1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. TARİHİ YAPILARIMIZ SAHİPSİZ
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

TARİHİ YAPILARIMIZ SAHİPSİZ

A+A-

 


Gebze’nin tarihi ve kültür varlıkları gerçekten yeterince tanıtılmadığından ötürü bilinmiyor. 

Bırakın başkalarını Gebze’de yaşayan bir çok kişi kentin geçmişinin önemli izleri olan tarihi yapıları, mekanları bilmez.

Hatta öyle ki her gün yanından geçip gittikleri Çoban Mustafa Paşa Cami ve  Külliyesi hakkında doğru düzgün bilgileri yoktur. 

Oysa Çoban Mustafa Paşa Külliyesi 493 yıllık geçmişiyle Gebze adına çok önemli tarihi eserdir. 

Dönemin menzil kasabalarının en önemlilerinden olan Gebze’de Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliyenin bilindiği gibi önemli parçalarından birisi kervansaraydır.

Eskiçarşı içinde kalan tarihi kervansaray zamanında yolcuların ve binek hayvanlarının dinlenip konakladığı mekandı.

Ne var ki zaman içinde işlevini yitirdi, sonra ki yıllarda ise bir takım kişiler tarafından ele geçirildi. 

Yakın zamanda ise bir takım uyanıklar kervansarayı önce amacı dışında kullanmaya ardından ise çevresine bina yapmaya başladılar.

Tabi dört tarafına yapılan beton binaların tam ortasında kalan kervansaray yıllarca kaderiyle baş başa kaldı.    


Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin 1961-1970 yılları arasında restorasyon çalışmalarını yürüten Yüksek Mimar Cahide Tamer ( d.1915- ö.2005)  kervansaray ile ilgili olarak sanırım 1971 yılında İstanbul Anıtlar Yüksek Kurulu’na bir yazı gönderiyor ve kervansarayın etrafına beton binalar yapıldığını bildiriyor. Tabi devletin bürokratı o zamanlar pekte bu tür şeylerle ilgilenmiyor.

Sonuçta,  Eskiçarşı içinde ki kervansaray tamamen beton binalarla kuşatılıyor. Kervansarayın gün yüzüne çıkarılması ve Gebze tarihine kazandırılması adına 4 yıl önce başlatılan çalışmaları önemsiyorum. Umuyorum ki biran önce kervansarayın etrafında gerekli kamulaştırmalar yapılır ve Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin bu önemli parçası gün yüzüne çıkarılır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tarihi eser göz göre, göre bu şekilde bırakılamaz.

ÖTEKİNE SAYGI DUYMAK

Öz eleştiri, tahammül, ötekini yok saymamak ne yazık ki hem sağda, hem de sol da bolca mevcut.

Herkesi kendi çizgilerini kalınca bir şekilde çizmiş ötekisinin düşüncesini, yaşam hakkını, dinini veya dinsizliğini, kimliğini yok sayıyor.

Yasak diyor, benim düşüncelerim doğrudur, sen yanlışsın!

Tıpkı bugün yaşanan dönem olduğu gibi.

Din birilerinin tekelinde ve onlar insanları dinsiz, dinli diye sınıflandırabiliyor, siyasal iktidarın gücüyle toplumu kendi yaşama bakış açısına göre yeniden dizayn edebiliyor.

Benim istediğim gibi yaşamak zorundasın diyebiliyor.
Oysa yaşamı güzelleştirecek ve anlamlı kılacak olan çok çeşitlilik, çok seslilik, ötekinin yaşam hakkına, düşüncesine saygıdır.

Düşünsenize tek tip bir yaşam ve her şey gri, yaşamın ne anlamı olabilirdi ki? 
Voltaire'in dediği gibi, "Düşüncelerine katılmıyorum, ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim."demeliyiz. 
Birlikte yaşamanın yollarını el birliği ile kapatmış durumdayız. Kim daha doğru, iyi derken aslında insanlıktan eser kalmamak üzere.

 

Bu yazı toplam 444 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.