Gebze’de yaşanan servis kazaları artık yalnızca haber başlığı olmaktan çıkmış, toplumsal bir sorumluluk meselesine dönüşmüş durumda.
Bir anaokulu çocuğunun servis aracının altında kalması, ilkokul öğrencisi Elanur Tabakoğlu’nun hayatını kaybetmesi, daha önce Miraç İslam Efe’yi benzer bir kazada yitirmiş olmamız…
Bunlar tesadüf ya da tekil olaylar olarak geçiştirilemez.
Elanur’un kazası Beylikbağı Cumhuriyet Mahallesi Köroğlu Caddesi’nde, bir okulun önünde yaşandı. Okul çıkışı saatlerinde, çocukların en yoğun olduğu zamanda…
Miraç’ın kazası ise Arapçeşme Mahallesi Şehit Oktay Kaya Caddesi üzerinde, yine okul yolu üzerinde gerçekleşti.
Bu iki adres yalnızca coğrafi noktalar değil, sorumluluk alanlarıdır.
Ve bu sorumluluk da yalnızca kazaya karışan kişilerle sınırlı değildir.
Çünkü okul çevresinde çocuk güvenliği bireysel dikkatle sağlanamaz, sistem kurularak sağlanır.
Aynı tür kazalar tekrar ediyorsa, burada önleyici planlama yeterince yapılmamış demektir.
Çocuk güvenliği yönetim önceliği olmak zorundadır.
Okul çevreleri çocuklar için güvenli olması gereken alanlar olmasına rağmen hâlâ risk taşıyor.
Her olaydan sonra sürücü hatası konuşuluyor, soruşturma açılıyor, üzüntü dile getiriliyor.
Fakat aynı tür kazalar yaşanmaya devam ediyorsa mesele bireysel dikkatin ötesine geçmiştir.
Yerel yönetimlere düşen görev yalnızca asfalt dökmek ya da trafik akışını düzenlemek değildir.
Okul çevresi güvenliği için görünür ve ölçülebilir adımlar atılması gerekir.
Riskli okul çevreleri haritalandırılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalı...
Hız düşürücü fiziksel önlemler yaygınlaştırılmalı...
Servis yanaşma alanları standart hâle getirilmeli...
Okul saatlerinde sahada aktif trafik desteği sağlanmalıdır.
Denetim sonuçları şeffaf biçimde duyurulmalıdır
Bu noktada planlama, denetim ve koordinasyon eksikliklerini konuşmak gerekir.
Yerel yönetimlere burada büyük sorumluluk düşüyor.
Çünkü okul çevresi güvenliği yalnızca trafik akışının doğal sonucu olarak şekillenemez, özel olarak tasarlanmalıdır.
Bu çerçevede atılabilecek somut adımlar açık ve uygulanabilir.
Yaya geçitlerinin daha görünür ve korumalı hâle getirilmelidir.
Servis araçları için güvenli yanaşma ve bekleme alanlarının oluşturulması...
Giriş–çıkış saatlerinde trafik personeli desteğinin sistematik hâle getirilmesi...
Riskli bölgelerin veri temelli analiz edilerek önleyici planlama yapılması elzemdir.
Bunlar teknik detaylardan çok öte, çocuk güvenliğinin temel bileşenleridir.
Yerel yönetimlerin ayrıca okul yönetimleri, emniyet birimleri ve servis firmalarıyla daha koordineli çalışabileceği platformlar oluşturması da önemlidir.
İlçe düzeyinde düzenli değerlendirme toplantıları, saha incelemeleri, farkındalık kampanyaları ve şeffaf bilgilendirme süreçleri hem güvenliği artırır hem de toplumun güven duygusunu güçlendirir.
Mesele yalnızca önlem almak değil, önlem alındığını gösterebilmektir.
Toplumun bireysel sorumluluğu da elbette vardır. Sürücülerin dikkatli olması, velilerin bilinçli davranması, okulların rehberlik etmesi…
Ancak sistem kurucu rol yerel yönetimlerde başlar. Güvenlik kültürü tesadüfen oluşmaz, planlanarak inşa edilir.
Elanur’un adı unutulmamalı.
Miraç’ın adı unutulmamalı.
Onlar yalnızca kayıp listesinde olmamalı...
Daha güvenli bir şehir kurma sorumluluğunu hatırlatan sessiz çağrılardır.
Bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Gebze’de çocukların okula gidiş gelişleri gerçekten güvenli bir sistem içinde mi gerçekleşiyor, yoksa bu güvenlik bireysel dikkat ve şansa mı bırakılmış durumda?
Çünkü güvenlik sağlandığında hissedilir açıklamalarla değil, uygulamalarla...
Bu noktada çağrı net...
Gebze’yi yönetenler bu konuyu gündemin üst sıralarına taşımalı, alınan kararları görünür kılmalı ve takvimlendirilmiş çözümleri kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Bu soruya verilecek yanıt yalnızca bugünü değil, yarını da belirleyecek.
Bir şehir, en savunmasızını koruyabildiği ölçüde gelişmiş sayılır.
Artık yalnızca başsağlığı mesajı görmek istemiyoruz, somut adım görmek istiyoruz!