Türkiye’nin siyasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 6 Mayıs 1972, yalnızca üç genç devrimcinin; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği gün değildir. O gün, bu ülkenin tam bağımsızlık inancı ve sömürüsüz dünya ideali darağacına çıkarılmak istenmiştir.
Dünyayı kasıp kavuran 68 kuşağının özgürlükçü ruhu, bizim topraklarımızda Denizlerin şahsında vücut bulmuştu. Bu gençler ne istiyordu? Cevabı bugün de geçerliliğini koruyan bir sadelikteydi: Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik içinde, sömürünün olmadığı, insanca ve hakça bir düzen. Onların kavgası, halkın yoksulluğuna, ülkenin kaynaklarının yabancı sermayeye peşkeş çekilmesine ve ABD güdümlü antidemokratik politikalara karşı bir haysiyet mücadelesiydi.
Ancak o dönemin egemen güçleri, bu aydınlık talepleri şiddetle bastırmayı seçti. Devletin tüm olanakları bu gençlerin üzerine seferber edildi ve neticede Türkiye’nin geleceğini inşa edecek o en verimli fidanlar birer birer kırıldı.
Bugün geldiğimiz noktada ise üzücü bir tabloyla karşı karşıyayız. Denizleri ve arkadaşlarını anmak, giderek sadece şarkılara, türkülere meze edilen, nostaljik ve "acımtırak" bir ritüele dönüşmeye başladı. Oysa devrimci gençlik liderlerini sadece hüzünlü melodilerle yâd etmek, onların hayatlarını adadıkları siyasi bilince ve ideolojik kararlılığa haksızlıktır.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları birer "romantik kurban" değil, birer fikir işçisi ve eylem insanıydılar. Onları gerçekten anmak; savundukları tam bağımsızlık fikrini kavramaktan, sömürü düzenine karşı gösterdikleri direnci anlamaktan geçer. Duygusallığın gölgesinde kalan bir anma biçimi, onların mücadelesini tarihin tozlu raflarına hapseder.
Eğer verdikleri mücadelenin bir anlamı ve önemi kalacaksa, bu ancak onların fikirlerini bugünün dünyasında tartışmakla ve savundukları evrensel değerleri yaşatmakla mümkün olur. Denizleri sloganlara hapsetmek yerine, savundukları "Tam Bağımsız Türkiye" idealinin günümüzdeki karşılığını aramak, onlara duyulan saygının en gerçek ifadesi olacaktır.
Bir mücadelenin büyüklüğü, sadece ödenen bedelle değil, o bedelin hangi fikirler uğruna ödendiğiyle ölçülür. Denizlerin mirası, ağıtlarda değil, hür ve sömürüsüz bir dünya düşündedir.
Ne demiş Deniz Gezmiş:
''Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun istiklal-i tam prensibini, ve onun istiklal-i tam Türkiye idealini yalnızca biz devam ettiriyoruz.''
Saygıyla anıyorum.