1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK

A+A-

Kadınlara yönelik olarak kimi zamanlar bir takım kutlamalar, etkinlikler yapılıyor, çiçek dağıtılıyor, kadına şiddete dikkat çekiliyor. Ancak ertesi gün yaşam her zaman ki gibi erkek egemen ve cinsiyetçi bir mecrada akıp gidiyor.

Kadının sadece bir günlüğüne adı var öteki gün ne arayan nede soranı var.

Diğer günlerde kadınlar yine  tacize, tecavüze, şiddete maruz kalmaya devam ediyor. 

Bir gün öncesinde kadınlar için nutuk atanlar sonraki gün  bütün hıncıyla kadına karşı düşmanca bir saplantı içinde hareket ediyor.

Kadına yönelik şiddet ülke genelinde olduğu gibi Gebze bölgesinde ara vermeksizin sürüyor. Her gün birçok kadın bir şekilde kocasından şiddet gördüğünden hastanelik oluyor. Kimileri polis merkezine gidip şikâyetçi oluyor, bazıları ise ailem dağılmasın, çocuklarım ortada kalmasın diyerek yediği dayakla kalıyor. Yaşanan sosyal, ekonomik sıkıntılardan en çok aile kurumu etkilendiği içinde kadına yönelik şiddet durmak bilmiyor. 

 

GEBZE’DE BOŞANMA ÇOK

 

TÜİK verilerine göre, Kocaeli bölgesinde en çok boşanma Gebze’de olmuş. Geçtiğimiz yıl ise Gebze’de 6 bini aşkın  çift boşanmış.

Bu sayı aileleriyle birlikte 40-50 bin kişiyi ilgilendiriyor.

Boşanmalarda  genelde her iki taraf mağdur oluyor ancak kadınlar mağduriyeti en ağır ve derinden yaşıyor.  

Kadına şiddet ve cinayet genelde gazete sayfalarında üçüncü sayfa haberi olarak geçiştiriliyor.

Oysa normalinde olması gereken bütün sivil toplum kuruluşlarının, kent dinamiklerinin ortak bir eylemle kadına şiddet ve ölümler konusunda etkin ve kararlı olarak ses vermesidir. 

Öyle olmuyor ölen kadınlar öldükleri ve şiddet gördükleri ile kalıyorlar.

 

KARINDAN SIPA, SIRTINDAN SOPA

 

Kadına çok değer verdiğini söyleyenlerin birçoğu kadını sadece cinsel obje olarak görüyor.

O kafa yapısına göre kadın karnından sıpa, sırtından sopa eksik edilmeyecek, aklı ermeyen yarım insandır! 

Bu anlayış bugünün değil geçmiş çağlardan beri süre gelen kadın karşıtı bir düşüncenin ürünüdür.  

Muhafazakâr olarak adlandırılan kesimde kadın veya kızlar kimi zaman örtünmeye zorlandığı bilinen bir gerçektir. 

Kadını sadece muhafazakâr kesimin ikinci planda gördüğü de doğru değildir.

Kendilerini çağdaş olarak niteleyenlerden kimileri de kadını bir şekilde tek tip anlayışa zorluyor.

Onlarda örtünmek isteyen kadına ve kıza bir şekilde baskı yapıyor.  

Oysa kadın kendisiyle ilgili konularda kendi iradesi ile hareket etme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Giyinme veya nasıl yaşayacağına kendi benliği ile karar vermelidir.

Doğru olanı da budur. Örtünsün veya örtünmesin kadınların hepsine saygı göstermek en insanı vazifemiz olmalıdır.

 

KADIN POTANSİYEL TEHLİKE Mİ?

 

Kadın bakışı açısını bir iki örnekle tanımlamak mümkün.

Mesela bazı partilerde veya derneklerde kadın kollarından sorumlu kişi erkektir!

Erkek bir bakış açısıyla kadın kolları veya birimi oluşturuluyor sonra da bu yine o erkek yönetici tarafından sevk ve idare ediliyor. Ama bu güya kadınlara verilen bir önemin göstergesi olarak topluma sunuluyor. Gerçekten trajikomik şeyler bunlar ama gerçek. Kadını potansiyel tehlike olarak göre algıdan başkaca ne beklenir ki.

Yaşamın güzelleşmesi, cennete dönüşmesi ancak kadını ve erkeği özgür ile bir anlayış ile mümkündür. 

Sınıfsal ve cinsiyet ayrımcılığının olmadığı bir dünya da kadınlar öldürülmeyecek, şiddete maruz kalmayacak, tacize, tecavüze uğramayacak,  ikinci sınıf insan muamelesi görmeyecek.

Bunun içinde  ülkemiz de mevcut yasaların erkek egemen bir bakış açısıyla oluşmasına, uygulanmasına son verilmelidir. Kadın ve erkeği eşit bir yaşamı mümkün kılmanın yolu var ve insanım diyen herkes bu konuda duyarlı, kararlı ve sorumlu olmalıdır. 

Bu yazı toplam 900 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.