1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. ULUSAL EGEMENLİĞİN 100. YILI
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

ULUSAL EGEMENLİĞİN 100. YILI

A+A-

23 Nisan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından tüm çocuklara armağan edilen bir bayramdır.

Bayramın tarihsel süreci ise şöyle:

TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin 1927'de ilan ettiği ve ilki Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu.

1980 darbesi döneminde Millî Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adını verdi.

23 Nisan elbette yalnızca çocuk bayramı değildir.
1 Kasım,1922'de saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin 23 Nisan 1920'de açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşımaktadır.
23 Nisan, hem saltanatın kaldırılışı hemde TBMM'nin açılarak egemenliği bir kişiye değil halka verilişinin bayramıdır.
Yani Atatürk'ün sözleriyle, "Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.."
Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacıyla yaşama geçirilmişti.

Günümüzde 23 Nisan’ın sadece çocuk bayramına indirgenmesi ve ‘ulusal egemenlik’ kısmının ise hasıraltı edilmesi anlamlı ve düşündürücüdür.

Çünkü ulusal egemenliğin olmadığı bir ülke de çocukların mutlu olması mümkün değildir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta Milli Egemenliği şöyle anlatıyor:

“Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve kat’î mânasiyle millî egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Bundan ötürü hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir. Toplumumuzda, devletimizde hürriyet sonsuzdur. Ancak onun hududu, onu sonsuz yapan esasın korunmasıyla mevcut ve çevrilidir.
Bir insan, belki kendi arzusiyle şahsî hürriyetini yok etmek ister, fakat bu teşebbüs koca bir milletin hayatına ve hürriyetine zarar verecekse, muazzam ve şerefle dolu bir millet hayatı, bu yüzden sönecekse ve o milletin çocukları ve torunları bu yüzden yok olacaksa bu teşebbüsler hiçbir vakit meşru ve kabule değer olamaz. Ve hele böyle bir hareket hiçbir vakit hürriyet namına müsamaha ile telâkki edilemez.
Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla ve bütün kuvvetimizle millî egemenliğimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz..”

Bu yazı toplam 2129 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.