağlamalar o dehşet anları neşeye, huzur ve sakinliğe dönüştü.

Kadın adama seni sersem seni, seni utanmaz aptal çalılara tutunarak kalktı. Beni sevgili annemle baş başa bıraktı. Annemin beni doğuruşunu düşündüm. Ben yoksul bir kadının ilk çocuğuyum. Bana yeryüzünü inşa et. Kimdir deseler kadınlar derim. Bir bilim adamı çok değerli şeylere imza atabilir. Ama bir bebek doğuramaz. Peygamberimiz HZ Muhammet çok büyük bir insan cahiliye döneminde ki kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesine karşı çıkıyor ve kadınların yaşamasına olanaktan tanınmasına hak tanıyor.                                                                                                                                                                                                                                                                    

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.