Sabahın ilk ışıklarıyla demliğin ıslığı duyulur evlerde. Öğlen sıkıcı bir iş arası, akşam dost sohbeti, gece yarısı yalnızlığı... Saat kaç olursa olsun, masa neresi olursa olsun fark etmez. Bu coğrafyada hayat, tıkır tıkır işleyen kaşık seslerinin ve ince belli bardakların etrafında döner. En mutlu anlarımızda neşeyle tokuştururuz o bardakları; bir hüzün çöktüğünde ise avcumuzun içine alıp buğusunda teselli ararız.
Peki, nasıl oldu da aslında bu topraklara sonradan giren bir bitki, kültürümüzün, kimliğimizin ve ruhumuzun en başköşesine kurulabildi?
Gerçekten entersan değil mi?
Çay, bu topraklarda sadece bir hararet söndürücü ya da sıradan bir içecek değildir. O, iletişimin en kestirme, en samimi yoludur. Biri size "Bir çayımı iç" diyorsa, bu aslında "Sana ayıracak vaktim var, seni dinlemeye hazırım" demektir. Çay ikram edilmeyen bir evde misafir kendini eksik hisseder; ikramı reddetmek ise neredeyse bir ayıp sayılır. Konukseverliğin, kapıyı açmanın, gülümsenerek sunulan bir karşılamanın gayriresmî mühürüdür çay.
İşin aslı, çayın bu kadar benimsenmesinin arkasında toplumsal karakterimiz yatar. Bizler yani bu coğrayanın insanları yalnızlığı değil, bir arada olmayı seven bir toplumuz. Çay da yapısı gereği "paylaşılan" bir şeydir. Bir demlik çay, tek başına tüketilmek için değil, aksine muhabbet uzasın, sohbet derinleşsin diye demlenir. Üstelik zengin-fakir, patron-işçi ayırmaz. Mahalle kahvehanesinden en lüks mekâna, esnaf tezgahından evimizin salonuna kadar her masada aynı renkte, aynı bardakta belirir. Toplumun her kesimini aynı sıcaklıkta eşitleyen nadir unsurlardan biridir.
Sonuç olarak; çay bizim bu coğrafyadaki ortak dilimizdir. Rengi dostluğun sıcaklığını, kokusu ev huzurunu, bardağın elimizi yakan sıcaklığı ise insanımızın samimiyetini temsil eder. Hangi dertle hemhal olursak olalım, hangi sevinci paylaşırsak paylaşalım, yolumuz dönüp dolaşıp o taze demlenmiş çayın buğusunda birleşir. Hayatın tüm karmaşasına verilen en güzel, en demli moladır çay.
Yaşantımız ile bu denli içiçe geçmiş tüm farklılıklarımıaza rağmen ayrılmaz başkaca bir ortak özelliğimz yoktur sanırım.
Şimdi izninizle, bu yazının üstüne demli bir çay içme vakti...