Hakan Avcı

Hakan Avcı

Yazarın Tüm Yazıları >

SONBAHAR

A+A-

YÜREKLERİNDEN ÖPÜYORUM!

Bir meslek düşünün başkasının hayatını kurtarırken, kendi hayatınızı feda ediyor, sonunda ölüm olduğunu bile bile mücadeleye devam ediyorsunuz.

Bunu kaçımız yapabilir?

Biz evlerimizde oturup, hastane semtlerine bile virüs vardır diye uğramaktan çekinip, yolumuzu değiştirirken, onlar günlerce hastanelerin yani mikrobun tam yuvasında kalarak ölümle kardeş gibi yaşadılar.

Yaşamaya da devam ediyorlar.

Onlarında bizim gibi aileleri var.

Yolunu bekleyen anne ve babaları!

Çocukları, eşleri, sevgilileri, kocaları!

Onlar da en az bizim kadar hastalanmaktan ve ölümden korkuyorlar!

Hatta ışığa koşan kelebekler gibi birer-birer ölüyorlar!

Ama korkuları ve meslektaşlarını kaybetmeleri onları mesleklerini yapmaktan alı koymuyor.

Bir gece rahatsızlandım. Kalbim teklemeye başladı. İki saat kendimle mücadele verdim, hastaneye gitmemek için direndim. Baktım virüs beni öldürmeyecek kalp götürecek, korkularımı içime hapsedip eşimle birlikte Fatih Devlet Hastanesinin yolunu tuttum. Ter resmen paçalarımdan aşağı akıyor, nefes derseniz sadece sudan çıkmış balık gibi ağzımı açıp kapatıyorum.

Hastane o dakika da insana kurtuluş kapısı olarak duruyor. Kaçtığınız o kapıya uçarak giriyorsunuz.

Hastane ikiye bölünmüş! Bir taraf pandemi diğer taraf normal hastalar için ayrılmış!

Sağlık çalışanları uzay filmlerinden çıkmış astronotlar gibi!

Ağızları kapalı, gözleri kapalı, üstlerinde tulumlar! İnanın ben bu kıyafeti birkaç dakika bile üzerimde tutamam! Nefesim kesilir!

Kalp ameliyatı geçirdiğim için benim hastane girişlerim kırmızı alarm! Bekleme yok! En kısa sürede doktorla buluşuyor ve tedavi sürecine geçiyorum. Hastaneden içeriye girdikten hemen sonra benim kalp atışlarım, nefes alış-verişlerim normale döndü. Ama içeriye girdim bir kere (!) Kırmızı’yı yedik (!)

Doktor o astronot kıyafetlerinin içinde kan-ter! Diğer sağlıkçılar aynı şekilde! Yemin ederim kendimi bıraktım onlara acımaya başladım.

Anlayacağınız benim tahliller, grafikler gecenin 03.00’ne kadar devam etti. Bu süreçte doktorumun tavsiyesi üzerine (tehlike görmediği için) hastane dışında bekledim.

Abartmıyorum (yüzlerce desem yeri var) hasta o 7-8 saat içinde hastaneye geldi. Beni kontrol eden doktor “tehlike yok, stres” dediği zaman o odanın içinde benimle 8 saatini dolduruyordu. Tabi sadece o değil sağlık personeli, hizmetliler, çalışanlar hepsinin de hakkını vermek gerekir.

Salgın bize gösterdi ki bekletiyorlar diye kızdığımız, ilgilenmiyorlar diye eleştirdiğimiz, bırakmıyorlar diye sinirlendiğimiz, vara-yoka tepki gösterdiğimiz sağlık personeli aldıkları her maaşın bırakın kuruşunu her zerresini hak ediyorlar.

Onlara (bütün sağlık çalışanlarına) ben kendi adıma teşekkür ediyorum. İyi ki varlar.

Şimdi dikkat!

Balkonlara çıkıp onları alkışladık! Hepsine sevgimizi-saygımızı gösterdik. Bunlar güzel hareketler!

Ama onların hakkını da vermek gerekmez mi? Salgın döneminde hepimizden tam not alan bu teşkilat çalışanlarına alkıştan çok daha fazla sahip çıkmalıyız.

Ne istiyorlar?

Ek ödemelerde eşitlik. Hayatını kaybeden sağlık çalışanları için “iş kazası” veya “meslek hastalığı” uygulaması! Taşeronken kadro verilen sağlık çalışanlarının haklarının verilmesi. Onlara yönelik saldırılarda cezaların artırılması!

Bu dönemde can kurtarmak için can veren, hayatlarını ve yaşamlarını hiçe sayanlara bir vefa borcumuz var. Devlet dünyaya örnek olan sağlık çalışmalarını sağlık çalışanlarını ödüllendirerek taçlandırmalı!

Bu adımı bekliyoruz.

 

Bu yazı toplam 1508 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar