1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. SUSKUN TOPLUM
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

SUSKUN TOPLUM

A+A-

 

 

 

Bilgi araştırıldığı zaman anlam ve önem kazanıyor. Yoksa kulaktan dolma bir takım söylentiler bilgi olarak hiçbir değer ve anlam kazanmaz.

Bugün özellikle ülkemiz de okumak yerine kulaktan dolma söylentilere daha çok  itibar ediliyor. Çünkü bir süreden beri sistematik olarak  okumayı ve araştırmayı sevmeyen bir toplum haline getirildik. Nasıl olsa birileri bizim adımıza düşünüyor, konuşuyor, tartışıyor ve karar veriyor.

Bizim bir şey ifade etmemize gerek yok!

Okumayan, araştırmayan toplum kimileri için oldukça önemlidir.

Bunun içinde kimi siyasi partiler, STK’lar falan tamda biçilmiş kaftan.

Hele ki siyasi partiler, güya üyelerinin kendisini ifade ve temsil etme olanağı bulunan yerler olarak biliniyor. Ancak siyasi partilerde lider ve onun kadrosu ne derse o olur. 

Lider parti üyelerinin yerine konuşur, düşünür, tartışır ve yolu belirler.

Siz sadece gidip oy verirseniz o kadar. Bu durum özellikle sağ partilerde vardır.

Sağ partilerde üyeler ve yöneticiler lidere biat eder, ona karşı çıkamaz, onun söylediğinin aksine görüş belirtemez.

Öyle bir şey yapan olur ise kendisini kapının önünde bulur.

Bu durum ister istemez siyasi partiler gibi kitlesel yapılarda sürü psikolojisinin oluşmasına neden olur.

Ki, bundan ötürü de  sağ partilerde  tartışma, ayrışma gibi şeyler daha az olur.

Sol partilerde ise lidere biat daha azdır çünkü düşünce yapısı gereği eleştirme ve konuşma, fikir beyan etmek hakkı sol ve sosyal demokrat partilerde daha çoktur. 

Bu sol partileri kimi zaman olumsuz yönde etkilemiş olsa bile  parti içi demokrasi adına önemli bir kazanımdır. 

Sonuç olarak tüm bunlar bilgi toplumu olmamamız, sorgulama, eleştirme gibi yanımızın törpülenmesinden, lidere biat hastalığımız olmasından kaynaklanıyor. Okumak. Bilgilenmek, araştırmak ve sorgulamak ile ülkemiz ve kendimiz çok daha iyi noktalara ulaşabileceğiz

 

DOĞRULUK VE ERDEM

 

Bu iki olgu insanın insan olmasında en önemli vazgeçilemez gerçeğidir.

Elbette her insanda yoktur.

Olmadığı içinde zaten bu kadar önemlidir.

Yaşadığımız şu zaman diliminde insan ilişkilerinde 'çıkar ve karşılıklı ilişkiye' dayalı davranışları görünce 'Doğruluk ve erdem' in ne kadar çok yaşamsal önem taşıdığının farkına varıyoruz. Öyle ki güzel bir dünya özleminin bu çıkar ilişkileri içinde gerçekleşmesinin zor olduğunu biliyoruz, bundan dolayı 'iyi insanları' arıyoruz. Bundan dolayıdır ki kimi zaman yaşamın neden bu denli acımasız olduğunu düşleriz.

Bir gün ölüp gidiyorsunuz. Öldükten sonra ise sizin nasıl bir insan olduğunuz toplum ve geride kalan insanlar tarafından değerlendiriliyor.

'Doğruluk ve erdem' insanım diyen için çok önemlidir.

Biz, yokluk ve acılarda, yaşamın bütün çeşitliliğini paylaşırken insanlara ve yaşama bakışı açımızı hep 'Doğruluk ve erdem'  üzerine kurduk.

 

DEĞİŞİM!

 

Sözcük olarak güzel. Ama değişim özüne ve amacına uygun değil de, çıkar ve kimi beklentiler adına yapıldığı zaman amacı falan ortadan kalkıyor. Değişim başka bir şekle bürünüyor.

 Şimdi kimileri sürekli değişimden söz ediyor, değişimin mucizesinden dem vuruyor.

Değişim adı altında 180 derece dönüş ile başka bir siyasal, sosyal çizgiye sıçrıyor.

Buna da değişim diyorlar! 

Oysa değişim kişinin savunduğu düşünceyi zamana, döneme ve gelişen sürece göre yeniden şekillendirmesidir. Bir başka deyişle, kişinin büyük bir inançla savunduğu düşüncesini elden geçirerek daha da sağlamlaştırmasıdır. 

 Şimdi bakıyoruz kimileri 20 yıl önceki savundukları tezlerin aksini söylüyor, bir başka telden çalıyorlar. Geçmişte savunduklarını reddediyorlar.

Kimileri bunu büyük bir gururla yapıyor!

Değişim kendini, kimliğini, kişiliğini reddetmemektir.

Düşünceye sonuna kadar sahip çıkmaktır.

Bu yazı toplam 445 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.