1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. TARİHİ ESERLERİMİZİ TANIMAK, TANITMAK
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

TARİHİ ESERLERİMİZİ TANIMAK, TANITMAK

A+A-

Gebze’nin tarihi ve kültür varlıkları gerçekten yeterince tanıtılmadığından ötürü aslında pekte bilinmiyor. 

Bırakın başkalarını Gebze’de yaşayan bir çok kişi kentin geçmişinin önemli izleri olan tarihi yapıları, mekanları bilmez.

Hatta öyle ki hergün yanından geçip gittikleri Çoban Mustafa Paşa Cami ve  Külliyesi hakkında doğru düzgün bilgileri yoktur. 

Oysa Çoban Mustafa Paşa Külliyesi 494 yıllık geçmişiyle Gebze adına çok önemli tarihi eserdir. 

Dönemin menzil kasabalarının en önemlilerinden olan Gebze’de Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliyenin bilindiği gibi önemli parçalarından birisi kervansaraydır. Eskiçarşı içinde kalan tarihi kervansaray zamanında yolcuların ve binek hayvanlarının dinlenip konakladığı mekandı. Ne var ki zaman içinde işlevini yitirdi, sonra ki yıllarda ise bir takım kişiler tarafından ele geçirildi.  Yakın zamanda ise bir takım uyanıklar kervansarayı önce amacı dışında kullanmaya ardından ise çevresine bina yapmaya başladılar. Tabi dört tarafına yapılan beton binaların tam ortasında kalan kervansaray yıllarca kaderiyle baş başa kaldı.    


Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin 1961-1970 yılları arasında restorasyon çalışmalarını yürüten Yüksek Mimar Cahide Tamer ( d.1915- ö.2005)  kervansaray ile ilgili olarak sanırım 1971 yılında İstanbul Anıtlar Yüksek Kurulu’na bir yazı gönderiyor ve kervansarayın etrafına beton binalar yapıldığını bildiriyor. Tabi devletin bürokratı o zamanlar pekte bu tür şeylerle ilgilenmiyor. Sonuçta,  Eskiçarşı içinde ki kervansaray tamamen beton binalarla kuşatılıyor  ve bugünlere kadar da o beton binaların arasında kaybolup gidiyor.

Kervansarayın gün yüzüne çıkarılması ve Gebze tarihine kazandırılması adına 4-5 yıl önce başlatılan çalışmalar uzun bir süredir durmuş. Ne zaman başlayacağı ise muamma.  Umarım bir an önce  tarihi kervansaray gün yüzüne çıkarılır.

ORTAK PAYDA DA BULUŞMAK

 

Toplum olarak, ‘tahammülsüzlük’ gibi ortak bir hastalığımız var. 

Dinlemeden, anlamadan her şeye karşı çıkmak, tahammül göstermemek milletçe ortak yanımız var.

Belki de bundan dolayı bu ülke de bu kadar sorun, karmaşa yaşanıyor. 

 Oysa her defasında ifade ettiğim gibi bu topraklarda hepimizin, hangi görüşten olursak olalım ortak yaşamak gibi bir amacımız olmalıdır.

Türk, Kürt, Alevi, Sünni, dinli, dinsiz, doğulu, batılı ayrımcı yapmadan.

Fakat birileri sürekli bu ayrımcılıklar üzerinden beslenerek iktidarlarını sürdürdüler.

Onlar için dökülen kardeşkanı, çatışma, kargaşa iktidarlarının devam adına bulunmaz nimetti.

 Öyle ye, karmaşa ve kaosa sürüklenmiş toplumlar çok daha iyi kullanılır ve idare edilir.

Türkiye’de de durum aynıdır. 1970’lı yıllarda ki sağ-sol çatışmaları, 1980 sonrası laik-anti laik çatışmaları hep bu amaca uygun olarak tezgâhlanıp yürürlüğe konuldu.

Sonuç işte tamda ülkemizin bugün yaşadığı şeylerdir.

Bütün olumsuzluklara reçete ortak payda olan vatanın birliği ve bütünlüğü ilkesine bağlı kalarak Cumhuriyetin ve demokrasinin insana ve yaşama dair bütün kurallarını geçerli kılmak, ayrımcılıkları ortadan kaldırıp yeni bir başlangıç yapmaktır.

 

 

Bu yazı toplam 1190 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.