Batman, Mardin ve Suruç (2)…

 

 

Halkın Türkiye Komünist Partisi heyetinin, iki gün süren Mardin, Batman ve Suruç ziyareti sonrası hazırladığı raporun çarpıcı yönlerini sizlerle paylaşmaya başlamıştım. İlk gün Batman izlenimleri vardı, oradan devam ediyorum.

Heyetin ikinci ziyareti Mardin Belediyesi'nin yeni otogarda oluşturduğu Ezidi kampı olmuş. Kampta yaklaşık 720 kişi kalıyor. Sorumluları arasında Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) emekli öğretmenlerin yer aldığı kampta kalanlar yaş gruplarına göre ayrılmış ve onlara eğitim verilmeye çalışılıyor.

Bu kamptan hava koşulları dolayısıyla yeni otogarın içinde oluşturulan odalara alınan Ezidiler, Şengal'den ilk geldikleri dönemde Avrupa'ya gitmeyi düşünüyormuş. Ama, şimdilerde IŞİD terörüne karşı savaşmak için Şengal'e geri döner hale gelmişler.

Mardin kampının sorumluları arasında olan Ezidi Hatip Şükri Haydo, IŞİD'in ilk saldırdığında 8 saat direndiklerini, sonrasında ise cephanelerinin bittiğini söyleyip, “PKK olmasaydı IŞİD'in elinden kimse kurtulamazdı” demiş.
Bu ifadeleri duymak, kullanılmasına arazcı olmak, herhalde PKK propagandası yapmak anlamına gelmez. Çünkü, bu anlatılanların tamamına ilişkin veriler, devletin datasına da girmiştir.

Haydo’nun sözleri de ürkütücü… 
’’Ezidilere sadece IŞİD değil, civar köylerde oturan Araplar da saldırdı. Şengal'deki katliamdan kaçmak için yaklaşık 40 kilometre yol yürüdük. Yolda IŞİD'in katlettiği Ezidilerin kafaları kesik bir şekilde bedenlerini üst üste yığdığını gördük. Yolda yaşlılar ve çocuklar arasında susuzluktan ölenler vardı. Ölenlerin üstüne sadece bir taş koyup yola devam ettik.’’

Ne acı ve kinlendirici bir tablo değil mi ?

IŞİD’in bu saldırılar sırasında kaçırdığı kadınlar hakkındaki veriler de, raporun can alıcı noktalarından birini oluşturuyor.
Kaçırdığı kadın sayısının 3 bin olduğu tahmin edilen IŞİD, kadınları Musul'da kurdukları pazarda 100 Dolar'a satılığa çıkarıyormuş. Bu durumdan kendini kurtarabilen kadınlar da olmuş, ama sayıları çok az. Bir de, IŞİD'in eline geçmemek için kendilerini Şengal dağından atan genç kızların varlığı söz konusu ki, söylemeye bile dilim varmıyor.

Neyse, gelelim HTKP heyetinin ziyaretinin ikinci gününde Suruç ilçesinde edindiği izlenimlere. Suruç, Rojava’nın IŞİD saldırısı altında bulunan Kobanê kenti ile sınırı olan Şanlıurfa’nın ilçesi.
Heyet buraya giderken Diyarbakır- Şanlıurfa yolu boyunca kolluk kuvvetlerinin TOMA ve zırhlı araçlarla kontrollere rastlamış ve geçişlerine izin verilmemiş. Ardından Demokratik Bölgeler Partisi ilçe örgütü yetkililerinin yardımıyla köy yollarından geçerek Suruç’a gitmek zorunda kalmış.

Heyetin Suruç’a sokulmak istenmemesinin tek nedeni, olup bitenin çıplak gözle izlenmesini ve bölge dışına aktarılmasını önlemektir.

Herkes çok iyi biliyor ki, Kobanê’den gelenler hakkında hükümetin verdiği sayılar gerçeği yansıtmıyor.
Yerel kaynaklar, heyete bilgi verirken, gelenlerin sayısının hükümetin dediği gibi 200 bin değil 20-25 bin civarında olduğuna işaret ediyor. İşte, bunun biliniyor ya da açığa çıkıyor olmasını engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar.

 

(Sürecek)