“Aile Yılı”nda İşten Atılan Anneler

Halil Yeni

Türkiye’de iktidar kürsülerden “aile yılı” ilan ediyor, kadınlara üç yetmez dört çocuk öğütlüyor. Doğum izninin uzatılacağı müjdeleri veriliyor. Ama fabrikaların kapısında gerçek bambaşka: Plascam’da dört yıldır çalışan kadın işçi Hasret Kanat, doğum izni biter bitmez işten çıkarıldı.

Bu tablo bize bir kez daha gösteriyor ki, patronların kriz bahanesiyle başlattığı toplu işten çıkarmalarda ilk gözden çıkarılanlar kadın işçiler oluyor. Çünkü kadın emeği hâlâ ikincil görülüyor, “ev ekonomisine katkı” diye küçümseniyor. Oysa kadın işçiler de erkekler gibi üretimin asli gücü, alın terinin gerçek sahibi.

Toplu iş sözleşmelerinde işçiyi koruyacak maddeler var ama çoğu zaman bir kenar süsünden öteye geçmiyor. Patronlar bu maddelere uymadığında herhangi bir yaptırımla karşılaşmıyor. Doğum izni, süt izni, kreş hakkı ise patronların gözünde sadece “maliyet kalemi.” Yani kadın işçilerin en temel hakları bile sermayenin kâr hırsına kurban ediliyor.

Bir yanda “aile yılı” ilan eden, kadınlara çok çocuk doğurun diyen bir iktidar; diğer yanda doğum izni biten kadın işçiyi kapının önüne koyan patronlar. Çalışma Bakanlığı bu tabloya karşı ne yapıyor? Hiçbir şey. Takip yok, soruşturma yok, yaptırım yok. Kadın işçilerin iş güvencesi sağlanmadıkça doğum iznini uzatmak ya da çocuk sayısına göre destek vaat etmek boş bir masaldan ibaret.

Hasret Kanat’ın yaşadığı sadece bireysel bir mağduriyet değil. Plascam’da yüzlerce işçi işten çıkarıldı, bunların önemli bir kısmı kadın. Hamile kaldığı için işten çıkarılan kadınlar var. Bu tablo, krizin faturasının kadınlara daha ağır kesildiğini gösteriyor. Çünkü patronlar için kadın işçiler “yük” olarak görülüyor.

Hasret Kanat’ın sözleri bir çığlık: “Aylardır doğum iznindeyim, performanstan mı attılar?” Bu sorunun cevabı aslında hepimizin bildiği gerçek: patronların keyfi ve hukuksuz uygulamaları. İşçiler makine parçası değil, patronların kâr oranı düşünce kapının önüne konulacak nesneler hiç değil.

Bugün ihtiyaç duyulan şey bütünlüklü bir mücadele. Sendikaların, kadın komisyonlarının, işçilerin ve emekçilerin yeniden birlik olması. İşten atmalar yasaklanmalı, toplu sözleşmelerde patronların keyfiliğini engelleyecek düzenlemeler hayata geçirilmeli. Kadın işçilerin kazanılmış haklarına yönelik saldırılara karşı ses yükseltilmeli.

İktidar kürsülerden “dört çocuk” öğütlerken, fabrikaların kapısında kadın işçiler doğum izni biter bitmez işten atılıyor. Bu çelişkiyi görmek, göstermek ve karşı çıkmak hepimizin görevi. Çünkü kadın işçilerin mücadelesi, sadece kadınların değil, tüm işçi sınıfının mücadelesidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.